Aziz Değer Demirkol, Karga’ya uğramaları gibi bir görünüp bir yokoldu. Uran Apak, Vedat Ulukut, Deniz Tan, Burak Bayülgen ise kalıcı oldular. Aslında şimdi bakıyorum da, son dönemde hem mecmuaya hem de toplantılara katılan isimleri, fikir geliştirenleri düşününce Uran, Burak ve Vedat’ı ayrı bir yere koymak gerek. Ece Yörük, Leyla Karagül ve Nilüfer Uğur Dalay’da diğer yenilerdi. Leyla Karagül Filmmor ekibinden, Nilüfer Hanım da Küresel Bak’tan destek verdiler. Ece bir daldı, bir çıktı. Kşa yazısı ayrı yerde kaldı. Mart ayında, ayrıca mecmuanın maddi koşullarını geliştirmek için debelenmeye de başladık. Abonelik servisimiz ve !!!yaşasın kargamecmua!!! partileri başladı.Nisan ayı konumuz “para”ydı. Elif Türkölmez ve Tuğba Eriş börekler, çörekler ve zeytinyağlılarla katıldılar aramıza. Sıkışık anlarımızda imdat çağrılarımıza verdiği karşılıklarla Tuğba’ya çokca borçlandık. O günlerde sürmekte olan “Özür Diliyorum” kampanyasına mecmua olarak olabildiğince yer vermeye çalışıyorduk. Karolin Fişekçi’nin yazdıkları da tam da bu anlamda anlamlıydı. Yeni çizerimiz Nesil Kalenderoğlu ise bu aydan itibaren istikrarlı çizerlerimiz arasında yerini sağlamlaştırdı. Mayısta “ben/ego” konusunu ele aldık. Gamze Polatoğlu, Cengiz Alkan, Ozan Durmaz ve Aylin Ünal yeni yazarlarımızdı. Gamze bir iki keyifli yazıdan sonra galebe çaldı. İzmir’deki seslerimizden Ozan’ın da hâlâ bu kadar az katılımda bulunmuş olması konusunu bir ele almak lazım. Harıl harıl yazan biri olarak Ozan’dan azca yazı koparabilmiş olmak bizim eşekliğimiz sanırım. Elif Türkölmez ve Tuğba Eriş vasıtasıyla aramıza katılan Cengiz ise az ve öz sayıda yazısıyla üzerimizde önemli etkiler bıraktı. Gerisini de bekledik durduk. Mayısın son yenisi Aylin için ise ayrı bir bölüm açmak gerekir. Her sayı en az üç yazı önerisiyle gelip, Utkan ve benim bütün editoryal nazlarımızı çekmesi, mecmua için bu kadar zaman ayırması, düşünmesi, geçen yılın en önemli kazanımlarından biri oldu bizler için.

Gelelim hazirana. Dosya konusu “hata”, yeniler Emrah Özkan, Tolga Özbey ve Mürsel Sarıbaş. Yeniler anlamında kısır bir ay oldu. Keza yeni katılımcılarımız da çok iştahlı çıkmadılar. Bir tek Emrah yazmaya devam etti. Koca karga Mürs’ün fotoğrafı ve Rashit Tolga’nın hataları mecmuayı tamamladılar, o ayrı. Temmuzda hafif bir sayı yapmak istedik. Dosya konumuzu “pulp” olarak belirledik ama konu olarak pulp değil de, pulp mantığıyla bir sayı yapalım dedik. İki de yeni çizerimiz oldu, Abdül ve Emre Önol. Onların çizimlerinden de sıklıkla yararlandı Peri. Ama 10 yazarımızın kolektif olarak ürettikleri metin de bizim için yeniydi. Bu arada mecmua ciddi ciddi maddi sorunlar çekmeye başladı. Acilen bir şeyler yapmazsak bekâmızı sağlayamayacaktık.
Ağuslül sayısı, yepyeni bir çehre ile çıktı bu yüzden. Boyut küçüldü, mecmuanın 2 forması siyah-beyaz oldu. Ve maalesef baskı sayımız azaldı. Aslında en çok beni ilgilendiren üzücü bir başka olay daha oldu. Bir dünya proje ve işte birlikte çalıştığımız kadim dostum Yenal Yergün’ün de web editörlüğü ve düzeltmenlik görevlerine son vermek zorunda kaldık. Bu manipülasyonlarla maliyetlerimizi oldukça düşürdük, evet, biraz rahat nefes aldık. Dergilerin teker teker kapandığı ya da yayın periyodunu seyrelttiği bir ortamda, her ay ücretsiz bir dergi dağıtmanın güçlüklerinden bahsetmek anlamsız. Yapılan işin değerini okuyucu biçiyor zaten. Küçülmüş ve rengi solmuş mecmuayı da derhal sahiplendiniz. İşin aslı minyon mecmuayı biz de çok sevdik boyut olarak. “Bunca zamandır aklımız nerdeymiş,” dedik kendimize. Aslında sorun baştaki formatı nasıl seçtiğimiz, ki orası karışık…

Gelelim ağuslül sayısına. Dosya konumuz “ihmal”di. Yeni katılımcılarımız Celal Çelik, Uçma Hissi ve Yıldırım Arıcı aramıza yeni katılanlar oldular. Yıldırım Arıcı bir projeyi anlatan yazı ve fotoğraflarıyla destek verdi. Tek atış olması normaldir. Ama Uçma Hissi uçtu gitti sonra. Celal Çelik ise farklı üslubuyla mecmuada ayrı bir yer kazandı. Özellikle Kasım sayısına verdiği yazı mükemmeldi. Ekim ayı dosya konumuz “oyun”du. Ne yalan söyleyelim daha eğlenceli bir sayı yapmak isterdik. Oyunu fazla ciddiye aldığımızdan mıdır nedir, oyun gibi bir sayı olmadı. Armağan Çelik, Rıfat Akçe ve Eraslan Sağlam yeni yazarlarımızdı. Armağan’dan bir daha ses çıkmadı. Rıfat kokosu zaten uzmanlık alanını yazdı. Bu arada dikkatli okuyucu Erkan Akçe, Rıfat Özekan ve Rıfat Akçe isimlerine rastlamıştır zaman içinde mecmuada.
Hadi gerçekleri söyleyeyim, Erkan Özekan ve Rıfat Akçe canlı insanlardır, ki Rıfat kendisi olarak da yer aldı en sonunda mecmuda. Ama diğer isimler ilk başlarda yazacak yazar ve basacak yazı bulamadığımızda benim sevgili dostlarımın isim ve soyadlarını karıştırarak uydurduğum mahlaslardır. Bu arada, zaten sürekli dirsek temasında olduğumuzAçık Radyo’dan Eraslan’dan daha çok şey beklediğimizi belirtelim. Haa, bir de Yenal’ın bulmacaları bu sayıyla başladı. Adam kare bulmacanın ortasına siyah kutulardan “gak” yazacam diye debelenirken çok az kişinin bunu farketmesine iyice bozulmuş olacak ki, aralık sayısında coştu. Bulmacayı çözenler ne dediğimi anlayabilir.
Kasım sayısının konusu “yasak”tı. Bayağı bir yeni ismi duyurduk bu sayı. Güney Öztürk, Nazlı Kalkan, Cüneyt Kaşeler yazılarıyla, Esin Sarpkan, Menşure Kovanlıkaya ve Işıl Uysal da görselleriye katkıda bulundular. Cüneyt’in yazdıklarına başımız sıkıştıkça bakacağız tekrar tekrar. Güney’in de katkılarının devamını bekliyoruz. Nazlı zaten kaptırmış görünüyor, bir süre daha aramızda kalacak gibi. Esin kapağımızı yapmıştı, Menşure de sayfa tasarımlarına destek oldu. Işıl ise yeni çizerimizdi. Yılı yavaştan bitirirken Utkan bir kafa izni aldı.
Hatta editör sıfatını pause’a alıp üstüne de eşeklik ederek künyeye adını da yazmayınca Viktor’u da alıp kapıya dayandılar. Utkan sakindir de, Viktor’u ikna etmek zor oldu. Her neyse, aralık sayısında bir yenilik daha yaparak iki ay sürecek bir dosya konusu seçtik, “2000’ler”. Belleksiz bir toplum olduğumuzdan dem vurup duruyoruz.Bu nedenle Utkan’ın bir şeyleri hatırlamak ve altını çizmek gerek diyerek ortaya attığı dosya konusu bizim için önemliydi. Çünkü hakkını veremeyeceksek hiç bulaşmamalıydık. Bayağı kapsamlı ve zor bir konu oldu ama aralık sayısını elimize aldığımızda ve üstüne tepkileri de duymaya başladığımızda kendi kendime “En iyi sayımız bu oldu be,” demişliğim vardır. Yöntem olarak da farklı bir şey denedik, mecmuaya düzenli yazan, katkıda bulunan yazar havuzumuz yerine seçtiğimiz konu başlıklarının uzmanları ya da icracılarından görüşler topladık. Bu anlamda daha önce mecmuada bolca yazmış isimler yanında bir sürü yeni isimden görüş alma şansımız oldu. Bu da mecmuayı oldukça geliştirdi. Edebiyat başlığında Cavit Mukaddes, Gaye Boralıoğlu, Süreyyya Evren, Cem Akaş, Erdoğan Kul ve Semih Gümüş gibi isimler, müzik başlığında Derya Bengi ve James Hakan Dedeoğlu, spor başlığında da Tan Morgül, mecmuaya yazmış oldular. Ayrıca “yasak” sayısında başlayan Muhteviyat mecmua işbirliği sayesinde Özgür Uçkan’dan da yazı almış olduk.
Böyle işte, koca bir yıl daha geçti. Ve bu sefer gerçekten çok hızlı geçti galiba. Haa, bu arada özellikle İstanbul dışındaki okuyucularımızın takip ettiği web sitemiz www.kargamecmua.org bu yıl Altın Örümcek yarışmasında kültür sanat alanında halkın birincisi seçildi. Sizlerin ve siteyi tasarlayan sevgili Tolga Koçak’ın sayesinde. Güzel site bak, doğruya doğru. Onu da bir hatırlatayım, elde tutmak, mürekkebi koklamak iyidir de, siteyi de ihmal etmeyin.
Şimdi, sevgili mesai arkadaşlarım Peri, Utkan, Yenal, Bahadır, Oya, Murat (MRT) ve Berk’le birlikte, mecmuayı çıkartmamızı sağlayan üç silahşörlerin (Fahri, Özer, Vedat) ismini de anıp lafı bağlayayım. kargamecmua ailesine 50 kişi daha katılmış bu sene. Bu mecmuayı birlikte yaptığımız insanların sayısı da 200’e ulaştı. 3 yaşında bir bebek kadar hızlı büyüyoruz. Paytak paytak yürümelerimiz geçti. Adımlarımız belirginleşti. Şimdi yere biraz daha sağlam basıyoruz. Bebeği siz okuyucularımızla birlikte büyütüyoruz. Ve daha yürüyecek çok yolumuz var.
tayfunpolat@hotmail.com