mixed version
Boş bir kâğıdı doldurmak, anlam ve hafıza oyunlarıyla onu karalamak hırsımız...
Kendinden emin, derin bir bilgi birikimine sahip olan Seyahat, hızla ve tam performans atan büyükçe bir kalp, içinde garip bir sızıyla boşalmak riskini hiç düşünmeksizin göze alabilme; size her zaman kuracak bir hayal verecektir. Ve insan hayal ettiği müddetçe yaşar. vurgun yiyip dipte kalmak da olası. vurulanlar ya meczup ya eren. Ama, sana büyük bir sır söyleyeceğim, zaman sensin. Ben zaten her acının Tiryakisi olmuşum… Sen hiç “Önüne bakma, karşıya bak...” Çay içmeden, hayatı yudum yudum iç (çok da güzel kafa yapar).
Bu çok kötü girizgahı bir kenara bırakalım. Bakalım uçabiliyor muyuz? Sağdan Direksiyonlu, Küçük Ebatlı Oyuncak Araba Koleksiyonu… “Bu araba İdi Amin’de bile yoktur be!” Arka koltuğunda büyüdüm. Papyonlu bayram şortu, tektip ayakkabılar, annem bağlamayı unutmuş. Anneme göre önceki hayatımda kediymişim.
Şu ana kadar içimiz az biraz kararmış olmalı. Peki izbe mahallelerdeki hurdacılarda, eski çamaşır makinelerinin ya da buzdolaplarının kapağını açıp, içinde kitap var mıdır, yok mudur diye kontrol etmek hayati midir? herkes kendi küçük evrenini yaratır ve orda yaşar. ama bazıları, kendi evrenleri sandıkları şeyin başkaları tarafından yaratılmasına izin verir. Ancak kendin kadar oynayabilirsin. Masturbasyondur gerisi. 31’e kadar boşuna saymayın yani. zaten sayı tutuyorsa bi sorun var demektir. Aklıma gelenleri alt alta dizebilirim ama:
“İstanbul’da Gittiğim Lokantalar”
“İçinde ‘Mavi’ Geçen Şarkılar”
“Kuvveden Fiile En Zor Geçenler”
Ampule Kafa Atmaca
Tiklenç
Pahdeşer
Gecetüyü
İşemkabı
Başekim
Enözdenetimizm.
Galiba insansızlığın en genel hali uyku oluyor. Health puanım düşerse grade’leri etkiliyor doğrudan. Uyumam lazım… Mırıltı tabir edilen ama kediden kediye ronlama, hurklama, mıkırdama gibi değişiklikler gösteren ninniyi duyduğumda her şey yolunda hissiyle uykuya dalabilirim. Uykusuzluk ise aramızdaki en büyük ortak noktalardan biri. Ama Kerim Çaplı çok uykusuz kaldı ve hiç pişman olmadı.
Sabahları hayatın her noktasını çözmüş gerçek gazetecilik kahramanı magazin ustaları, öğlenleri dişi olmanın tüm ataerkil kurallarını A’dan Z’ye yerine getiren kadıncıklar, akşam üzeri bilgileri herkesin ve her şeyin ötesinde, ellerinde her an dünyayı değiştirecek anahtarı tutuyormuş edasıyla, kahve fincanı ve dizüstü bilgisayarın arkasından bizimle dalga geçen anchorman’ler. Oysa artık Myspace gönüllü bir prodüktör gibi. Düz bir bakışı öngören endüstriyel, formel, ticari organizasyonlara alternatif; eğik bir bakışı destekliyor. Belki de artık ucuz kameralarla çekilen her görüntünün dünya seyircisiyle buluşma ihtimali var. Bu yüzden, ben de “Kült nedir?” hesabı, "Araki'yi öldürmeye karar verdim!" Şiddetle el ele, kol kola, mutlu mesut Amerikan izleyicisi farklı düşünse de.
ağırlık merkezini kaydırıp daireler çizenler de oluyor, ruhunu boşa alıp, bedenini tereddütsüz Boğaz’a atanlar da. Oysa ben istiyorum ki, GePGeNç trash metalciler ve Hey Girlcüler birbirlerine çay ikram etsinler, Canoncularla Nikoncular iyi geçinsinler. Bir de merak ediyorum, “Bu FD nasıl bir adamdır, huzuru bulamamış mıdır?” Hatta “Marc Coro acaba tek başına ne yapacak?” Punk ana, anlat bize…
Bir adam neden şarkı yapar, neden onu albüme koyar, neden insanlar para verirler ve onu alırlar anlamış değilim. Frekanslar, tabak çanak çıkırtıları... Burası pause’a bastığım yer, orası ise artık “kokuyor” bana. Şeytani akıl dışılık, doğaya yakınlık ve ölümün farkında olmak; adamın derdi budur.
Su buldum. Ama sek candır. Rakıyı ağzınızdan püskürtemezsiniz. Hem erken sarhoş olanları sevmem ben. Bizde felsefe en çok içki sofrasında yapılır ya; yine öyle bir sofrada aşktan canı acıyan bir abiyi teselli etmeye uğraşırken biz, masadaki en sessiz hanımın gece boyunca söylediği tek cümle geliyor hep aklıma; "Abi ne yapacağımı bilemiyorum ya, biz bir elmanın güller açan iki fidanıyız.” Kimyaları uymamıştı demek ki.
“insanın tüm mutsuzluğu tek bir şeyden kaynaklanır: odasında sükunetle oturabilme yetisinden yoksun olmasından,” demiş Pascal. Oysa sabit mekân vakit bırakır, beyni özgürleştirir.
Eskiden kafalar iyiydi, iğneler daha güzel batardı (Huzur içinde yatsın John Belushi). Her ayın son Cuma günü bir kadeh kırmızı şarap içen biri, 29 gün boyunca o Cuma’nın hayalini kuruyorsa bağımlılık söz konusudur. Ben bağımlı değil, bağlıyım belki... Ama yürekten. Zaten sadece müptelalar eğleniyor. Bahar geldi. Benim içinse ancak o yaz bir kupa varsa, ilkbahar o kadar da depresif geçmiyor. Tarihi bir müsabakayı kaçırmanın pişmanlığının yerini hiç bir methadon tutamaz. Ve Marco Van Basten isimli madde Bende var!
“Belki de yaşamın sonu yemek ile gelecek,” diyor ve Os Gemeos kardeşleri saygıyla selamlayarak huzurlarınızdan ayrılıyorum. Çünkü uçuşa geçtim.
tai fu tarafından mikslenmiştir.