SHE-BOP


Murat MRT Seçkin

Erken ergenlik vakitleri. Biraz seksenler gecesi gibi olacak ama televizyonda gerçekten Kara Şimşek dönüyordu. Ha bir de ikinci köprü daha yapılıyordu. Onu çok iyi hatırlıyorum çünkü bizim evin arka tarafı da şantiyeye dönmüştü.
 
Her neyse vücuttaki şeftali tüylerin kıla dönüşmeye başladığı, o çirkin ve itici çocuk bıyığının en olgun olduğu bir dönemde başladı her şey. Cinsellikle ilgili herhangi bir baskı kurmayan ailem tarafından büyütülmenin verdiği farkla, yaşıtlarıma göre seks ile ilgili konulara pek bir ilgisizdim. O yaşta bile engellenemeyen ego ile insanlara aman bunlar ne, biliyoruz hepsini işte diyerek durumu geçiştirmenin her türlü yöntemini kullanırdım. Sonra bir gün işler değişti. O filmlerde görüp kitaplarda okuduğum şeyin veya şeylerin gerçekten benim tarafımdan da uygulanması gerekliliğinin farkına vardım. O kadar aşağılayıp adamdan saymadığım hayati bir eylemi kendimden ne kadar uzaklaştırabilirdim ki?
 
…Halley Kuyruklu Yıldızı pek bir yakından geçti, Cliff  Burton öldü gitti, Çernobil patladı aman çay içmeyin haberleri sağda solda yükseliyor. Ama bedenini keşfeden körpe bir vucüt için tüm bu olaylar tahrik edici bir güç olabiliyor. Hayatımın ilk ve tek boyut karşılaştırmasını Cinema dergisinin Alman edisyonu sayesinde yaptım. Tabii edisyonun Alman olması ayrı bir rastlantı. Çünkü o zamanlar porno yapımlar neredeyse sadece Almancaydı.  Bizim sülalenin Almanya’dan gelen veya gelecek olan tanıdık potansiyelimiz neredeyse sıfır olduğundan bu gibi şeylere ulaşmamız da pek kolay olmuyordu. O dergide erotik film geçmişi olan Sylvester Stallone’nin cıbıl bir resmini koymuşlardı. Çok üzülmüştüm; sen git o kadar vücut yap, ünlü ol, para kazan ama maddi kazanımın ne kadar yükselmişse de etsel kazanımın neredeyse sıfıra inmiş. Sesli bir şekilde vay Rambo, vah Rocky diye hayıflanırken içten içe de boyutsal farkı düşünerek kıkırdıyor, kendimi pek bir halt sanıyordum… aferim bana…
Bilmediğim bir sebepten dolayı tek başıma kaldığım evde kıt hayal gücümle bazı denemelere giriştim. Bir kısmı acı verdi, bazıları hiçbir şey ifade etmedi. Bir ara vaz bile geçtim. E yani bu nedir ki şimdi ama diye. İşin doğrusu çok iyi bildiğimi sandığım cinselliğin bırak ikinci tekil ve çoğul şahıslar ile yaşananını, birinci tekil şahsın bile tek başına neler yapabileceğini bilemiyordum. Kısa aralarla kısa denemeler arasında vakit geçti gitti.
 
Sonra bir şey oldu, keyif veren, hafiften rahatlatan bir hareket keşfettim. Sonradan düşündükçe doğru yolda olduğuma karar verdim ve ilerledim bakalım ne olacak diye. Tabii eninde sonunda tarif edemediğim ve neredeyse baldırlarımı kramptan öldürecek bir hisle hormonlarımı ve beraberinde minik çocuk adaylarımı özgür ve aydınlık dünya ile tanıştırdım. Bu mutlu anı keyifle kutlarken, bir yandan da çektiğim tuhaf sızı, sado-mazo geleceğime ışık tutmaya başladı sanki.    
 
Keyifli bir uyku halinin altından bastırılmış ahlak kuralları teker teker gözümün önünden geçmeye başladı. Belki de günah işlemiştim. Aslında işlemiştim. Kısa adı ile Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersine giren hocamız vaktinde şöyle bir şey söylemişti; “Cenabet iken attığınız her adım cehennemde 40 yıl demektir.” Tabii ki küçük yaşta agnostizm ile tanışmış bir genç olarak vücudumda coşan salgılar nedeni ile olsa gerek, kafanız kıyakken obsesifleştiğiniz konularda olduğu gibi ben de inanç, Tanrı ve tu kaka davranışlara yönelik cezalar konusunda derin düşüncelere daldım. Her ne hikmettense yıllarca bize kötü bir şey olarak gösterilen bu eylemin hâlâ neresinin kötü olduğunu anlayabilmiş değilim. Hastalık seviyesinde bağımlılığa sürüklenenler de var tabii ama olsun, ne zararı var? Daha doğrusu kime ne zararı var?
 
Zamanla tekrarlayan süreçlerde ne o ilk baştaki tuhaf keyif kaldı ne de çok büyük vicdan hesaplaşmaları. Ama öğrendim ki insan bedeni ile ne kadar barışık olursa ve biraz da tek başına iken başkalarını umursamak zorunda kalmadığı gerçeğini düşünürse tuvalet özgürlüğünün en büyük temel taşlarından biri olarak mastürbasyonu el üstünde tutsak iyi olur sanki. Utanıp sıkılacak ne var ki…
   

muratmrtseckin@hotmail.com