Mutsuzluk, hemen şimdi... She Past Away
Murat MRT Seçkin
Sanırım her şey ergenlikte başladı. Babamın bize oldukça erken yaşta izlettiği ve birçoğuna göre nispeten kötü atfedilen Michael Radford’un 1984’ü (1984) ile içinde yaşadığımız eğlenceli dünyanın ne kadar kısıtlı bir yaşam rengine sahip olduğunu öğrendik. Arkasından aslında onun geç tanışılmış bir yaş büyük abisi Cronenberg’in incili Videodrome (1983) ile beden, makine, foton ışıkları ve iki boyutlu görüntünün, bilinçaltı sandviçlerinin gerçekliğine yolculuk ettik. Tüm bunlar yetmezmiş gibi yanyana duran iki kasetin birinde The Cure Pornography (1982) diğerinde de Skinny Puppy Remission (1984) olup uzunca bir süre bunları dinleyince bir bakmışsınız yıllar içerisinde bir yanınız dostlarınız ve arkadaşlarınız ile gerçek hayatı yaşamaya çalışırken, diğer yanınız o gerçek hayatın büyüsünden önce karanlığı ve izbeliğini kavrıyor.Ortaokul dönemimde ailemin (haklı) isteği ile doktora gitmeye başladığımda, vücudumu kesme, kanatma isteklerinin artık pek önüne geçemiyordum. Üstüne üstlük ömür boyu beni takip edecek bir manik depresif vakasının içine de girmiş buldum kendimi. Yıllar geçtikçe anlıyorum ki hata mutluluğu aramaktaymış. Mutsuzluk ve karamsarlık sizin tercihinizle baskın hissiniz olduğunda modern toplumun ulaşmaya çalıştığı o pembe hayata bir kırıntı kadar ulaşmak bile insanı tonlarca mutluluk altında eziliyormuş hissine ulaştırıyor. Sistem bizi mutlu olmamız için bolca yönlendiriyor, hatta bazen özellikle yoldan şaşmayalım diye kötülükleri halı altına atıp sonra o halının sağını solunu süsleyip, parlatıp bizi üstünde yürütüyor. Attığımız her adımda başka bir acıyı görünmez kılıyoruz. Çizgi film veya dizilerde bize gösterilen –ki yok değil, tabii ki varlar- gotik tiplemeleri bile o mutluluğun ürünü olarak büyüyen bir sektörün çarkları oluyorlar.
İşin güzel yanı ben gotik rock denen siyah seslere endüstriyelden geçiş yaptım. Türü dinleyen ne demek istediğimi şöyle daha iyi anlar sanırım: Hiçbir zaman romantik bir vampir olmadım ama dertli bir android ya da evrimin köşeye attığı bir et parçası oldum. Bu noktada Alien Sex Fiend, Bauhaus, Theatre of Tragedy gibi gruplardan tuşlulara yol alan Clan Of Xymox, Kirlian Camera ve Ataraxia’ya birçok grup benim ilacım oldu. Doktorun beceremediğini müzik, kitap ve filmler başardı. Sanırım bir de Gustave Doré’nin İlahi Komedya çizimleri.
Tüm bunları anlatmamın sebebi kendimden bahsetmek değil, bir durumu, bir yaşayış şeklini tarif etmek aslında. Bazılarının deyimi ile müziğin karanlığına gönlünü kaptırmış birçok insan dışarıdan bakıldığında tür klişelerinden tamamen bağımsız yaşamaktalar. Evet siyahı severim, oje sürer ve karanlığı tercih ederim ama bu bir klanın toplanması sırasında giydiği özel tören kıyafetleri gibidir. Artık o türün simgesi olduğu için değil sevdiğiniz için kuşanırsınız siyahları. Uzun zaman o siyah kuşananlar sadece dinleyicilerdi bu topraklarda ama bir süredir bu durum değişti ve değiştirenlerden biri de aslında baştan beri kendimden bahsediyormuş gibi yapıp hepimizden bahsettiğim She Past Away.
2006 yılından beri memlekette çok az insanın girdiği ve işin doğrusu da türe hâkim olmayanların pek altından kalkamayacağı bir işe girişti She Past Away (SPA). Grup öncesinde ya da temelinde doom metal’den punk’a, noise’dan new wave’e geniş ama bir yandan da müziğin B-Movie’si sayılabilecek bir dolu birikim ile dolu olan İdris Akbulut ve Volkan Caner tarafından nefes almaya başladı. Bir zamanlar gitar müziğinin kalesi konumundaki Bursa’dan çıkan birçok grup gibi kendine has havasını hep korudu. Hoş o grupların çoğu artık yok ama müzik kayda alınıp dolaştığı anda grup dağılsa da, yapan göçse de, ses yaşamaya devam ediyor.
Kısıtlı izleyici kitlesi ile çıktıkları yolda burada gittikçe kemikleşen bir kitleye sahip oldular ancak hiçbir zaman buralarda (bizce) olması gerektiği kadar sahne almadılar, alamadılar. Tam bu noktada SPA’nın farkı başlıyor işte. Grup yavaştan yurtdışına gözünü kırpıyor. Birçok ekip gibi “buralarda bu müzik olmuya yeaaaa” savunmasına geçip küsmek yerine yoluna devam ediyor ve çok da iyi ediyor. Burada tabii ki grubun klavyelerini çalan ve prodüktörlüğünü yapan Doruk Öztürkcan’ı da es geçmemek lazım. Süpermatik olarak tanıdığımız, Bon Mod ve Remoov kolektifine hayat veren, prodüktörlüğünü yaptığı işlerde kendi farkını hep hissettiren bir ses adamı.
SPA yurtdışı konserlerinde doğru bağlantılar ve seçimler sayesinde iyi bildikleri dark wave, goth sahnesinde şimdiden akılda kalıcı bir yer edindiler. Meksika’dan Avrupa’ya birçok fanları oldu. Bu arada bir EP ve sonuncusunun üzerinden daha bir ay geçmemiş iki albüme de imza attılar. Remoov etiketi ile çıkan yeni albüm Narin Yalnızlık ise SPA için yeni bir dönemi işaret ediyor.
Çok sevdiğimiz İdris artık grupta değil. Volkan ve Doruk yollarına beraber devam ediyor. Üzüldük ama sebebini hiç sormadık, sormak da yakışık almaz gibi geliyor. Aralarında geçenlere değil üretilen müziğe odaklanmak en güzeli. Bu değişiklik haliyle klasik SPA sesine bazı küçük değişiklikler getirmiş.

Birçoğunun aksine ben albümü ilk yapım Belirdi Gece’den (2012) daha karanlık buldum. Bana garip bir şekilde ilk albümler hep daha amatör ve renkli geliyor. Sanırım bu yüzden de onları sonra çıkan işlerden hep ayrı tutuyorum. O nedenle genellikle hiç yapmadığım karşılaştırma kısmını bu kadar tutacağım. Yine de belirtmeden geçemeyeceğim Belirdi Gece karanlık bir orman ise Narin Yalnızlık o ormanın içinde saklanmış, daha da karanlık bir in.
Albümün geneli seksenler ve doksanlar dark wave, post punk geleneğine sadık kalmış. Özellikle bunu söylüyorum çünkü SPA’nın yaptığını başka bir ekip yapsa “Ee, bunu zaten İngilizler yapmış,” diyebilirsiniz. Ama grubun özelliği (ve bence burada Volkan’ın beğenilerine olan sıkı bağlılığının da etkisi var) kopyalamak değil yukarıda bahsettiğim geleneğin esin perileri ile buluşmak zaten. SPA türün klişelerini ve olmazsa olmaz mekaniklerini çok başarılı, hatta en sevdiğim kelime olan “samimi” şekilde kullanmayı iyi beceriyor.
Volkan’ın gittikçe içe kapanan sözleri, çevrenize sürekli gülümserken bir yandan da içinizde yaşadığınız güneş girmez abis ve Doruk’un sesleri. She Past Away daha uzun süre bu dehlizlerde bize eşlik edecek fener olacağa benziyor. muratmrtseckin@gmail.com