ALBÜM


O kadar ünlü bir aileniz olunca kendinizi kanıtlamanız zordur. Charlotte Gainsbourg da babası Serge ve Jane Birkin’in ünü altında eziliyordu başta. Ancak son yıllarda kalbur üstü filmlerin (Gondry ile The Science of Sleep, Trier’le AntiChrist) yanında albümleriyle adından olumlu şekilde sözettiriyor. Önce 5:55 geldi Nigel Godrich’in prodüksiyonuyla. Şimdi ise Beck ile hazırladıkları IRM. Öncekinin pabucunu dama atacak gibi duruyor. Olgunluk dönemine giren Beck’in ilk ciddi prodüksiyonu diyebileceğimiz çalışmadan ilk kırkbeşlik “Heaven Can Wait” ise klibiyle de dikkat çekici. Charlotte ablama hayırlı işler diliyoruz…


Afrobeat’in öncüsü ve de Brian Eno’ya göre “yaşayan en iyi davulcu” Tony Allen, geçen yıl The Good The Bad The Queen ile geldiğinde İstanbul’a şöhretlerle dolu grubun da yıldızıydı. Bu yıl ise önce Secret Agents isimli solosu ardından da Jimi Tenor ile kotardığı Information Inspiration yılın güzellikleri arasında. Strut isimli plak şirketinin yayınladığı Information Inspiration serisinin Paris ve Tenor’un memleketi Finlandiya’da kaydedilen bu 4. albümünde funk, jazz, afrobeat ve rock’un; bu iki büyük müzisyen ve Tenor’ın Kabu Kabu isimli grubundan harika icrasına tanık oluyorsunuz.



2009 yılı süpergrup toplanmalarıyla da hatırlanacak. Önce Chickenfoot sonra Monstres of Folk derken şimdi hepsinin pabucunu dama atabilecek Them Crooked Vultures’a merhaba diyoruz. Queens of The Stone Age’den Josh Homme, Led Zeppelin’den John Paul Jones ve de Nirvana’dan Dave Grohl’dan oluşan grubun albümleri de kendi ismlerini taşıyor. İlk olarak 2005 yılında fikirsel anlamda ortaya çıkan proje elemanların efsane gruplarının toplamından çok bir Queens of the Stone Age albümü gibi tınlıyor. Ancak müzisyenler bu kadar yetenekli olunca, ki John Paul Jones’u böyle bir projede dinlemek harika, yılın da en başarılı işlerinden biri çıkmış oluyor. Çok beklentiye gerek yok, süper müzik var. Bu arada John Paul Jones demişken Jimmy Page’in de bu aralar Eric Clapton ve Aerosmith üyeleriyle kayıtlar yaptığı söylentileri var ortalıkta. Du bakali nolcek?



Northampton yöresinden James Chapman kendine Maps ismini takıp bir albüm yayınlamaya karar verdiğinde sene 2007 idi. Debüt We Can Create evde kaydedilmesine rağmen Mercury’e bile aday oldu ve Shoegaze tadlarını uykusundan uyandırdı. Şimdi ikinci albüm Turning the Mind bu kez teşekküllü bir stüdyodan yılın en iyi elektronik işlerinden birini sunuyor bize. Shoegaze yine albümün tamamına sinerken, ‘80’ler disko tınıları ve de LCD-vari tadlar da de eksik değil.


Portishead’in son albümündeki Krautrock bilmecesi çözüldü. Grubun beyinlerinden Geoff Barrow’un yeni grubu BEAK> kendi isimlerini yaşıyan debütlerinde 2009 model kraut tatları sunuyor bize. Fuzz Against’ten  Billy Fuller ve Team Brick’ten Matt Williams’ın da yer aldığı proje tek odada canlı kaydettikleri ve herhangi bir üstüste kayıt kullanmadan, sadece açık editleme ile ortaya çıkmış. Third’den tanıdık tonlar da duyururken yılın ilgi çekici albümlerinden biri olmaya aday.


SİNEMA


Michael Moore belgesellerini seveni de çok, yetersiz ve kolaycılığa kaçan bulan da. Yine de hiç yoktan iyidir. Son belgeseli Sicko’dan sonra Amerikan Tarihi’nin en önemli değişimlerinden biri Sağlık Reformu’ndan daha rahat bahsedilebiliyor artık. Tabii bize ne? Yeni film Kapitalizm: Bir Aşk Hikayesi ise küresel kriz zamanlarında adı üstünde kapitalizmin geldiği tıkanma noktalarını kendine has mizahi üslubuyla eleştiriyor. Tabii suya sabuna ne kadar dokunuyor, bir çözüm öneriyor mu orası tartışmalı gene. Fahrenheit 9/11, Bowling for Columbine ve Sicko’daki gibi Amerikalılara acımak istiyorsanız işe yarar bir film diyebiliriz.



Usta Yunan yönetmen Theo Angeloupoulos’un, resmi olmayan “Zaman” üçlemesinin ikinci filmi (ilki Ağlayan Çayır) Zamanın Tozu bu ay gösterim şansı buluyor. Bu yıl Berlin Film Festivali’nde galası yapılan yapımda, yine bu aralar AntiChrist’te performansını izlediğimiz usta isim Willem Dafoe, Bruno Ganz, Irene Jacob gibi isimler yer alıyor. Fimde A isimli Amerikalı bir yönetmenin zamanda dolaşarak 1953’teki doğumundan günümüze kendinin ve atalarının izlerini takibi üzerinden dönemim olaylarına bir bakış sunuyor. Müzikler de yine yabancısı olmadığımız Eleni Karaindrou’dan.


DİZİ


Kabak tadı veren Lost çılgınlığından sonra “gizem” üzerine dizilere önce Fringe gelmişti. Şimdi ortalığı FlashForward süpürecek gibi. Dünyadaki herkesin (!) 137 saniyelik bir bilinç kaybı yaşaması ve bu süre içinde 29 Nisan 2010 tarihinde ne yapıyor olduklarını görmeleri gibi oldukça ilgi çekici bir bölümle başlayan yapım; quantum, kehanet, gelecek konularını işliyor. En enteresan Oscar’lı Aşık Shakespeare’den bildiğimiz Joseph Fiennes’i başrolünde gördüğümüz yapımda, yeni kuşak Amerikan dizilerinin karakter oyuncularından da gırla var. Oyunculuk berbat, çekimler sıradan ama işte merak ettiriyor.


YAYIN
 
Aralık ayında İstanbul’a da gelecek olan son dönemlerin en popüğler düşünürlerinden Slavoj Zizek’in kendi seçtiği popüler kültür metinlerinden Encore yayınlarının hazırladığı “Bilinmeyen Bilinenler” serisinin dürdüncü kitabı Matrix, Bahadır Turan’ın çevirisiyle yayınlandı. Kieslowski, Hitchcock ve David Lynch’den sonra, Zizek bu kez Matrix’i Lacan’ın “Büyük Öteki” konsepti üzerinden bir güzel eleştriryor. Filmin popülerliğinin zirvesindeyken herkesin dilinde yarım yamalak bir fikriyat yarattığını düşünürsek Zizek’in yaklaşımları büyük önem arzediyor haliyle.


2009 Darwin yılıydı. Hâlâ devletin resmi kanalında bile saçma sapan haberlerle karşı çıkılan evrim teorisinin kutsal kitabı Türlerin Kökeni bu kez herkesin belki de daha rahat (!) anlayacağı şekilde çizgi roman haliyle Versus Yayınları’ndan çıktı. Michael Keller’ın hazırladığı kitap özellikle çocuklar ve lise çağındakiler için önemli bir yayın. Bu yıl her şeyin çizgi romanlaştırıldığını düşünürsek (Marx dahil) Türlerin Kökeni’nin buna özellikle ihtiyaç vardı memlekette. Hani genç birilerine hediye arıyorsanız, bundan başlayın.


KONSER

2 sene evvel İstanbul’da güzel bir konser veren, İsveç’in 2000’lerdeki folk hareketinin en popüler temsilcilerinden Jose Gonzales bu kez Otto Santral’e geliyor. 2007’deki In Our Nature’dan sonra sadece bu yıl internet üzerinden bir kırkbeşlik yayınlayan Gonzales gitardaki ustalığıyla canlı performansı görülmeye değer. 
12 Aralık 2009 – Otto Santral.


SERGİ
 
Ceren Oykut, Nalan Yırtmaç ve Başak Kaptan’ın çizim, animasyon ve enstalasyonlarının bir araya getirilmesiyle oluşan “İz Sürmek” isimli sergi Aralık ayında da açık. Iz sürme, takip etme, kopyalama eylemlerinin çağrışımarını seçtikleri konular ve yaklaşımlarla bize sunan sanatçıların işleri 1 Ocak tarihine kadar Sabancı Üniversitesi Kasa Galeri’de izlenebilir.

info@kargamecmua.org