Mahremin İfşası veya tenha bir apartman boşluğu


Deniz Yenihayat

Reich Bey kadar olmasa bile ben de azcık bel altına vurucam kırbacı, vurucam kırbacı…

Şşt, bi’ dursana sen KÜÇÜK adam! Bırak dinlemeyi, izlemeyi, gözetlemeyi, sergilemeyi. Bırakınca bir boşluk hissettin, di mi? İşte o, hemen her apartmanda olan boşluklardan; hani kızartma kokularının geldiği, hani herkesin ev hallerinin yankılandığı, zaman zaman çöplerin atıldığı, güvercinlerin filan sıçtığı şu yaygın boşluk işte. Manasız bir boşluk değil, ama manası sorgulanan da değil.

Sen yüzleşmesen, ben yüzleşmesem nasıl çıkar boşluklar ayyuka?

Zengin bebesiydin, anan baban hep döktüler milyorrları. Okudun en pahalı okulları, donattın ileri teknolojiyle hayatını, döşedin evini perdeye uygun san-at süprüntüleriyle, düzdün gardırobunu en hip şeylerle, ama yine de olmadı mı? Yine mi küçük kaldın? Nema problema! Kendine yarattığın bu sentetik mahremiyet alanıyla sanki cidden kafan çalışıyormuş, cidden entelektüel, cidden “mühim”mişsin kisvesine büründün. Hiçbir kuruş boşa gitmez ifşa zamanlarında. Seni dikizleyen kandı, kofluğunu gören de hiç uğraşmadı, hatta çoğunlukla götüm götüm kaçtı, di mi? İşte o tenha apartman boşluğunda yankılanır hıçkırıkları ruhunun, kimin umrunda ki?

Fakir bebesiydin, hırs ettin, zar zor okudun. Altın bileziğini koluna taktın, işine gücüne baktın. Her şeyi herkes gibi yaptın. Herkes gibi çalıştın, herkes gibi tatillere çıktın, herkes gibi spor yaptın, herkes gibi flört ettin, herkes gibi kavgalar ettin. Herkes gibi evlenip barklandın, nerdeyse gerdek geceni bile yüzlerce insanla paylaştın. Ama bunları bir tek sen yaşıyormuşsun gibi hayatının tüm detaylarını, aslında bunlarla hiç ilgilenmeyen insanlara anlatmak için yaşadın. Sendeki boşluğun kendin bile farkında değilsin be gülüm, sana göre “There is no spoon.”

Mesela siyasete girdin. Sana mertebe lütfeden insanlara hizmet edeceğine, onları takip ettin. Görüşlerini dinleyeceğine telefonlarını dinledin. İhtiyaçlarını izleyeceğine, yatak odalarını dikizledin. Hayata geçireceğin hizmetleri değil, daha önce rakiplerinin geçirdiklerini (!) ifşa ederek bir yerlere gelmeye çalıştın. İMÇ’de bile bu kadar kaset dönmedi! Kendin gibi hesapların da küçük be adam, apartman boşluğunun en çok güvercin boku kaplı penceresi hep seninki, güvercinler için bir sürü iddianame tertip etmene rağmen, boşluğun elzem.

Sen na şu kadardın küçük adam, amcalara pipini göstermeni talep eden ebeveynlerin vardı. Sen büyüdün, belki pipin de, hadi diyelim ebeveynlerin de… Tabii ki artık pipini gösteremiyorsun elaleme, artık ya yataktaki sevgilini ifşa ediyorsun kare kadrajlarla ya da ebeveynlerin kaç sevgili eskittiğinle övünüyor, senin mahreminin zavallılığından bihaber. Kime neyse? Apartmanın boşluğu, haşlama kokulu…

Önce “san”dın, sonra “at”tın be küçük adam. Sanatınla kitleleri maalesef dumura filan uğratamadın. Ne yaptığını anlayamadın, anlatamadın. Yaptığını ne “sat”tın, ne “at”tın. Yapacak şeyin olmayınca, yapamadığını manalı “san”dın, sonra da “at”tın. Sen gibi küçük adamlar bugünlerde geniş nüfus kitleleri; yapamadığın şeyler “mahrem”mişcesine iştah kabarttın, yapamadıklarını dikizlemeye gelenlerin sergileme alanlarındaki sözde mahremiyetlerine de kandın. Apartman boşluğunu hepten sen kapladın, ziftle, san-at ile.

Yakan beyazdı küçüğüm adamım, yaşamın onlarca katlara tutsaktı. Zamanın sana ait olmayana amade. Kalbin temiz, kabul ama pratikte hiçtin be küçük adam. Dünyada üzüldüğün çok şey vardı evet. Petrol sızıntılarına ağlarken aslında varis sızılarına üzüldün. Panda evlat edinirken kartpostallarla, gerçek yetimleri hep unuttun. Sanal duyarlılık gösterdin hep küçük beyaz yakalı adam. Eskiden yapılan iyilik kimseyi rencide etmemek için gizlenirken onurlu biçimde, sen çan çan bağırdın binlerce takipçine. Vicdanın rahatladı, vicdanının mahremi tabletlere meze oldu, en Rahibe Teresa halini sergiledin. Zaten o ara vardiyanı da tamamladın. Gün içinde kentsel dönüşüme karşı imza kampanyasına katılmıştın nasılsa, hadi rezidans dairene küçük adam, orda apartman boşluğu bile yok, o denli.

Dinle küçük adam, iyi dinle kalbinin sesini, mahreminin sessizliğini. Dünyalarımız da bizler kadar küçük, mahremlerimiz bizler kadar değerli. Her şey zaten ulu orta, bari kendine özel bir şeyler tut. Tut ki o apartman boşluğu yok olsun, hatta apartman da yerle bir olsun. Hiç olmazsa içimiz huzurlu kulübelerde yaşasın, müstesna kapılar hep uçsuz bucaksız evrenlere açılsın ki sayılı günlerimiz azcık mana kazansın be adamım…

shakecambodia@gmail.com