Kafam Şişti
“Pis gerçekçi, aklettiğinin icabını yapamayan, bunun mutsuzluğunu bir tür alaycılıkla telafi eden, karamsar, dekadanlığa yetkin türden bir sinizm…”*
- Öfff… Gene çok içmişim ya… Hiç halim yok… Yarısını hatırlamadığım bir gece için bu kadar para harcamak da yani… Bir haftadır mal gibi Battlestar Galactica maratonuna girmek yerine şu metinlere baksaydım şimdi bu kafayla yarım yamalak düzeltme yapmak zorunda kalmazdım. Yarısını hatırlamadığım bir gece için bu kadar para harcamak da abes. Herkes bir ağızdan konuşuyor zaten. 45-50 yaşında gözüken bi herif vardı. Sürekli “siz bilmezsiniz” ayağında. “Her taraf Arap kaynıyor,” diyen hatuna “Hollandalı kaynasa okey mi yani? Sana ne ayrıca?”; “Benim Ermeni, Kürt arkadaşlarım da var,” diyen adama “Aferin,” diyemediğime yanarım. Hayır elalemin ırkçısı ırkçı olduğunu biliyor, bizimkisi onu bile bilmiyor. Tam cahillik. Ha kızın biri de Bangka Adası’ndan bahsediyor. iPhone’umuzun kalayı orada doğa katledilerek ve çocuk işçilerle çıkarılıyormuş.** Ona diyecektim “Abi ben Soma’yı, Ali İsmail’i paylaşırım dahasına da artık gücüm yok.”
İki lüksümüz var diye de, zaten sarhoşuz, iyice angut rolüne girmek istemedim. Hoş masadakiler de zaten sallamadılar pek. İçmeye devam. Hem baksana şimdi önümde açık haber. Millet iPhone 6 için AVM’de nöbet tutmuş…Bayağı zavallıyız be. Gamsızız da. Yarısını hatırlamadığımız bir geceye bu kadar para harcayabiliyoruz. Zaten anca bu lüksümüz için çalışıyoruz. Annemiz oğlan baltaya sap oldu desin diye abuk sabuk işler yapıyoruz. İşin kalitesi artsın diye bir rekabet de yok. Ne yapsan oluyor zati. Bi gelişme de yok. Kendimiz de geliştirmiyoruz. Bu, akşamdan kalmanın değil bu utancın yorgunluğu olsa gerek. Bi utanmadığımız Gezi vardı. Şimdi ona da “bitti abi” muhabbeti yapıyorlar. Tartışmaya girecektim herifle. Ulan her fırsatta Gezi bitti muhabbeti yapıyorsan demek ki bitmemiş, Anno Domini olmuş aq. Amaaan. Ne uğraşacaksın… Al işte haberlere bakıyorum bir yerde Nick Cave’in yeni belgeseli, öbür tarafta kadın cinayeti, öbür tarafta “götünün kılıyık” varyasyonu. Bu kadarı da fazla artık. Haber de bakmamak lazım. Dünyayla ilgilenmeyip işimize bakmak lazım. Sıkıştık kaldık burda. Birileri gene Berlin’e gitmiş; anlatıyorlardı. Mutlu da görünmüyorlar hani. Burada da kitapçının yerine pizzacı açılıyor. Hoş o kitapçıyı da bir kere dolu görmedim. Milletin derdi maksat mahallemizde sahaf olsun. İçine hiç girmesek de olur. Ama pizzacıyı, kafeyi de hiç boş bırakmıyoruz lan. Çöpüne ayıramayacak kadar da mı bıkkınsın ya. Offf kafam ağrıyor, bitmişim… Yarısını hatırladığımız geceye ne para döktük… Gene pederden istemek zorunda kalmasam bari. Aslında dünden razı. Kendi başına bir bok becermeyi öğrenmesi mümkün görünmeyen adam para felan kazanıyor. Çok mutlu olduğuna eminim… Sürekli bir suçluluk duygusu var ya. Sürekli zarar veriyor olma şüphesi. Onlarda da var mı acaba? İnsanlar nihil nihil görünüyor. Her şey yolunda gibi gözüküyor. Sanal dünya rahatlaması gerçekten işe yarıyor gibi. Sanal süper starlar ordusu. Hiçbir gerçek emek harcamadan yıldızlaşan, sana mucizeler veren dünyaya hiçbir şey geri vermeyen rock starlar. Kimse birbirini dinlemiyor. Sadece egolarını kusup duruyorlar. Dün gayet “solcu” bir herifle konuşuyordum.
Sunduğum her çözüm teklifini reddetti. Sadece bir “uzay kancası”*** bekliyor. O sayede cennetlik bir sosyalizmin geleceğini düşünüyor. Onun dışında da hiçbir şeyle ilgilenmiyor. Her şeyi aşağılıyor. İnsan öğesini kaybetmiş. Zaten evrende bir atom kadar bile büyük değiliz. Derdimiz ne onu da anlamıyorum. Yarısını hatırladığımız geceye… Off neyse… Bir şey bekliyoruz sanırım. Uzaylılar, sağlamından ekonomik bir kriz, doğal afet… her ne olursa. Bütün bunları düşünmediğimiz, bu yalanlara ortak olacak vaktimizin olmayacağı bir felaket. O kadar ters yöndeyiz ki, düze çevirip gerçek rahatlamayı görmeye hayat süremiz yetmeyecek. Zaten karaciğerin de anasını ağlattık. Bu umutsuzluk hali de çok yoruyor aq. Bundan sonraki tek mantıklı adım bireysel cennetini kurmaya çalışmak mı acaba? Ulan ona da okey ama bari bireysel olarak işini iyi yapan, doğaya, hayvanlara, insanlara iyi davranan insanlar olsak. Bu nihilizm onu da yorucu kılıyor. Off, neyse ya, belki o kadar da kötü değildir. Çok içmişiz, şizofrenleştim abi. Alo? Duyuyor musun?
- Ha dinliyorum, dinliyorum. Bi yavru kedi civliyor apartmanın arkasında bir yerlerde, onu arıyordum.
- Haa okey neyse kolay gelsin. Bulursun inşalla. Hadi.
Tamamen kurgudur. Gerçek hayatlarla benzerlikleri tesadüf eseridir.