İyi Erkek Yok, Güzel İnsan Var


Murat MRT Seçkin
2014 yılının Sonlarına doğru Kargalar olarak bir karar aldık. Her sezon farklı bir konu başlığı altında, üstünde daha çok duracağımız bir izleğimiz olsun diye düşündük. Bu seneki izleğimizi de bir çok sebepten dolayı “Yüzleşme” olarak seçtik. Irkçılık, nefret, cinsiyetçilik, ataerkil duruşlar vs. gibi uzadıkça uzayan bir liste içerisinde elimizden geldiğince derdimize tercüman olacak etkinlikler düzenlemeye çalıştık. İşte bunlardan biri de Nisan ayı içerisinde yaptığımız ve bu sayfalarda kendimce yorumlamaya çalışacağım Caferağa Dayanışması Erkeklik Atölyesi oldu.

“Mahallemizde kapısı herkese açık bir ev var. Metruk ve bomboş bir evken kullanıma açtığımız; herkesin soluklanmak için bir sandalye çekip oturabildiği, çayını içerken koyu sohbetlere dahil olabildiği, hepimize ait bir yer. Bu ev isteyen herkesin birarada yemeğini pişirip yiyebildiği; içinde kütüphanesi, karanlık odası, marangozhanesi, takas pazarı olan; konuşmak, tartışmak ve üretmek isteyen herkesin kullanabildiği bir mekân olarak masasından sandalyesine, ocağından sobasına bugüne kadar binlerce kişinin emeği ve katkılarıyla var edildi.”

Caferağa Mahalle Evi’nin kapatılma söylentileri ortalıkta dolaşırken oranın ne olduğuna dair en açıklayıcı cümleler de Caferağa Dayanışması’ndan geldi. Yukarıdaki paragraf dayanışmanın çağrısından alındı. Çok değil birkaç gün sonra ev kapatıldı. Kuruluş aşamasında ve sonraki adımlarda mutlaka bazı hatalar, eksikler yapılmıştır ama her şeyden önce fikir ve bu fikrin hayata geçmesi güzeldi. İçeride yapılan önemli etkinlikler, gönüllü esası ile yapılan çalışmalar, ortak mutfaklar, takas pazarları binanın kapatılması sonrası birçok insan tarafından görmezden gelinildi. Bazıları zılgıt çekti diye aşağılandı, kimi destek sırasında yapılan performanslar ile dalga geçti, bazısı “İşgal etmişsin, tabii kovacaklardı, ne sandın” cümleleri ile konuyu kapattı, bazısı Mahalle Evi’nin keşhane olduğundan dem vurdu. Cenazenin ardından hatırlanan tek şey kötü sözler olmaya başlamış gibi gözüküyordu.

İşte tam burada benim için Erkeklik Atölyesi işin içine giriyor. Yukarıda bahsettiğimiz eleştirilerde bile kokusu burnumuza pis pis gelen “erkek” tavrının karşısında duran bir oluşum. Ben de bu atölyeden aldığım notları paylaşarak kendilerine destek olmaya çalışacağım.

Cinsiyet temelli sorunlar her zaman erkek kaynaklı. Eşitsizlikten çıkar sağlamak neredeyse ruhumuza işlemiş. Bunu çoğu zaman otomatik bir şekilde yapabiliyoruz. İyi, duyarlı ya da en kötüsü makul gibi tanımlamalar gereksiz. Şiddet ve kötülük potansiyeli her zaman var. Bizim yapmamız gereken bu potansiyeli mümkün olduğunca çok bireyde yok edebilmek olmalı. Tabii ki yılların, hatta yüzyılların getirdiği bu altyapıyı yıkmak, çözüme ulaşmak oldukça uzun zaman alacak ama mücadeleye başlamak ve devamlılığını sağlamak eninde sonunda başarıya ulaşacaktır.

Erkekler arasındaki en basit hali ile “Şu kadınlar da...” diye başlayan cümlelerde olduğu gibi sessiz bir dayanışma var. Bu bizlerin içine hem aldığımız sıkıntılı eğitim hem de -ne kadar rahat olduklarını iddia ederlerse etssinler- ailemiz ve çevremiz tarafından zerk edilmiş zehrin sadece küçük bir kısmı. Fizyolojik farklılıkları genele yayıp bireysel ve sosyal adalet anlayışımızı bunun üzerine geliştirmeye devam etmek sadece sevimsiz egolarımızı şişirmekten başka bir işe yaramıyor. Küçük görmek, anlamayacağını ima etmek, daha ne olduğunu görmeden beceremeyeceğine karar vermek; ataerki dediğimiz terimin temelinde yatanlardan. Değişim zor, arkaplan çok derin ve deformasyon çok fazla. Akademik anlamda ataerki ve cinsiyet eşitliğinin deformasyonu üzerine çalışan çok fazla ekip var ama pratikte çok az. Toplumsal bir mücadeleye girmeden önce kendi içimizdeki ataerkiyi yıkmayı başarmalıyız.

Deneyim Paylaşımı Atölyeleri adı altında düzenlenen eylemler çocuk bakımı, mutfak işleri ve temizlik gibi; ortak yaşayan farklı cinsiyetteki bireylerin eğitim seviyesi ne olursa olsun çoğu zaman kadına yıkmaya çalıştığı ya da “Ne biçim kadınsın sen” gibi tanımlamalar ile sevimli hale getirilmeye uğraşılan eylemlerin prensiplerini değiştirmeyi amaçlıyor. Mesela bir eyleme gidecek kadınlara destek olmak için onların çocuklarına gönüllü erkekler tarafından bakıcılık yapılıyor. Yemekler hazırlanıp, oyunlar oynanıyor. Baba olarak genlerimize işlenen, uzak durmamız tembih edilen bazı görevlerin ortak sorumluluk olarak yeniden içimize işlemesini sağlayabilecek güzel adımlar bunlar.

Son yıllarda yine evin içine itilmeye çalışılan kadın aynı zamanda şiddet olayları sonucunda devlet birimlerinin verdiği hukuki kararlar ile daha da sindirilmeye çalışılıyor. Hukuk birimlerini rahatlatmak amacı ile çıkarılan ve daha çok boşanan aileleri barıştırma deneyimi yaşatan arabulucu hikâyesi ise çözümden çok daha tehlikeli bir kapıyı aralıyor. Ataerkil aile kavramını ve geleneğini kurtarmak adına otoritenin yaptığı tüm eylemlerin ve aldığı kararların tamamı sonuçta kadınların eşitlik ve özgürlük mücadelesine vurulan bir başka kazma darbesinden ileriye gitmiyor.

Caferağa Dayanışması Erkeklik Atölyesi aynı zamanda prensip olarak kendi etkinlik ve eylemlerini değil kadın eylemlerini öncelik sırasında öne alıyor. Yapacakları herhangi bir eylem veya atölyenin tarihini herhangi bir kadın hareketini engellemeyecek ve önüne geçmeyecek şekilde planlıyorlar ve tanıtım ve destekte önceliği ona veriyorlar. Kadın hareketlerinin eylemlerinde destekleyen erkekler olarak ön plana geçmek yerine mümkün olduğunca geride kalarak esas amaçtan sapmasını engellemeye çalışıyorlar.

Söyledikleri şeyler, cinsiyetçilik veya erkek olma durumu ile ilgili şikâyet ve eleştirileri sizlere çok düz, klişe ve basit gelebilir. Oysa ki tüm o alıştığımız başka klişeler yüzünden aramıza koyduğumuz mesafeleri, yasakları ve engelleri aşamıyoruz. Göz göre göre içimize yerleştirilen erkek bombalarını patlatıp durmamızın tek sebebi rahat hayatımızda paylaşım ve eşitliğin getireceği yüklerden kaçmamız. Sırf ruhani ve fiziksel tembelliğimiz yüzünden görmezden geldiğimiz düşmanlıklarımızı büyütmeye daha ne kadar devam edeceğiz. Aşk iki taraf da sevdiğinde güzel, insanca yaşamak da sadece iki cinsiyetin arasındaki tüm duvar ve farklar yıkıldığında önümüzde açılan aydınlık bir kapı olacak.

N o t: Bu yazı Erkeklik Atölyesi notları üzerinden kişisel yorumlarımdan oluşmaktadır. Yazdıklarım veya görüşlerim Caferağa Dayanışması Erkeklik Atölyesi’nin duruşuna uysa da uymasa da dayanışmayı temsil etmez.

Erkekliği Değiştirme Kılavuzu
- Kadınlar ile konuşurken göz temasını koru, gözlerin kadının bedenini taramasın
- Cinsiyetçi küfürler etme, başkasının ettiği küfürlere duyarsız kalma
- Cinsiyetçi şakalar, hikâyeler, seks ile ilgili tabirler kullanma
- Tartışırken en zeki insan olmadığını, yanılma ihtimalin olduğunu unutma
- Hep konuşma, dinlemeyi de öğren
- İnsanların karanlıkta en çok erkeklerden korktuğunu unutma. Yolun aynı olsa bile kadınların ardından yürüme, yolunu değiştir
- İstemeyen birine dokunma
- Şiddete, tacize, tecavüze sessiz kalma
- Birlikte yaşadığın insanlara yük olma, her türlü bakım emeğini, ev işini üstlen
- Sosyal ve siyasal faaliyetlerde çocuk bakımını gündeme al, alternatif öneriler hazırla
- Cinsellikte korunma sorumluluğunu al
- Heteroseksüel bir erkek olarak, diğer cinsel yönelimlere toplumsal ve tarihsel açıdan borçlu olduğunu unutma
- Kadın kurtuluş hareketinin (feminizm) neyi savunduğunu araştır. Bilgileri kaynağından al
- Erkekliği değiştirmeye kendinden başla
Bu kılavuz herkesin önerisi ile sürekli olarak geliştirilmeye açıktır.
- Caferağa Dayanışması Erkeklik Atölyesi muratmrtseckin@gmail.com