Ortayaşlılık ve Ortayı Bulmak: Lightning Bolt


Deniz Bankal
Lightning Bolt kafagöz yaran bir albüm değil. Peşinen söylüyorum. Yazının bundan sonra okuyacağınız kısmı eser miktarda can sıkıntısı ile yazılmıştır. Netekim mecmua ekibi olarak beraber büyüdüğümüz bütün dönem grupları gibi Pearl Jam'in de arkasından konuşmanın biraz ayıp olacağının farkındayız. Çünkü duygusal çocuklarız biz. Mecmua'nın "Bırakın tasarımcı yazsın…" demesinin ardında yatan neden de işte budur. Bazen elini taşın altına koyman gerekir ve sıra sana geldiğinde anlarsın. Ayrıca bir grunge veteranı olduğum da doğrudur. O yüzden şimdi herkes sakin olsun. Çünkü Pearl Jam yine hayatımızı değiştiremedi, merkür gerilemeye devam ediyor ve Lou Reed 27 Ekim'de, 71 yaşında öldü. Artık bir süre konumuz ortayaşlılık ve ortayı bulmak olabilir ya da ellisine merdiven dayamak, kelleyi uçurma isteği duymadan… En azından ben şu bayık Ekim akşamında sizin buna inanmanızı isterim.

Diğer yandan Lightning Bolt, "Getaway"in "herkesler başımıza eleştirmen kesildi" sözleriyle başlıyor. Kesildik, iyi mi? Çok iyi bildiğimiz ama daha önce duymadığımız bir Pearl Jam şarkısı bu. Riot Act hariç bütün albümlerinde aynı taktiği kullanan Pearl Jam yine açılıştan gazı veriyor. Ben de alıyorum, ne yalan söyleyim. Üzerine "Mind Your Manners" geliyor. Parçayı ilk duyduğumdan beri acaba Vitalogy'nin halefi mi geliyor diye kuşkulanıyorum. İkide iki. Üzerine "My Father's Son" girince bu fikirler dağılmaya başlıyor. Hâlâ Backspacer'daymışız. Sözleri de kabak tadı eriyor. "Sirens" girdiğinde artık orada değilim. Yaş hesaplarına dalıyorum. Neil Young'ın Harvest Moon'u yaptığı yaşlardalarmış. Aklım yine Lou Reed'e kayıyor. O da aynı yaşlarda New York / DirtyBlvd.'ı yapmıştı. Üzerine de 10 albüm daha çıkarmıştır. Benimle beraber büyüyen kaç grup/adam bu kadar büyük taşlar koparabilecekti acaba? Pearl Jam istikrarla devam edecek miydi? Ama bu parça biraz uzun ve çaktırmadan melankoli baş gösteriyor sanki. Hisli piyanolar üzerine yaylılar, üzerine harmonik vokaller, üzerine gediksiz McCready gitarları, -e sözleri de ulağıma çarptıkça fikrim sabitleniyor: bu tam bir orta yaş baladı. Her şey olması gerektiği gibi. Çok değil, az değil, iyi değil ama kötü hiç değil. Gençliğin gösteriş eğiliminden sıyrıldıktan sonra, deneyimle gelen özgüvenin sağladığı bu kabulleniş, manita yanında eşofman altıyla yayılmak gibi bir şeye benziyor. Depresif gözükse de nasıl konforlu bir şey olduğunu anladınız. Artık inkâr etmek faydasız. 

"Pendulum"'a kadar kafamı kaldıramıyorum. Sonra biraz silkeleniyoruz birlikte. Sanki Pearl Jam'in konfor alanından çıkıp, yeni bir şey denemeye en çok yaklaştığı yer burası. Ardından gelen bütün parçaların daha iyilerini önceden yaptıklarını biliyoruz. "Let The Records Play" ve "Yellow Moon" şaşırtmıyor o yüzden. Ancak "Sleeping By Myself"'i neden albüme aldıklarını hâlâ anlayamıyorum. Vedder'ın Ukulele Songs'unda yer alan versiyonunu yeteri kadar sıkıcı bulmamışlar anlaşılan. 

Albüm çıkmadan önceki hislerimle şimdikileri karşılaştırmak için tekrar "Mind Your Manners" ve "Sirens" videolarını çeken Danny Clinch'in hazırladığı kısa filmi izliyorum. Mike McCready şimdiye kadarki en iyi parçalarından birinin "Sirens" olduğunu iddia ediyor. Eddie Vedder hâlâ söz yazmayı dalgalar üzerinde sörf yapmak olarak betimliyor. Ten'den bu yana 22 sene, 10 albüm ve sayısız turneden sonra hâlâ beraber olmaktan ve artık sadece canları istediği için müzik yapmaktan memnun görünüyorlar. Ben ise dehşete kapılmış durumdayım. Orta yaş baladının formülünü bulunca tekrar denize atmak var mıydı? Yeniden yeni bir şeyler üretmek mümkün olacak mıydı? Yoksa bundan sonra hep yokuş aşağı mıydı? Üstelik artık Pearl Jam'den bahsetmiyor bile olabilirim.

denizbankal@gmail.com