Bir Komedi Gösterisi Olarak Türkiye’nin 2023 Hedefleri


Yakup Aydın
2023... Yaşadığımız ülkenin kuruluşunun 100. yılı... Ülkeyi yaklaşık 13 senedir yöneten iktidarın 100. yıl nedeniyle çeşitli beklentileri, amaçları var. Birçok alanda şekillenen bu hedeflerin ben ekonomik yanına değineceğim.

Türkiye ekonomik anlamda 2023 ekonomi hedefleri ile neyin kafasını yaşıyor diye 2013 Kasım ayından beri, lisans öğrencisi olarak muhtemelen bir tek kendimin kabul edildiği, ilkini Atatürk’ün düzenlediği İzmir İktisat Kongresi’nin 5. düzenlenişinden bu yana düşünüyorum. 10 Yıllık Kalkınma Planı’nı elime aldığımda bir komedi romanı falan okuduğumu zannetmemin en büyük sebebi de bu. Ama bunlara geçmeden önce birkaç başka şeyden bahsedeceğim 2023 ile alakalı...

Türkiye’nin 2023 yılı hedefleri Dünya’nın en gelişmiş 10 ülkesi arasına girme odaklı hedefler. Bu da ayrıca komik. Öyle ki Türkiye’nin Dünya’nın en gelişmiş ilk 10 ülkesinden biri olması Dünya’nın yaşanılmaz bir yer olduğunu gösterir bize, ki aslında pek de yaşanılır sayılmaz. Çünkü zaten içinde bulunduğumuz ve bizi dertten verem eden bu ülkenin ilk 10’da olduğunu bilmek , “bu haliyle ilk 10’da ise kaçacak yerimiz kalmadı” düşüncesine kapılmamıza neden olacaktır. Neyse ki ilk 10’a falan giremeyecek. Hâkim anlayışın sıralama mantığını reddedersek son 10’a girebilir ama.

Hâkim anlayıştan kastım mevcut neoliberal kriterlere göre sıralamanın olduğu anlayış. Bu anlayışın ve de zaten mevcut iktidarın sıralama mantığı insanı değil, güç gösterisini, devleti düşünen sıralama mantığıdır. Ak Parti iktidarının 2023 hedefleri bu yüzden halkını düşünmeyen, yok sayan, devletin gücüne güç katmaya, rekabet edebilirliğine, üstünlüğüne yönelik hedefler. İşte ben bu doğrultuda belirlenen ve halka meydanlarda sanki halkın kendisine yönelik hedeflermiş gibi yutturulan hedeflerin ekonomik koluna değineceğim.

2013 Kasım ayında İzmir’de 5. İzmir İktisat Kongresi’nde 3 gün boyunca aralarında Dünya Bankası Başkanı, IMF yetkilileri, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı, Başbakanı ve bakanları ile akademisyen ve bürokratların da bulunduğu kişilerle önemli toplantılarda bulundum. Küresel Mali Kriz sonrasından ve 2023 hedeflerinden bahsedilen kongrede bir toplantıyı da terk ettim üstelik. 5. İzmir İktisat Kongresi, ilkinde Atatürk ve ekibi kendini poh pohladı mı bilmem ama iktidarın kendi kendini poh pohladığı ve akademik kanadı şaşırttığı bir kongre oldu. Gerçi bu poh pohlama Türkiye iktidar ve koalisyonlarının ortak özelliği ve tartışmaya açıldığında “Siyaset işte yahu, bu iş böyledir” denilip aklanan bir poh pohlama... Ama. Ama benim ve beraberimdeki hocalarımın şahit olduğu poh pohlamaların çoğu akademik çevrenin verilere dayalı ekonomik çıkarımlarını yalanlar nitelikteydi. Komik tabii. İktidar kendi kendine bir ekonomi anlayışı ve çıkarımlar serisi meydana getirmiş ve oradan yürüyordu.

Bunu neden söyledim? Çünkü Türkiye’nin uçuk 2023 ekonomi hedefleri, cesareti bu anlattııklarımdan alıyor. Türkiye’deki kendinden önceki iktidar ve koalisyonlar gibi halkın büyük bir çoğunluğunu avucunda tutan iktidar, bunun rahatlığıyla kafasına göre uçuk hedefler belirliyordu. Bu hedeflerin çoğuna burada değinemem ama özellikle bir tanesinden ve imkânsızlığından kısaca bahsetmek istiyorum.

Türkiye’nin 2023 hedeflerinden bir tanesi de ihracatın 500 milyar dolar olması ve en büyük ilk 10 ekonomi arasına girmek. Yahu ben bunu her okuduğumda ya da yazdığımda bana bir gülme geliyor. Hatta moralim bozukken falan Türkiye 2023’de 500 milyar dolarlık ihracat yapacak yazıyorum ve beni bir gülme tutuyor. Zor efendim, ikisi de çok zor. Öyle uzun uzadıya sıkıcı bir şekilde anlatmayacağım, buna gerek de yok zaten.

Türkiye’nin ihracat rakamları 2014 yılında 160 milyar dolar civarında. Bunun %60,8’i sanayi, 10,9’u kimyevi maddeler / mamüller, %7,9’u tarım ve %2,8’i madencilikten sağlanıyor. Yarısından çoğu sanayiden sağlanıyor bu ihracatın. Bir nevi Türkiye 500 milyar hedefi doğrultusunda en fazla sanayisine güveniyor. Bu da komik. Çünkü yine 2013 Kasım’ında 3. Sanayi Surası’na katılmış yine önemli toplantılara girmiştim. Komik çünkü biz o toplantılarda küçük ve orta ölçekli sanayi üretimini tartışıyorduk. Ağır sanayi yok yani ortalıkta hâlâ. Bu bahsettiğim ağır sanayiye İngiltere’nin 1800’lerde, Almanya’nın 1870’lerden sonra, ABD’nin 1900’lerin başında ve diğer büyük ülkelerin de en geç Çin olmakla beraber 1960’larda geçtiğini hesaba katınca gülme geliyor işte. İlk 10’a girmeyi düşündüğümüz şu zamanlarda örneğin ilk 10’daki ülkelerden ABD’nin üretiminden elde ettiği kazancın %25’ini %0,4 üretimle (bilişim) alanında sağlıyorken bizim bu alanda ne tıkırtımız ne şıkırtımız var.

Diğer yandan 500 milyar dolarlık ihracat ve ilk 10 ekonomiden biri olmak için Enerji Bakanlığı’ndan uzman yardımcısı bir arkadaşımla yaptığımız hesaplamalara göre 2023’de yılda asgari %7 büyümemiz lazım. Bu zaten imkânsız ve ülke %2-%4 bandında büyüyor. Zaten yüzde %7 büyümemizi sağlayacak ve bunu yoksullaştırmadan sağlayabilecek ne teknolojimiz ne de dünya pazarında müşterimiz var.

Hadi çok zor bir ihtimal ama tüm bunlar gerçekleşti diyelim, Türkiye çocukları katlederek, kendinden olmayana kin kusarak, İç Güvenlik Yasası çıkarıp kendi halkına düşman kesilerek, işçinin 3 kuruş maaşına göz dikerek, halkını kutuplaştırarak, tarihinle yüzleşmeyerek, çalarak çırparak, insanların özel hayatına göz dikip müdahale ederek, çocuk işçiler konusunda önlem almayarak öyle büyük bir ülke olamaz, ilk 10 ülke arasına giremez. Çocuklar için bazen derler ya büyükler, “boyundan büyük işlere kalkışma,” diye, tam da bu sözü hak ediyor bu ülke. “Boyundan büyük işlere kalkışma Türkiye.” yakup.aydin@outlook.com.tr