Louis CK Aklını Seveyim


Utkan Çınar

Şanslı bir nesiliz ki mizahın şaha kalktığı dönemleri gördük. ‘90’larda Seinfeld ve yeteri kadar tanınmadığı için üzüldüğüm The Larry Sanders Show ile başlayan hareketlenme Ricky Gervais’in The Office ve Extras’ı, Larry David’in de Curb Your Enthusiasm’ı ile zirvelerini gördü. Televizyon sinemaya göre çok daha güçlü bir mizahın alanı oldu. Ayrıca Gervais, Seinfeld, Galifianakis gibi isimler stand-up alanında da çok iyi işler yapan ismler oldu. Ama gün Louis C.K.’in günü. 30 yıla yaklaşan stand-up kariyeri, ilk önce Lucky Louie ile denediği ve ardından Louie ile mükemmelleştirdiği dizi kariyeri ve şu aralar durmadan işler üreten prodüksiyon şirketi Pig Newton’la çıkardığı işler yukarıda saydığımız isimlerin hepsini geride bırakıyor. Geç kaldık belki mecmuada ona bir yer ayırmak için ama aynı bir Radiohead albümü gibi habersizce gelen yeni dizisi Horace and Pete’in de gazıyla artık ona hakkını teslim etmeli.

Fazla laga luga yapmadan Horace and Pete ile başlamalı. Louis CK’in (artık Louie diyeceğim) herhangi tanıtım veya promosyon yapmadan (ki bunu da seyirciyi bir beklentiye sokmadan yapımı tecrübe etmesini istemesi olarak açıklıyor), herhangi bir kanalla anlaşmadan, direkt olarak bölüm başı 3 dolara kendi web sitesinden yayınladığı ve her bölümün yayınlanışından sonraki hafta gelecek bölümü çekerek kurguladığı dizi; adeta tüm endüstri kurallarına kafa tutuyor. Ve dizinin 3. bölümü benim dizi tarihinde seyrettiğim en iyi bölümlerden biri olabilir. Laurie Metcalf (ki Getting On isimli iddiasız yapımda da çok başarılı) ve Louie’nin masa başında 40 dakika boyunca konuşmasından oluşan bölüm, muazzam oyunculuk ve diyaloglarıyla Louie’nin seviyeyi nerelere taşıdığının en mükemmel örneği. Bunun dışında Steve Buscemi ve Alan Alda gibi iki ustanın da kariyerlerinin en iyi işlerinden birini çıkardığını söyleyebiliriz. Tiyatro, dizi, sinema, stand-up, doğaçlama. Horace and Pete’de hepsi var. Ve olabilecek en güncel şekilde önünüzde. Bu satırları yazarken bir sonraki bölümün çekildiğini bilmek de ayrı bir zevk. Hiç olmazsa bir bölümünü alıp izleyin. Tüm kazanç dizinin prodüksiyonuna gidiyor. Ayrıca Louie size oldukça eğlenceli ve uzun mail’ler de gönderiyor.

Neyse, bu kadar yıkama yağlamadan sonra biraz da nasıl bugünlere geldi Louie ona bakalım. YouTube’de 20 yaşında yaptığı stand-up’ları bulabiliyorsunuz. Macar ve Meksika kökenli ve Boston’da büyüyen 48 yaşındaki Louie en başından beri yapmak istedikleri belli bir adam. ‘90’larda David Letterman, Conan O’Brien, Chris Rock gibi isimlere ve o dönem belki zamanının ilerisinde olduğundan başarılı olamayan ve daha sonra The Office’in Amerikan versiyonuyla patlayacak ve şu anda gayet saygın bir oyunculuk kariyeri inşa etmeye başlayan Steve Carell’in de televizyon debütü diyebileceğimiz The Dana Carvey Show’a yazarlık yaparak geçiniyordu. Stand-up da her zaman vardı. Sonra iki tane film yaptı. Fransız Yeni Dalga’sına ve absürdlüğe olan ilgisini de yansıttığı filmlerden Tomorrow Night gösterilme şansı bile bulamadı. Pootie Tang ise kötü eleştirilerle unutuldu. Louie’nin taviz vermeyen tarzı ona başarı getirmiyordu. Ama pes de etmiyordu. Neyse ki harika stand-up DVD’leriyle ekmeğini çıkarabiliyordu. Sonra 2006’da ilk ciddi oyunculuk denemesi diyebileceğimiz Lucky Louie geldi. Louie’nin klasik sit-com’lara selam çakan bu minimal ama gırgır yapımı belden aşağılığın gayet gerçekçi kullanımı ve ortak paydaya prim vermeyen mizahıyla ilk sezondan sonra yayından alındı. Artık 40’ına gelen Louie’nin hevesi biraz kırılmıştır diye düşünürsünüz değil mi? Öyle olmadı. Artık onun zamanı geliyordu ve 2009’da bize Curb Your Enthusiasm’ları, Seinfeld’leri, The Office’leri unutturacak olan Louie geldi. Aslında aynı Seinfeld gibi bir stand-up’çının hayatını anlatıyordu ama gene o absürd, melankolik ve son derece komik diliyle. 40’lı yaşlarının ortalarında, boşanmış bir komedyenin dünyasına konuk olurken hem son derece gerçekçi “modern” insan portreleri, hem de küçük ama görsel olarak son derece etkileyici fikirlerle Louie’nin ne kadar yetenekli bir yönetmen olduğuna da tanık oluyorduk.

Sonunda gelen başarı ona yeni yollar açtı. Önce aracıları ortadan çıkarıp sitesinden satmaya başladı şovlarını ve dizilerini. Oscar’larda da adından sözettiren American Hustle, Woody Allen’in Blue Jasmine ve Trumbo gibi filmlerde oynadı. En önemlisi yapım şirketi Pig Newton’la* başka isimlere de fırsatlar vermeye başladı. İlki halen ilk sezonu yayınlanmakta olan ve 2. sezonu da şimdiden kapan Zach Galifianakis’li Baskets. Bir rodeo palyaçosunun var olma dertlerini konu alan yapım, Galifianakis’in harika fiziksel komedisinin yanı sıra annesi rolünde harika bir Louie Anderson’la gayet radikal ama bir o kadar da kaliteli bir iş. Lucky Louie ve Louie’de de beraber oynadığ Pamela Adlon’a da Better Things diye bir dizi yapmakta ki beklentilerimiz tavandadır onun için de. Ayrıca Marc Maron’un Maron ve Aziz Ansari’nin Master of None isimli başarılı işlerinin de Louie’den ne kadar etkilendiklerini hemen sezebiliyorsunuz.

Kısaca Louis CK, George Carlin, Larry David gibi öncüllerinden aldığı bayrağı çok ötelere taşıdı ve taşımaya devam ediyor. Ayrıca dur durak bilmeyen çalışkanlığı ve işin mutfağından gelmiş olmasının da faydaları en çok bize. Etnik meseleler olsun, modern hayat, teknoloji olsun, kadın-erkek ilişkileri, cinsellik olsun, ben feyzlerimi Louie’den almayı seviyorum. O iğneyi de çuvaldızı da kendine batırmayı seviyor. Ben Louie’nin politik doğruculuğun duvarlarını yıktığı bir dünyada ve zamanda yaşamaktan pek memnunum. Keşke bizim memlekette de böyle insanları barındıracak bir kültürümüz olsa.

*Fig Newton’dan geliyor isim. Aslen incirli bir abur cubur markası. Louie’nin anlattığına göre kızının ona Pig Newton demekte ısrar etmesi sonucu prodüksiyon şirketine bu ismi vermiş.
YN: YouTube’de istemediğiniz kadar Louie videosu bulabilirsiniz tabii ama yeni tanışıyorsanız ve bir yerlerden başlamak isterseniz, “Louis CK Generation of Spoiled Idiots” veya “Louie coffee shop scene” isimli videolardan başlayabilirsiniz. Hatta David Lynch’le kotardıkları 3. sezon Louie’leri de ayrı güzel. Neyse böyle giderse duramayacağım :)

khgv@hotmail.com