OYUNCU – 3 TOM HARDY

OYUNCU - 3

Michael Shannon ve Paul Dano ile başladığımız, kariyerinin başlarında henüz 40’ın geçmemiş istim üzerindeki oyuncular serimize bu ay Tom Hardy ile devam ediyoruz.

Kimdir?

Londralı bir tek çocuk. Eddie Izzard seven ama futboldan hazzetmeyen.

 

İlk Nerede:

Band of Brothers ve Black Hawk Down’dan hatırlayanlar vardır belki. 2004’teki Daniel Craig’li Lock, Stock and Two Smoking Barrels çakması Layer Cake ve 2008’deki Guy Ritchie çalışması Rock N’Rolla’da da ufak rollerde simaen bildiğimiz bir isim oldu.
 

Repütasyon:

Çokça fimde yer almasına karşın 2010’daki popüler yapım Inception’daki Eames karakteriyle dünya çapında tanındı diyebiliriz. Hardy’nin deyimiyle bu Graham Greene tarzı diplomat kılıklı karakter onun bol şöhretli oyuncu kadrolarında nasıl rahat ve öne çımayan oyunuyla iyi işler çıkarabildiğinin ispatı. Neredeyse hiç yüzünü görmeden izlediğimiz Batman kötüsü Bane’de ise fiziksel çabası bu en kötü Batman’lerden biri olarak tarihe geçen The Dark Knight Rises’da, filme biraz da olsa neşe katmıştı. İrlandalı yenilgisiz çingene çıplak-el boksörü Bartley Gorman’dan aldığı ses ve devasa yapsıyla ve hatta Zizek’in de günümüzün Che Guevara’sı olarak tanımladığı Bane karakteri kanımca bu kötü filmin çok üzerinde bir performansla sunulmuştu bize Hardy tarafından. Gene popüler bir film diyebileceğimiz ama nedense biraz sıkıcı bulduğum Tinker Tailor Soldier Spy’ın İstanbul kanadının başrolünde de filmin izlemesi en keyifli karakterlerinden biriydi.
 

Şovu:

Önce 2007 tarihli ve bu köşede önümüzdeki aylarda yer vermeyi düşündüğüm Benedict Cumberbatch ile rol aldığı Stuart: A Life Backwards’dan bahsetmeli. Gerçek bir hikaye ve gerçek bir kişiliği oynadığı bu filmde Hardy metot oyuncuuk konusunda harika bir yeteneği olduğunu gösteriyor ve “kötü” gözükme gibi bir derdi olmadan hakikaten günümüzün modern dünyasının dışlanmış karakterlerinin bu dışlanmaya karşı gösterdikleri öfkenin yüzü oluyordu. Ama asıl şov tabii ki Nicolas Winding Refn’in başyapıtı Bronson’daki başrolü olmalı. Bu filmde gene gerçek bir karakter olan ve İngiltere tarihinin en belalı hükümlüsü Charles Bronson’u canlandırması tarihe geçmiştir şimdiden kanımca. Refn’in yeteneklerini çok rahatça kullandığı Bronson’da Hardy kimsenin kolay kolay altından kalkamayacağı bir rolü muhteşem oynamıştır. Özellikle youtube’de de bulabileceğiniz The Walker Brothers’ın harika şarkısı “The Electrician”lı klibi kelimelere gerek bırakmıyor.
 

Artı/Eksi: 

Belki de kariyerinin başlarında alkol ve kokainle sorunlar yaşaması (10 yıldır temiz) gerçekten de ona toplumun arızalı tiplerini (Bane, Bronson, Stuart, gene harika bir film olan WΔZ’daki sokak gangsteri tiplemesi) oynamada muazzam bir güç veriyor. Bu karakterlerin onu çektiğini de söylemeli. Aslında jön olma konusunda sıkıntı yaşamayacak bir tip. Ama bunu tercih etmedi şu ana kadardaki kariyerinde ve bu da zaten takdir ettiğimiz bir oyuncu olmasını sağladı. Soğuk, bana biraz Brando’nun geç zamanlarını hatırlatan duruşu, fiziksel değişim yeteneği, eğitimli değilmiş havası (ki öyle) yani öğrenilmiş gibi duran bir stili olmaması; onu günümüzün ister Hollywood olsun ister başka bir yerde en aranılan aktörlerinden biri olmasını sağlıyor ve sağlayacak da. Eksileri olarak ise belki biraz şöhrete kavuştuktan sonra This Means War gibi 5 dakikasına bile tahammül edemediğim bir Hollywood casus filminde yer alması ve de Warrior gibi, ki The Fighter’daki Wahlberg’den çok daha iyidir, çok da bir anlamı olmayan, sanırım dövüş tutkusunu tatmin ettiği, filmlerde oynaması. Gerek yok abi. Lawless’a ise eyvallahız.


Beklenti:

Hardy’nin zamanı şimdi. 2014’te 4. Mad Max filminin başrolünde. Ayrıca Elton John’u oynaması bekleniyor biopik’inde. Takashi Miike ile de The Outsider isimli br film yapacak. Hepsi iyi fikirler gibi gözüküyor. Ama dileğim onun tabi eğer istiyorsa (kendimi çok ciddiye alan bir oyuncu olmak istemediğini söylüyordu bir röportajında) Mad Max, Batman gibi işlerde yer alması ama Bronson’da ulaştığı seviyeleri de unutmaması ve yeteneğini hep sıcak tutacak filmler yapması.