İstinat Duvarı

Ben Sporcunun Rantiyeci Olanını Severim

Haydarpaşa garından kaçak izleyeceğiniz su topu maçı fikri veya limandan (tabii ki o zaman liman olmayacak) silolara kadar ilerleyen bir kürek parkuru oldukça eğlenceli veya fantastik gelebilir. Hatta yaratıcıdır da. Peki o zaman ne diye bu insanlar  olimpiyat olmasın diye şikayet  edip duruyorlar?

Daha önceden Habitat veya Avrupa Kültür Başkenti gibi birebir kent ve kent yaşamı ile bağlantılı etkinliklerden yüzünün akıyla çıkmayı başardığını sanan ülkemiz, bu tarz etkinlikleri yeni koca yapılar ve birkaç konser olarak görmekten ileriye gidemedi. Fonlardan alınan milyonlarca euro restorasyon ve düzeltme çalışmalarına harcanacakken, çirkin mimari giydirmeler ve makyajlar ile en sevdiğimiz sektör olan inşaat firmalarına (aynı zamanda birkaç kültür mafyasına) peşkeş çekildi. Tabii ki tüm bunlar sonrasından gelecek etkinliklerde aynı şeyleri yaşayacağımız anlamına gelmez ama görünen köy de kılavuz istemez.

Var olan tesisleri değerlendirmek yerine, olimpiyatların görkemini yansıtacak  devasal projelere imza atmak, 19 milyar dolar gibi müthiş bir miktarı harcamak her ülkenin harcı değil sonuçta. İşin ilginç yanı sporda sadece paranın ve kupanın döndüğü dallara yatırım yapan ülkemiz her nasılsa bu tesislerin olimpiyatlar sonrasında da çılgınca kullanılacağı iddiasında.

Bunların dışında zaten tartışmalı olan bir Haydarpaşa projesi var. İlk gördüğümüz projelerinde neredeyse İstanbul’da küçük Dubai hisleri uyandıran çizimler, işin içine olimpiyatlar girince birden bire spor ve kültür kompleksine döndü. “Silüetimi bozdunuz, küstüm” tavrındaki bir yönetimin her ne hikmettense Üsküdar-Selimiye-Haydarpaşa gibi önemli bir bölgenin silüetini umursamaması apayrı bir şaşkınlık.

Zaten samimiyetini kaybetmiş bir organizasyonun  bu topraklarda ve bizlerin paraları ile yer almasını istemiyoruz. Her uluslararası organizasyonda kendi halkına eziyet çektirmekten keyif alan kafaların bu bol rant dönen ve her türlü siyasi istismara açık  oluşumdan pay kapmalarına izin vermeyelim.

Ali'nin Anjiyo Malzemeleri Ayşe'ye

Sağlık sektörü yıllar içerisinde çıkarılan kıyak yasalar ve kolaylıklar ile büyüdükçe büyüdü. Eskiden International veya Alman hastanesinin önünden geçerken “vay canına” diye bakarken şimdi neredeyse her mahalleye bir özel hastane düşüyor. Ruhsatlar ve kolaylıklar arttıkça da hizmet kalitesinin kontrolü gittikçe daha kötü bir hale geliyor belki de çoğu zaman görmezden geliniyor.

SGK, Milliyet Gazetesinden Mithat Yurdakul’un haberine göre (Radikal – 12.07.2013) özel hastaneler ile ilgili sözleşmelerinde öyle bir şartı çıkarttı ki tüylerimiz diken diken oldu. Bu hüküm  “Tekrar kullanılmaması gereken tıbbi malzemelerin, tekrar kullanımı halinde bedelleri ödenmez ve her bir kullanım için 10 bin TL cezai şart uygulanır” şeklinde.

Özetlersek bu şu demek oluyor; hastanelerde pahalı ama sarf (tek kullanımlık) malzemesi olarak kullanılan ürünler, cimri işletmelerde tekrar tekrar kullanılabilir ve siz bunu tespit etseniz bile bu hastanenin SGK ile olan anlaşmasını çok da etkilemez. Bu durumda eskiden dedelerimizin veya anneannelerimizin yaptığı ilaç takasını ameliyat çıkışlarında hastalar sarf malzemesi takasıyla yaşatacaklar belki.

%10

“Yönetimin otoritesi halkın iradesine dayanır; halk bu iradesini genel ve eşit oy hakkı bulunan ve gizli oy verilen veya buna eşdeğerde bir oylama usulü uygulanan periyodik ve dürüst seçimlerde ifade eder.” İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin 21. Maddesi (Serbest Seçim Hakkı)

Her zaman politik konularda genelin rahatsız olduğu başlıklar ile ilgili “ama bakın Amerika’da şöyle de Avrupa’da böyle” gibi lüzumsuz bir tartışmaya girilir. Son zamanlarda da %10 barajı ile ilgili aynı tartışma var.

Çok uzatmaya gerek yok. %10 barajı değiştirilmelidir. Bu iş için çalışma grubu kurulup doğru düzgün akademik çalışmalar incelenmelidir. Kim olursa olsun meclisteki oy çoğunluğu gücünü kendine kullanan hükümet halkından kopmuş demektir. 

Dokunulmazlık Çeşit Çeşit

14.06.2013 tarihinde İl İdaresi Kanunu’nun 11. maddesinde değişiklik yapılmasını öngören yasa Meclis Genel Kurulun’da kabul edildi. Zaman gazetesindeki açıklamayı olduğu gibi veriyoruz.

Değişiklikle askerin birden çok ili ilgilendiren asayiş olaylarına müdahale etme yetkisi İçişleri Bakanlığı ve Genelkurmay Başkanlığı’ndan alınarak, Bakanlar Kurulu’na veriliyor. Maddenin ‘D’ fıkrası ikinci paragrafı “Bu fıkra uyarınca görevlendirilen Türk Silahlı Kuvvetleri birliklerinin, bu fıkra kapsamındaki faaliyetleri, askerlik hizmet ve görevlerinden sayılır.” şeklinde değiştirildi. Hukukçular değişiklikle, bu kapsamda yapılan fiillerin, suç olması durumunda sivil yargıda yargılanmasının önünün kapandığını belirtiyor.  (15.06.2013 Zaman)

Darbe siyaseti ile intikam almaya çalışıp, darbe sayesinde yollarını rahatça çizenlerden beklenen hareketler.