Karışık Kaset Yapma Teknikleri 1


Utkan Çınar
Kargamecmua okuyucularına hizmetini esirgemiyor ve bu aydan itibaren sizlere karışık kaset yapma teknikleri başlıklı bir köşeyle huzurlarınıza geliyor. Bu köşede her ay karışık kaset yapmanın inceliklerini, püf noktaları, nedenleri, nasıllarından bahsederek sizleri aydınlatmaya çalışacağız. Yazılı kuralları hiç olmamış bir iş için çok kolay değil haliyle ve de çoğumuz zaten bu konuda belli bir ustalık seviyesine gelmişizdir diye umuyorum. İlk karışık kasedini 11 yaşında yapmış biri olarak tecrübelerimi sizlerle paylaşmak eğilimindeyim.
 
Öncelikle neden karışık kaset (KK) yaparız? Bununla başlayalım. Küçük yaşlarda KK’ler bizim DJ’lik arzumuzun ilk tohumları olarak görülür. Eğer çocukluğunuzu ve ergenliğinizi 1980 ve 1990’larda yaşadıysanız ve de çift kaset çalarlı bir teyp sahibi olduysanız zaten kaçınılmaz olarak bu yola girdiniz demektir. Daha mp3 teknolojisi yıllar ötedeyken ve de tabii ki halen olduğu gibi kırkbeşlik kültürü gelişmemiş bir coğrafyada yaşadığımızdan, sahip olduğumuz albümlerdeki güzel şarkıları ileri-geri sarmadan arka arkaya dinleme lüksü ilk neden olarak görülmektedir. “Shuffle” özellikli mp3 çalarlar çıkmadan uzuuuun yıllar evvel, çift kaset çalarlı teypler altındı…
 
Tabii ki ticari anlamdaki karışık albüm yayınları da o yıllara rastlar, “Gala Disco Dance”, “Anılar 9” gibi toplama albümler özellikle, hatta sadece, Türkiye’de belli bir jenerasyonun Demis Roussos’tan haberdar olmasına; Murray Head, Laura Branigan gibi pop yıldızlarını tanımasına vesile olmuştur.
 
Bu işi kendi ellerimize almak belirtiğimiz üzere ilk çift kasetçalarlı teyplerle başladı ve şu an mp3 çalar teknolojisiyle nihayetine ermiş gibi gözükmekte. Yine de halen çok “obsolete” bir teknoloji haline gelmemiş cdler hâlâ bu tadı yaşatabilmemize yarayabilir. Yeter ki sizin içinizdeki o paylaşma heyecanı hiç kaybolmasın. Her şarkının, paylaşıldığı zaman, güzelliği daha da artar.
 
Artık yavaştan ayrıntılara girmeli. İlk ve en önemli nokta bu kaseti kimin için yaptığınız ve o kişiyle olan alakanızdır. Mesela araştırmalar, özellikle batı ve çok gelişmiş ülkelerde, aşk ilişkilerinin %77’sinde, bir zaman bir tarafın diğerine karışık kaset yapması vakası ile karşılaşmıştır. Yine aynı araştırmalara göre, müzik yapmak için bir grup oluşturma çabaları sırasında en çok kullanılan yöntemler arasında diğer müzisyene bir karışık kaset gönderilmesi ve anlaşmaları sonucunda olduğu görülmüştür. Yakın zamanlardaysa, özellikle mp3 çalar istilasından sonra (hemen bozuluyorlar) sevilen şarkı bir diğer kişiye tek kulaklık uzatılırak dinletilmeye başlanmış, şarkıyı rahatça anlayamayan alıcı ise daha dinleyemeden ondan soğumuş, böylece belki uzun yıllar seveceği bir şarkı daha baştan heba olmuştur. Tek kulaklık romantizmini hiç dışlamak niyetinde değilim. Yine de bunun sadece romantizmden ibaret olduğunu ve başka bir işe yaramadığı itiraf etmek zorundayız.
 
Kanımca KK yaparken dikkat edilmesi gereken başka bir önemli husus ise, kendi sevdiğiniz şarkıları başkalarına da beğendirmeye çalışmak değil, o kasedi yaptığınız kişinin spesifik zevklerine uyabilecek ancak henüz duyma şansını elde edemediği müzikleri ön planda tutmaktır (Burada istemesem de prototipsel düşünmek zorundayım). Misal bunu 30’larında bir kadına yapıyorsanız, Prodigy gibi bir grup yerine Walker Brothers’dan bir seçim veyahut babanıza bir hediye olacaksa Brit-pop döneminden bir müzik yerine Enver Izmailov ya da Joni Mitchell daha güzel gidecektir. Her zaman bu yanılgılara düşen kişilerin sayısı günümüzde gittikçe azalmaktadır. Yine ayrı bir sorun da, genellikle yeni keşiflerinizi henüz sindirmeden şarkı listesine eklememek. Çok emin olmadığınız bir şarkı eğlenceli bir risk olabilir ancak sonra arda kalanın tatsız bir pişmanlık olacağından emin olabilirsiniz.
 
Şimdi, bir toplama yaparken takımıza ne gibi oyuncular koymalıyız, ona bakalım. Her hedef kişi türüne ayrı yapacak yerimiz olmadığına göre zor bir işe kalkıp, herkese uyabilecek bir kaset yapmaya çalışalım:
 
Önce sanki bir futbolcunun üzerine takım yapar gibi Morphine’i yazalım. Ben de şımarma hakkımı kullanmış olayım. Eskilerden henüz tekrar popülerliğini kazanmamış ama zihinlerde de yer etmiş bir şarkı her zaman güzel fikirdir. Akranınız bir kişiyle uğraşıyorsanız, 10-15 yaşlarınız aralığında sevilen bir grup veya sanatçı yine düşünülebilecek taktikler arasındadır. Akustik bir şeyler, enstrümental tatlar her zaman olmalı. Tabii hep yabacı kaynaklı müziklerden bahsettiğimi sanmayın. Nick Drake yerine her zaman Fikret Kızılok tercih edilir. Yine çok bilinmeyen, enteresan bir cover versiyon da takımımızda kolayca yer bulabilir. Binlercesinin içinden bir “All Along The Watchtower” yorumu, herhangi bir Johnny Cash coverı bunlara örnekler... “One Hit Wonder” (tek hit şarkı yapıp yiten müzisyenler) olabilecek gruplardan ve hitlerinden kaçınmak yararlı olacaktır. Bunu tahmin edebilmek de sizin yeteneğinize kalıyor. Sonra yıllar geçip de kasediniz dinlenirken arkanızdan gülünmesini istemezsiniz. Tabii bu durum zekice bir espri halinde algılanabilme imkanı taşıyorsa, bu şansı denemeli bazen… Canlı kayıtları ne kadar tercih etmesem de bir John Martyn veya Springsteen konseri yer yer iyi fikirlerdir. Bu konuda fazla kuralcı olmamalı. Dikkat! Deneysel takılmak müzik yaparken iyi, KK yaparken kötüdür. Unutmayın! Bu seçimler çok önemlidir. Kasedinizi yaptığınız insan bu şarkıları dinlerken (iyimserce, ilk dinlemeden sonra bir kenara atmaz ise) sizle özdeşleştirecektir. Ama sakin olun… İnsanların beyinlerini okuyamıyoruz. Zevk-renk tartışmadığımıza göre her zaman beğenmeme hakları vardır. Sadece biz elimizden geleni yaptığımıza emin olalım.
 
Son olarak, müzik dinlerken önyargısız olmak iyidir. Bu işte başarılı olmanın bence gerçek yolu budur.
 

* Bu yazı, şu anda çoğu hurdalarda ya da evlerde kullanılmamaktan toz tutmuş halde yatmakta olan cesur çift kasetçalarlı teyplere adanmıştır.

kghv@hotmail.com