Oradaydık
8 aralık 2007, cemal reşit rey konser salonu...
basçı, davulcu, piyanist, jilet gibi giriyorlar sahneye. hemen çalmaya başlıyorlar. her şey fazla mükemmel - eyvah! ‘adam’ gibi caz dinleyeceğiz... - sonra pharoah baba geliyor, ak sakallı siyahi şeytan! şöyle bi bakıyor, pozisyonunu alıyor. birden gözü bir şeye takılıyor; önündeki monitöre terleyip üşütmesin diye koydukları havluyu hafif bir hırsla alaşağı ediyor. sonra tekrar uzanıp havludan özür diliyor ve üflemeye başlıyor: pörrrrrrrrrrr...
basçı tellerinin mikrofona çarpmasına aldırmıyor bas bas basıyor, davulcu vuruyor da vuruyor, piyanist bale yapıyor, pharoah nefesine hiç acımıyor. buzlar kırılıyor; onlar “hata”lı bastıkça her şey daha da güzel oluyor... arada pharoah içeri gidip “çay”ı kontrol ediyor, onu müzikle bekliyoruz; tempodan sorumlu genç ekip uçuyor. pharoah sahneye döndüğünde arkada bi yerde az buçuk oyalanıp arkadaşlarını dinliyor. sonra pörrrrrrr, pata pata... saksofunun ağzından girip burnundan çıkıyor, coltrane’i üflüyor.
müzikte yüzüyorum, yüzüyorum... zevkten boğuluyorum.
ne varsa “dem”li müzisyenlerde var.
pharoah senders quartet: tenor saksofonda pharoah senders, piyanoda william henderson, basta gerald cannon, davulda joseph farsworth.
deniz koloğlu
8 Aralık 2007, Kadıköy
Küresel Eylem Grubu’nun tüm dünya ile eşzamalı olarak düzenlediği buluşma, bu yıl kalabalıklaşan kitleyle ile birlikte içimizi ısıttı. Rengarenk görüntülerle ilerleyen kortej, eğlenerek protesto edebilmenin de güzel örneklerini verdi. Yürüdük, durduk, kalktık, koştuk ve en çok da gürültü yaptık. Sesimizi sağır sultan bile duymuştu zaten Avustralya’dan. Kyoto’yu imzalamayan bir Amerika bir de biz kaldık. Daha çok gürültü çıkartmamız lazım. Kyoto imzalanana kadar durmak da yok. Kyoto imzalandıktan sonra da durmak yok.
Tabii, oradayken şahit olduğumuz birkaç hadiseyi belirtmeden geçmek de kargamecmua’ya yakışmaz. Şimdi, alandaki en beter ya da cırtlak sesli kişinin eline mikrofon ya da hoparlör vermek mitinglerin geleneğidir. Ama açıkçası KEG’in bizi alıştırdığı bunca güzellikten sonra, biz bu konuda da değişiklik bekledik açıkçası. Bir de Pelin Batu iyi insandır, güzeldir, medyatiktir, de; konuşmacı olarak oraya çıkmadan önce ne söyleyeceğini kendi dahil kimse kontrol etmedi mi yahu?
Yine de o günden beri kendi kendimizi; önce fısıldayarak, sonra nerede ne yapıyor olduğumuzu unutup bağırarak ve zıplayarak “biz, anti, anti-kapitalistiz,” derken buluyorsak, kendi kendimizi eylemekten daha öteye de ulaşmışızdır.
kargamecmua
14 Aralık 2007, Karga (Buradaydık)
Karga Canlı adını verdiğimiz konser dizimizin ilki Cenk Taner – Akustik, KargART salonunda gerçekleşti. Cenk Taner’in daha sık konser vermesi gerektiğinin anlaşıldığı gecede izdiham yaşandı. Salonun merdivenleri bile doldu. İçeri bu kadar insan almak marifetmiş gibi bunları yazmak garip gelebilir. Ama salonun kapasitesini aştığını söylememiz şehirdışından ya da trafiğe takıldığı için geç gelen kemik dinleyiciye sökmedi. Eh, biraz duman altı ve samimi oldu ortalık. Kadıköy gibi.
Cenk Taner; Belen Ünal, Tayfun Çağlar, Kaan Altan ve Demirhan Baylan gibi sürpriz konuklarla birlikte sahne aldı. 3,5 saate yakın süreye 30’dan fazla şarkı sığdı. Tek bir şarkı bile çalınmadı, kalabalığın hepbir ağızdan bağıra çağıra eşlik etmediği. Kaçıranlara hayranları güzellik de yapmışlar. http://www.youtube.com/watch?v=SSyNMuS69Xc adresinden görüntülere uluşabilirsiniz.
kargamecmua
info@kargamecmua.org