Aptallık çağı


Viktor Pilatan

Bilhassa okumuşların şerrinden bizi muhafaza eyle yarabbi

- Yazının başlığı 2009’da İstanbul’da festival kapsamında izlediğim bir belgesele ait. Franny Armstrong’un çektiği Age of Stupid, yaşadığımız döneme 2055 yılından bakıyor ve günümüzü (bizi) aptallar çağında yaşayanlar olarak betimliyordu. Rahmetli Pete Postlewhaite’in sularla kaplı dünyada bir kulenin tepesinde insanlık tarihinin arşivini koruma görevini üstlenmiş bir arşivciyi canlandırdığı belgesel, günümüzdeki dünyanın farklı yerlerinden hikâyelerle medeniyetin nasıl yok olduğunu bulmaya çalışıyordu. Film crowdfunding yöntemiyle kotarılan ilk işlerden biri olmasının yanı sıra her yerde bedavaya gösterilip kârını da cebe atmanızı sağlıyor. Ne enayilik!
 
- Futurama isimli harika çizi film de bir bölümünde bizim yaşadığımız dönemi “Stupid Ages” (Aptallar dönemi) diye adlandırmıştı. Buna karşı gelmek için pek çok nedenimiz var aslında değil mi? İnternetimiz var, ucuza uçabiliyoruz, Higgs bozonunu bulduk, DNA’yı biliyoruz, evrimi biliyoruz. “Daha ne yapalım lan artık?” diyebiliriz. Ama çöpümüzü ayırmaya her üşenişimizde, gereksiz yere kullandığımız su ve elektriğimizle gelecek kuşaklardan iyi küfür yiyeceğimiz kesin. Bu Mars işleri, ayfonlar falan hikâye; iyi anmayacaklar bizi. Ben mesela bolluk içinde yaşayan ve bizim gibi herhangi bir suçluluk hissetmeden, sonuçları gözetmeden tüketen 2. Dünya Savaşı sonrası kuşağa saydırıyorum yer yer. Ama hiç olmazsa sanatları iyimiş.
 
- Artık kimsenin umursamadığını düşünüyorum. Benden sonrası tufan hiç bu kadar gerçek tınlamamıştı. Bizden sonrakilere bir cehennem bırakacağız, bunu da umursamıyoruz. Hedonizm peşinde yaşamımızı devam ettireceğiz. O özlü söz gibi “Son ağaç kesildiğinde, son nehir kuruduğunda, son balık öldüğünde biz zaten çoktan ölmüş olacağız.” (Yazıyı tamamladığım sırada haberlerde Putin dünyanın her yerini vurabilecek bir nükleer füze ürettiğini söylüyordu. Sanırım üstteki ifade değerini biraz kaybediyor.)
 
- Gene gelecekten birileri reklamlarımızı görse zekâmızla çok eğlenebilir. Ben niçin kızartma yapılmış yağ içinde bulaşıkların hemen sudan geçirilmeyip birkaç gün bekletildikten sonra artık içinde hangi lanet olası kimyasalları içeren deterjanlarla yıkanması gerektiğini çözemiyorum. Ya da niçin beyaz tişörtle çimlere sürtünüyoruz? Niçin büyük balkonlu 3+1 evlerimiz, yıkıp yerine balkonsuz daracık evlere razı oluyoruz? Beni aşıyor.
 
- Kafanın çalışması, zeki olmak olumlu bir özellik olarak algılanır. En akıllılarımız en iyi şirketlerde çalışıyor. Onlar kadar yüksek akıl bahşedilmemişleri manipüle ederek para kazanıyorlar. İnsanları kontrol altına almaya ve izlemeye yönelik teknolojiye ne kadar emek harcandığını biliyoruz. Bize zekâ mı lazım, vicdan mı? Nükleer bomba yapabilecek zekâya sahip olmak ne menem bir şeydir?
 
- William Sidis’den bahsetmek isterim. Ukrayna’dan göç etmiş bir ailenin çocuğu olarak 1898’de New York’ta dünyaya gelen Sidis’in 200’lerin üzerinde IQ’sunun olduğu söylenir. Daha 8 yaşında kendi kendine içinde Türkçe’nin de bulunduğu 8 dil öğrenmiş hatta Vendergood adını verdiği bir dil de icat etmiştir. 11 yaşında Harvard’a girmiş, Gauss’a benzetilmiş. 16 yaşında mezun olmuş, yalnız yaşamayı tercih etmiş, 19’unda tekrar okumak ve devamında ders vermek için Harvard’a döndüğünde ise diğer öğrencilerin yer yer fiziksel saldırılarına da maruz kalınca tamamıyla terk etmiş okulu. 21 yaşında olaylı geçen 1 Mayıs gösterilerinde tutuklanmış ve 18 ay hapse mahkum edilmiş; bunun yanında sosyalist ve ateist olduğunu ifade etmesi de çok yardımcı olmamış tabii. Ünü onun hapishane yerine 1 senelik bir sanatoryuma yatmasını sağlamış. Devamında ailesinden kopuk, münzevi bir hayat gelmiş ve 46 yaşında beyin kanaması yüzünden aramızdan ayrılmış. Büyük beklenti, aile baskısı derken zekâ bir lanete dönüşmüş.
 
- Aptal dostun olacağına akıllı düşmanın olsun derler. Ulan daha aptal düşmanı yenemiyoruz. Keşke böyle bir seçim şansımız olsa.
 
- Tarihimizin en büyük beyinlerinden biri lan Nasrettin Hoca’yı analım. “– Hoca bak baklava gidiyor. – E bana ne? – Ama sizin eve gidiyor? – O zaman sana ne.” Evinize baklava gidiyor olması ve bundan haberiniz olmaması kadar zevkli bir an var mıdır?
 
- Günümüzün en büyük zekâlarından Umut Sarıkaya’dan da bahsetmeli. Mezardan “Delirin i*neler” diyen Steve Jobs veya ölüm döşeğinde “Orta sınıfta çözemediğim bir y…aklık var,” diyen Karl Marx gibi tanımlamalarıyla çokça kitap okumadan zamanın ruhunu çözümlememize yardımcı olmuştur.
 
- TV’de bir kadın geceleri 4 saat uyuduğunu, böylece daha çok hareket ederek zayıf kaldığını söylüyordu. 18 yaşındaki hafif kilolu kızın annesine mide küçültme ameliyatı öneriliyordu.
 
- Kanımca zekâ neden mutsuz olduğunu, neden işlerin yolunda gitmediğini anlayabilme yetisi olmalı. “Her sabah uyanır uyanmaz telefonumda haberlere bakıyorum, köpeğe tecavüz, çocuk tacizi vs vs.” Sonra da “Öfkeli hissediyorum,” diye şikayet etmek makul değil ha? Bunların hepsi daha önce de oluyordu ama haberimiz olmuyordu. Cehalet mutluluktur demiyorum tabii ama ulan her şeyden haberdar olmayalım be.
Son olarak, sizleri tam da 7 sene evvel kotardığım bir “solo test” yorumlaması ile baş başa bırakmak isterim:
 
Solo Test’i hatırlarsınız. Özellikle ‘80’li yılarda pek popüler bir oyundu. Kısaca damasal bir mantıkla piyon eksiltme mantığıyla zekânızı ölçerdi. Ne kadar az piyon bırakırsanız o kadar zeki olduğunuz anlaşılırdı. Bir nevi portatif IQ ölçer. Rübik küp gibi. Ama tabii yolunu öğrenince papağandan daha zeki olup olmadığınızı söyleyemem. Keza ezberleyeni bilirim ve hep 1 piyon bırakıyordu. Neyse asıl bahsetmek istediğim bu oyunun görselidir. Bıraktığınız piyon sayısına göre puan sistemi ve her puana denk gelen zekâ seviyeleri. Keza sayfadaki resimde görmektesiniz. E kardeşim tamam da bunların çoğunun ne zekâyla ne de tiplerin o görsel tavırlarıyla eşleşmesi doğru değil. Bakın anlatayım.
 
1 piyon bırakmak en iyisi ve “Bilgin” oluyorsunuz. Einstein benzeri bir karakter oturtulmuş buraya. Eh tamam. Ama 2 piyon bırakan tipe baktığımızda “Zeki”yi topluluk önünde konuşma fobisine sahip biri olarak görüyoruz. Takım elbisesi içinde gayet mutsuz. 3 piyondaki “Kurnaz” efsane zaten. Hani bizim sokak argosunda “Kurnaaaz” vardır. Sinsiliğe yakın, hani “kıçı yere yakından korkacaksın” tavrında biri. Ama resmine bakıyoruz. Paranoyak, şaşkın, boş bakan bir tip. Yani öyle tezat var ki komik değil. “Başarılı” süper. Zekâ ile başarının ne alakası olduğunu bilmiyorum. Zaten başarı çirkin bir laftır. Tipe baktığımızda ise bu tezimiz doğrulanıyor. İşçilerinin sigortalarını ödemeyip bıyığını burarak çapkınlık yapmaya giden bir muhafazakâr işadamı edası görüyoruz. Hakikaten pek başarılıymış.
 
“Normal” sanırım insanlar için kullanılan bir sıfat değil. Hani sanki en iyisi oymuş gibi. “Aman abi 5 piyon bırakayım da şahit yazmasınlar” gibi bir ruh hali hissediliyor. Pis bir Alain Delon sırıtışıyla kaçınmak gereken bir dilim. “Tecrübesiz” bana zaman zaman TV’lerde gözüken “şimdiki çocuklar harika” türünden haberlere konu olan çok bilmiş, sevimsiz çocukları çağrıştırıyor. Hatta haberlere çıkıp yorum yapan bir tanesi vardı 10-15 sene evvel. N’oldu acaba o çocuk? Başbakan olacak mı? Tecrübesiz sevimsiz bir tip. Ama işte bahanesi var, tecrübesiz.
 
Bundan sonrakiler benim adamlarım. 7 (iyilik) piyon bırakan “Aptal” benim dilediğimdir. Çünkü en mutlu adam odur ortamda. Zayıf ve kelleşmeye başlamış Fellini filmi figüranı tipiyle en baba figür. Bir de o gamsız gülüş. Hani bundan zarar gelmez dersin, iyi insandır dersin. Ayrıca 1 yerine 7 piyon bırakmaya çalışmak kanımca daha zordur. Çünkü oyunun amacına muhalefet ediyorsun. Gol atmak yerine topu kale çizgisinde bırakmaya çalışmak gibi. “Gerizekâlı” hunisiyle çok bariz bir tip. Mental bir rahatsızlığı olduğu her halinden belli birine gerizekâlı demek ayıptır. Ama eskiler işte. O zamanlardan beri farkındaysanız politik doğruculuk bizi iyice köşeye sıkıştırmış vaziyette. Ve “Beyinsiz”. Kendine “Bilgin”in yanında yer bulmuş olması aslında o kadar da beyinsiz olmadığını gösteriyor. 9 piyon ve fazlasını bırakırsanız size “Beyinsiz” diyeceklerdir. “Bön”, “Bayağı”, “Çirkef”, “Sinsi”, “Mal” demelerinden iyidir. Hani 20 piyon bırakanın da yeri olsa listede ne diyeceklerdi merak ediyorum. kendihayat@gmail.com