Sergi ve buluşmalarıyla YIKIM 2011, 12 Mayıs'ta başlıyor.

Varoluş üzerine belki de en çok laf – söz üretilen çağlardan birindeyiz. Bireysel varoluşumuzun bile savaşımdan ibaret olduğu düşüncesi dayatılırken, çarklar dönüyor ve yok etme, ötekileştirme, yıkma eylemleriyle daha güzel bir dünya için gerekenin yapıldığını iddia edenlerle dolu ortalık. Bin yıldır filozoflar gerçeği ararken, en güzel ve cesur sözlerin bile bu çarkçıbaşılar tarafından kendilerine yontulduğunu görüyoruz. Kişisel öykülerimizde, toplumsal ya da siyasi boyutta... Yıkım var... Yeni dünya düzeni iyi olacak dediler ama... Koskoca bir gladyatör arenasında yaşıyoruz ve ilk olarak kaybedilen şey “tin”... Yıkım var, ve artıyor.
Görüyoruz, yaşıyoruz ve o bize dokunuyor. İnsanın, yaşamın kurallarını şekillendirmesinden, yapıyı bozmanın zeki masumiyetinden beri, çok şey değişti. Ve bize dayatılan YIKIM hiç bu kadar kara bir yüzle karşımıza çıkmamıştı. Bu kadar açık belirti vermemişti geleceğin daha kötü olabileceğine dair... Çok şey vurgulanabilir; işgaller, ekolojik sorunlar, küresel kapitalist hegomonya... Her boyutuyla talan...
Fakat bir şey var: Bu duruma dair sözü olan sanatçıların katılacağı “Yıkım 2011” merkez konumunu belirledi ve 12 Mayıs'ta başlıyor. Ana sergi mekânı Beyoğlu, Tomtom Mahallesi, Akarsu Sokak, No:2. Kargaşa ve kaosta tanıklıklar, geleceğe dair bazen iç karartıcı olabilen gerçeklere karşı başka bir ortak nefes almak, üretmek, sunmak adına... Sürrealist Eylem Türkiye'nin, kendi deyimleriyle “hammaliyesini yüklendiği”, tamamen bağımsız bir sanat eylemi bu. Sergide yer alacak işler, yıkım kavramına her sanatçının kendi tanıklığından özgürce bakışını yansıtması adına üretildi. Kişisel yıkım deneyimleri ya da etrafta, kürede gördükleri, fark etmez. Evet, kavram; varlığının organik köklerinin hakkını, bu sergi için üretilmiş işlerde verecek. Sergi mekânının da sözü geçiyor bu sergide; kentin rant / eğlence / karmaşa / kaybolma / kendini bulma merkezlerinden Beyoğlu'nda, hafızasında ne kadar para edeceği tartışmalarıyla birlikte sokak insanlarını, travestileri ve yıkımın farklı tanıklıklarını taşıyan bir bina söz konusu olan. Uzun bir arayışın sonunda bulunduğunda, içinden geçmiş insanların ve başka canlıların geride bıraktıklarıyla özel bir anlam kazanan bir bina... Bu sergide tüm hafızasıyla hissedilen ve sanatçıların işlerini yaparken dokunduğu, yaklaştığı bir bina. Sergiyle metrukluğuna veda edecek, ardından da bir “hostel” olacak bir bina... Ve sanatçıların mekânı görüp, o mekânın psikocoğrafyasını hissetmeleri, elde ettikleri sezgilerle birlikte iş üretmesi.
Rafet Arslan:
"Yaşadığımız çağ; sürekli yarattığı imge bombardımanları, hızın hakimiyeti, sahte gerçekliklerin işgali ile hepimizi amneziye tutsak eder. Bu da ister istemez hafızayı, hatırlama çabasını bir direniş biçimi haline getirir. İkiyüzlü uygarlığın gerçeklik terörü karşında insanın ve onun bıraktığı izlerin kayıt alanı olarak uzamın hafızasını, ruhsal direniş mevziimize katmak ve unutmamak; asla unutmamak…"
Sanat eylemi olarak YIKIM 2011, hemcisleri arasında, doğal bir süreçle büyümesiyle öne çıkıyor biraz. 2010 yazından bu yana süreç işledi; kolektif-avangard inisiyatif Sürrealist Eylem Türkiye içinde Yıkım kavramı, günümüz dünyasında yaşananlarla başlayan tartışma ve bu süreçten çıkan çağrı metni ile yola çıktı. Kendi özellerinde yaşadıkları, Babil kehanetleri, 3. Dünya Savaşı, çevre talanı... Bu sergi için; bir zamanlar travestilerin, sokak çocuklarının mekânı olan Beyoğlu'ndaki 2 no'lu binada sergilemek ve YIKIM'a tanıklıklarını anlatmak için işler hazırladılar. Bu konuşma – görüşmelerle, yani gerçek bir paylaşımla şekillenmiş sergide, kavramsal bir ele alışın ne denli yaşamsal, gerekli ve etten - kemikten olduğunu gösterecekler bize.

Sergiye yurtiçinden ve yurtdışından toplam 60 kadar sanatçı katılıyor. Konuşmalar dönüp dolaşıp yerkürede yaşanan yıkımlara; nükleer reaktörlerin patlaması, işgaller, okyanusları kirleten petrol sızıntılarına... gelirken; bunu engelleyecek başka bir “yıkım” düşüncesi doğabilir mi sorusu soruluyor... Duyargaları açık olma özelliğiyle ortak bir noktada buluşmak, kavram etrafında dolaşmak, sanatçının bireysel deneyimi ve özgürlüğünün getirdiği gerçek bir kimlik taşıyan bir sanat eylemi oluşturmak... Sadece izleyici olmamak. Yeni bir politik manifesto çıkarmak değil niyet burada; “iktidarları yıkım aygıtlarını durdurabilecek sivil itaatsizlik yollarını, yeni eyleme biçimlerini, yeni söylem biçimlerini oluşturabilmek ve böylece yıkımın yıkıcılığından yapıcı yeni bir dünyaya doğru bir kırılma noktası hayata geçebileceğini umut etmek”. İzleyiciyle birebir iletişime, tartışmaya açık ve yıkımın kavramının tüm genişliğini ortaya koyarak.
YIKIM 2011'in dikkat çeken bir yanı da, kendi ifadelerini geliştirmiş bilinen sanatçılarla birlikte, çok daha genç isimlerin de yer alıyor oluşu. Yurtdışından sanatçı ve gruplarının, ülkeden sanatçılarla aynı kavram etrafında bir araya gelmeleri; kendi sözlerini söylemeleri, bu sergiyi -tam adıyla sanat eylemini- izleyici için daha da ilginç kılıyor. Sanatçıların hepsi gönüllü olarak katılıyor, gönüllü mekânı hazırlayanlar var. Koordinatörlerinden Rafet Arslan'ın belirttiği gibi “her şeyin güçle, ilişkilerle belirlendiği kültür ortamında imece usülü, kolektif işlerin de başarılabileceğini gösteriyor bu sergi bir yandan. Kültür endüstrisine alternatif bir damar açmak gibi...” bir eylem bu sergi.
Yıkım / Destruction 2011, 2010 yaz aylarında ülkenin ilk kolektif-avangard inisiyatifi Sürrealist Eylem Türkiye içinde ekolojik yıkım, Maya takvimindeki 5. güneşin gelişi, küresel kapitalist hegemonyanın geleceği, 3. Dünya Savaşı, Babil kehanetleri üzerine başlayan tartışma ve bu süreçten çıkan çağrı metni ile yola çıkmış, tamamen bağımsız bir sergidir. Serginin konsepti doğrultusunda, yurtiçi ve dışından yaklaşık 60 sanatçının, çok çoğunluğu direkt sergi için üretilmiş ya da ülkede ilk sergilenecek yapıtlarından oluşmaktadır. Performans geceleri, tartışma metinleri, blog, forumlar, film gösterimleri ile beslenen bir kampanya olarak yatay bir biçimde örgütlenmektedir.
Açıldığı 12 Mayıs'tan 27 Mayıs'a dek sürecek YIKIM 2011'in koordinatörleri Alper T. İnce ve Rafet Arslan. Açılış 12 Mayıs saat 19.00'da. Beyoğlu'ndaki Yeşilçam Sineması'nda film gösterimleri; Depo'da 14 Mayıs'ta yapılacak olan “Yaşayan Gerçeküstücülük” ve “21 Mayıs'ta yapılacak “Yıkım Tartışılıyor” başlıklı forumlar; belirlenmiş yan etkinliklerden birkaçı. YIKIM, zaten sizinle... Bu sanat eylemi de bir kırılma noktası... Tekrar etmek gerekirse: YIKIM 2011'e herkes davetli...
Yıkım 2011 / Destruction 2011
12 - 27 Mayıs 2011
Koordinatörler: Alper T. İnce & Rafet Arslan
Açılış:12 Mayıs, Saat:19:00
After Party: Saat: 22:00 / Peyote
Sergi Mekânı: Tomtom Mah. Akarsu Sok. No:2, Beyoğlu / İstanbul, Türkiye