2000'LER SOKAĞINDA KABUS XI, XII, XIII...

-
BÖLÜM: 2000’LERDE RESURRECTION…
‘80’lerin slasherlarının temel referansı olan ‘60’lı yıllar özgürlük ideolojisine karşı yaptırım uygulayan slasher anti-kahramanları 2000’lerde motivasyonsuz bir şekilde ekranda yeniden vücut bulmaktadırlar. ‘68’in bağları 2000’lerde Freddy Krueger'i (2010'da yeniden vizyona girecek), Jason Voorhees'i, Michael Myers'i ve Leatherface'i yeniden yarattı.
Eski kuşağa referanslara rağmen ‘90’larda sessiz kalan bu anti-kahramanlar 2000'lerin yeni problemlerine yöneldiler ve bu problemlerin halen ‘68 değerlerine darbe vuran jenerasyondan kalan sex, drugs and rock’n’roll diyen bir gençliğe yöneltilmesi 68 ile 2000’lerin ilk on yılını kesiştirmesine rağmen son derece ironik olarak birbirinden ayrıştırmaktadır da: Çünkü ‘68 kuşağı dersini almış olsa da olmasa da otoriter psikopatların özellikle Amerika’daki siyasi çelişkilerinden oluşmuş hastalıklı görüşleri tarafından bu serilerde yeterince cezalandırılmış ve eziyet çekmişlerdir ve 2000’lerde yeni bir ‘68 kuşağını yaratmak istemeyen bu anti-kahramanlar “denize düştük, yılana sarılacağız” dercesine şayet 2000’lerde yeni bir ‘68 kuşağı inşa edilecekse bile, bu inşanın asla kendi orijinal zamanındaki gibi olamayacağını bu yeni serilerde vurgulamaktadırlar. Bu nedenle Freddy yine rüyalara, Jason yine Kristal Gölü'ne geri dönmüştür...

Gözle görülen sebebin halen marijuananın (asidin mirasçısı) hakimiyetine girmiş high durumun siyaset, ahlak ve değerlere son derece nihilist yaklaşmaları olduğu belli, ancak ‘68’in siyasi bir başkaldırıyla var oluşu 2000’leri ‘80’lerden ayrıştırırken 2000’lerde apolitik olmayı ve sadece apolitik olmakla kalmayıp, normlara uymayan ben merkezci gençliği yasaklıyor. Doğası gereği Freddy, Jason, Michael ya da Leatherface karşıt görüşte olsalar da 68’in siyasi normlarına göre hareket ediyorlar ve 2000’leri tuhaf buluyorlar.
Yine de bu kadar yüklenmemek lazım. ‘80’ler slasherları için ‘68’i referans vermek kronolojik olarak daha kolaydı. Yukarıda belirtilenlerin doğruluk payı olup olmadığını tüm slasher fanatikleri ve analizcileri bundan bir yirmi yıl sonra çok daha net görecekler. Çünkü 2000’lerdeki birkaç örnekle bu problemi belirlemek biraz zor. Günümüz hızla ilerlerken slasher filmlerinin ideolojik yapısı da bir o kadar karmaşıklaşıyor ve alt metinler artık Freudcu bakışların indirgemeciliğiyle açıklanamaz hale geliyor. Örneğin:
Vietnam'ı bir katliam veya bir hata olarak görenlerin, günün savaş standartlarında Vietnam'a gitmeyenleri de bir tehdit olarak görmeleri… (The Texas Chainsaw Massacre: The Beginning).
Ya da seks ve uyuşturucu motivasyonu olmaksızın “sırf o anda evde oldukları” için evlerine girilip katledilen çiftler… (The Strangers).
Bugüne kadar ailelerin, yetiştirdikleri evlatlarına yanlış yaklaşımları sonucunda bir ders almaları yerine, çocukların kendilerinin bir hata yaptıklarını anlamaları ve ailelerin bu hatayı görmezden gelişi… (Eden Lake).
İlk filmde göze görünen bir şekilde yukarıda bahsedilen ideolojiyle hareket eden anti-kahramanların ikinci filmde tövbe etmeleri ama hepsinin polis tarafından yok edilmeleri… (The House of 1000 Corpses, The Devil’s Rejects).
Ve KUŞKU: PARANOYAKÇA BİR SORU…
Esasen motivasyonsuz yeniden yaratılan slasher anti-kahramanların nedenini bir sonraki jenerasyonun çok daha kolay iştirak edeceğini söylüyoruz ama yine de paranoyakça “acaba slasherlar da mı nihilistleşiyor?” demekten kendimizi alamıyoruz. O halde neo-slasher dönemi de mi bitti? Yeni dönemin adı ne olacak?