Yol Da
Yolda. Bir kitap adı. Yazarı Jack Kerouac. Beat Kuşağı olarak adlandırılan edebiyat kuşağının isim babası ve en popüler yazarı. Beat kuşağı, sadece bir edebiyat türü olduğuna birilerinin bir türlü inanmamasından dolayı üzerine en çok yazılan, çizilen ve hata yapılan, tarihsel geçmişinde gerekli arkeolojik çalışmalar yapılmadığında kara mizah ile ilintilenen 21.yy.ın en büyük kapital ünitelerinden biri. Türkiye’den bu şeylerden bahsetmek mide bulandırıcı, hâlâ “hip”in ne olduğunu bilmeyen ve dolayısıyla “hipster”e varamayan ama onu “hippy” ile ilintilemeyi becerecek kadar düşük zekâsı olan, karşı yani counter olan ile sub yani alt olan kültürleri birbirine aynı şekilde sokarak kusma hızımı iki katına çıkarabilen bu ülkeden.
Radikal Gazetesi’ne elli defa aynı yazıları cümlelerin yerlerini değiştirircesine yeniden ve yeniden sunan –onlar da basıyor- zihniyetlerin yaşadığı bu topraklardan şu andan itibaren bahsetmeyeceğim, 44 yıl, tam 44 yıl sonra ölmezsem belki! Yolda isimli İncil’den sonra en çok satılan ve çalınan roman, Türkiye Cumhuriyeti topraklarında Kıyı Yayınları tarafından yüzyıllar önce basılmıştı, geçen sene ise aynı baskı Ayrıntı Yayınları tarafından tekrar basıldı ve çok kısa bir süre sonra yayıncı fark etti ki Amerika’da şu an kitabın “orijinal rulo”su basıldı, satılmakta, o zaman hemen Türkiye topraklarında da basılmalı kararı alındı ve bir yıl geçmeden Yolda romanı yeniden bu sefer “orijinal rulo” olarak basıldı. Orijinal rulo nedir noktasını Amerika'da kimse efsane etmedi ama Türkiye geç kalmadı bu konuda: Jack’in yazdığı şu bilmem kaç kilometre uzunluğundaki tuvalet kâğıdı tarzındaki kâğıt rulosu geçerli sebeplerden dolayı Amerika'da basılamamıştı, her şeyden önce Jack metne hiç müdahale edilmemesini istemekteydi, yayıncı ise spontane prose denen bu yerküreyi sallayacak yeni nesirden bir haber olduğundan dolayı “olum Jacki salak mısın sen ben bunu böyle nasıl basayım, deli misin nesin aq” şeklinde yaklaşınca, Jack manevi ve duygusal sebeplerden dolayı kitabın editöryal tecavüzüne izin verdi, iyi ki de verdi yoksa ben şimdi bunları yazamazdım, Ayrıntı Yayınları Türkiye’de o kitabı basamazdı, yüzlerce genç kızımız ve oğlumuz “hehe ben Beat oldum,” diyemezdi. Ve en acıklısı da Amerika buhran edebiyatından çıkamaz ve maazallah neme lazım hâlâ bugün “çanlar kimin için çalıyor” ola ki durumunda olabilirdi dünya. Jack Kerouac özellikle Penguin Books tarafından düzülen, sömürülen bir posttur, her sene bu yayınevi yazarın tüm kitaplarını kapaklarını yenileyerek ve abuk-sabuk ön ya da son sözler ekleyerek piyasaya sürer. Kerouac Estate yani Kerouac’ın mezarcıları -varisleri- ise bu duruma çanak tutmaktadır ve hâlâ ortaya Kerouac’ın dolabının gizli bölmesinde bulundu iddia edilen kitaplar çıkıp basılmakta, hatta yazarın dostu William S. Burroughs’la başladıkları ama vazgeçtikleri romanı bile basılıp dünyaya pazarlanmaktadır. Kerouac sadece tek tanrıcı yönelimi ya da Amerika'nın yeni edebi Buddha’sı olması nedeniyle Hz İsa’ya yakın değildir, İsa’dan sonra Amerika'nın yeni İsa'sıdır, onun kadar satar, fiyakalıdır, İsa'dan yakışıklıdır, daha taze bir ölüdür ve İsa 58 tane kitap yazmamıştır. Zaten Ginsberg de –Allen olan- daha rahmetli Kerouac yaşarken belirtmiştir ki Jack menajerleri tarafından fena halde düzülmektedir. Ama artık doğası gereği midir bilmem Jack gerçekten bu işlerle hiç uğraşmamış ve Allen’a “Kesinlikle sana inanıyorum,” diyerek olayı görmezden duymazdan gelmiştir. Ama Amerika'da atasözü olan bir cümlede vardır, “Jack Kerouac öldüğünde sadece $150’ı vardı”r, sanırım Penguen editörü bu para için çok çalışmıyor bugün. Neyse neden Yolda, Jack henüz Buddha'sını ve Allah'ını bulamamıştır, kendini de bulamamıştır, yolda romanı haricinde salt Buddha'yı yazacaktır Jack daha sonraki kitaplarında…: Dharma Bums’da –Zen Kaçıkları gibi mükemmel bir adla Nevzat Erkmen çevirisiyle yüzyıllar evvel iki baskı yaptı-, Yalnız Gezgin de -bkz Parantez Yayınları-, şimdi okura tanıdık gelsin diye Türkiye'de basılanlardan örnek vermekteyim, en nihayetinde devasa eseri some of the dharma Beat kuşağını gerçekten din dersi kitabı noktasında durmaktadır. Ama bu kitapların hiç biri Yolda kadar ilgi görmedi dünyada, oysa mesele yol olsaydı bu kitapların hepsi Yolda'dan daha fazla yol, hepsi birer yol romanı. Amerikan savaş sonrası gençliğinin maço ve özgürlükçü ama okumamış hali aslında bu ülkenin 2000’lerinin Yolda’ya yönelen nüfusu ile ortaklıklar göstermektedir, Kerouac peygamberdir ama ona tabi olanlar onun Allah'ı ile ilgilenmez, oysa Yolda nebinin kitabından sayfalardır sadece, ama Kerouac okurunun aksine tanrısıyla ilgilenir, en nihayetinde daha hareketin başında Burroughs ve Snyder gibi o da bu işin kurumsallaşan yüzünü hemen görmüş “Her yandan Beat fışkırıyor ve ben bundan sıkıldım,” cümlesini sarf etmiş yıllar sonra ise “Oturun evinizde ve şarap için, yol budur,” cümlesini kurmuş, her zaman Beat değil Katolik olduğunu ve tüm o yolu kat edişlerinin sebeplerini anlatmaya çalışmış ama gerek basın olsun gereke kan emici yayıncılar olsun tüm bunların aksine olabildiğine süsleyerek ve boyayarak lanse etmişlerdir Kerouac’ı. Jack iç dünyasını onlar ise parayı kazanmıştır, okur mu, okur bir bok kazanamamıştır, bir avuç hariç insan hiçbir şey anlamamış ve anlamamaktadır da.
Evet, Yolda büyük savaş sonrasında bir kurtuluşun kapılarını açtı ve kırdı ama dönemin Amerika içi sosyal ve politik durumunu ve edebi çökmüşlüğünü en azından standart bir tarih bilgisi noktasında incelersek, gençlik hezeyanlarından vazgeçer ve belki Gary Snyder, Philip Lamantia okumaya da başlarsınız.