Korku filmi izlemenin faydaları


Semra Uygun
1- Sanatsal filmler brokoliyse, korku filmleri patates kızartmasıdır. Korku filmi izlerken korkarsınız ama asla sıkılmazsınız. Nereden, ne zaman, neyin çıkacağını bilmediğiniz için hep bir merak ve gerilim vardır. Oysa aynı şeyi Uzak’ı izlerken hissetmezsiniz. Çünkü Mahmut’un bir zombiye dönüşeceği falan yoktur. En fazla yürür. O da korkutmaz zaten. Bu yüzden korku filmleri Cannes’da ödül almaz ama gönlümüzün altın palmiye orman çiftliğine sahiptir.

2- Bir korku filmi izleyicisini gündelik hayatta kolay kolay korkutamazsınız. Çünkü o bütün taktikleri ve tehlike noktalarını biliyordur. Adeta eğitimli bir korku uzmanıdır. Mesela gece yarısı aniden karşısına çıkan ve yardım isteyen beyaz elbiseli soluk benizli küçük kızın peşinden gitmez. Lanetli olduğu söylenen oyuncak bebekleri eve almaz. Mezarlıklara tıbbi atıkla girmez.

3- İkisi de aynı derecede heyecanlıdır fakat korku filmi izlemek bungee jumping yapmaktan daha kolaydır. Çünkü ne 50 m yükseklikten atlamak zorundasınızdır ne de baş aşağı sallanmak. Bir koltuğa oturup, cips yemeniz yeterli. Korku filmi izlerken kalp atışınız ve soluk alışverişiniz hızlanır. Ve kabusları saymazsak, film bittikten sonra aşırı iyi hissedersiniz.

4- Korku filmleri romantiktir. Çünkü eğer korku filmini biriyle izliyorsanız ve o kişi biraz korkuyorsa, ona sarılmaktan zarar gelmez. “Merak etme ben seni korurum, onlar gerçek değil kukla, hayalet diye bir şey yoktur” gibi cümlelerle desteklenirse, %100 çalışır. Aşk filmlerinden bile etkilidir. Önemli not: Evlenme teklif edeceklere pek önerilmez.

5- Korku filmi izlerken seri katilin kim olduğunu, ilk önce kimin öleceğini, nereden bir manyaklık çıkacağını düşünmekten; günü geçmiş faturaları, yanlışlıkla “all”a gönderdiğiniz ayıplı mail’i unutursunuz. Korku filmleri 1,5 saatlik terapi gibidir. Kafayı ve sinirleri boşaltır, cilde iyi gelir. Üstelik psikiyatri seansından daha ucuzdur.

6- Çok kötü bir gün geçiriyorsanız, The Exorcist’teki Regan’ın daha kötü bir gün geçirdiğini hatırlayıp rahatlayabilirsiniz.

7- Çok iyi bir gün geçiriyorsanız, The Texas Chainsaw Massacre’daki gençlerin de güne iyi başladığını hatırlayıp rahatsız olabilirsiniz.

8- Gerçek hayatta bir vampirle karşılaşma olasılığınız %0’ken, korku filmlerinde bu oran %100’dür. Vampir görmek, Mars’ı görmekten bile daha havalıdır. Korku filmleri sizi her gün birbirinden tuhaf yaratıklarla biraraya getirir. Hanımların dikkatine, Overlook oteli ayağınıza geldi.

9- Tarantino, Nolan gibi yönetmenler hayal dünyalarını korku filmleriyle beslemişlerdir. Siz de öyle yapabilir, başarılı bir yönetmen olamasanız da, küçük korkunç dokunuşlarla gerçek hayatı daha eğlenceli bir hale getirebilirsiniz. Mesela kredi kartlarını insan etiyle beslenen bitkiler, metrobüse binen insanları karanlığın ordusu gibi görebilirsiniz. Yoksa siz H. R. Giger’ın o çizimleri kelebekleri düşünerek mi yaptığını sanıyorsunuz?

10- Alfred Hitchcock! semra_uygun@yahoo.com