Yorgunluk Muhteviyatı
Hayaller, Jetgiller, gerçekler, metrobüs:
Hepimiz, evde kahve bitince yürüyen yollar sayesinde markete gidip gelmek, canımız istediğinde dünyanın öteki ucuna jetimizle birkaç saniyede uçmak, hava kapandığında ışınlanarak Bahamalar’da olmak isteriz. Fakat şehrin trafiği, keşmekeşi ve kalabalığı içinde bize dayatılan en hızlı şey maalesef metrobüstür. Misk-i amber kokusuyla, elit ortamıyla ve geniş geniş takılmamamıza olanak sağlayan yüzölçümüyle metrobüse sahip olduğumuz için gerçekten çok şanslıyız.
Siz hiç yorgun bir vampir gördünüz mü?:
Vampirliğin formülü çözüldü. Not kan emmek but gündüz rahat rahat uyumak! Sabah erken kalkmak zorunda olan ve alarmla uyanan insan otomatikman yorgun insandır. Hele ki hangover’sa ya da depresyondaysa ondan yorgunu yoktur. Akşam iş çıkışı biraz takılayım dese hemen uykusu gelir, barda uyuklayınca insanlar onu sarhoş sanır. Oysa alkol ve yorgunluk birleşince duble sarhoşluk etkisi yapar. En büyük eğlencesi televizyonun karşısında uyuyakalmaktır. Ortalıkta zombi gibi dolaşır. Hatta bi süre sonra koalaya dönüşür. Bu yüzden yorgun insanlara iyi davranın. Onlar vampirler kadar şanslı değiller.
Yorgunum dostlarım yorgunum yorgun:
İş hayatı, gençlikte yenen naneler, bebek bakmak, ev taşımak, 48 saat uyumamak, üst üste dışarı çıkmak, mesailer, topuklu ayakkabı, nemfomanyaklık, köpek beslemek, temizlik, mantı açmak, pizza dağıtmak vs. yorgunlukta on tembel hayvan gücündedir. Eğer siz o sırada pipetle avokado suyu yudumluyorsanız ve bunu görmüşlerse kimliğinizi değiştirerek başka bir şehre taşınmanızda fayda var.
Yorgun görünüyorsun. Deme öyle deme:
Yorgun insana yorgun görünüyorsun denmez. Olan birkaç mililitrelik mutluluk sıvısı da uçar gider çünkü. O lafla birlikte bir anda gözaltında torbalar ve morluklar belirir. Yaşlanır, kırışır, sararır solar. Kendisini evrendeki bir toz zerresi gibi önemsiz hisseder. Hayalet olmak ister. Artık ne yapsanız kurtaramazsınız. Eve gidip, başına yorganı çekerek, günlerce uyuyacaktır.
Taş mı taşıdın aka beşik mi salladın:
İnsanlar düşünen insanın ne kadar yorulacağını bir türlü anlamazlar. Onlara göre yorulmanın birinci kaidesi piramide sütun taşımak gibi beden gücü gerektiren iş yapmaktır. Oysa ki kafa patlatan, geceleri galon galon kahveyle ayık kalarak fikir çıkaran, tasarım yapan insan daha çok yorulur. Feri gitmiş gözlerle bakıp, ruhu uzaylılar tarafından emilmiş kütleye dönüştükten sonra ben neyliyim dimdik duran bedeni?
Çok enerjiksin, beni yoruyorsun:
Enerjisiyle yoran, enerjisi fazla gelen insanlar vardır, evet vardır. Sabahın köründe ofise talk show’cu gibi gelip retinanızı yakan, film izleyelim dediğinizde olmaz kolbastı yapalım diyen, iki dakika yerinde duramayan, dursa da kendi etrafında dönen at gibi olan, hayatında hiç yataktan tavanı seyretmemiş, sabah 5 oldu mu dedeler gibi ayağa dikilen, hiperaktif insanlar insanlarımız.
DJ Yorgun Âşık:
Dünyanın en yorucu şeyi aşktır. Herkesin kendine ait yorgunlukları vardır bu konuda. O yüzden ömür törpüsü, aşırı kıskanç, her like’ınızın hesabını soran, sizi sevimli kedilere tag’leyen, ilaç alarmı gibi sabah-öğle-akşam arayan, görüşme manyağı, enerji sivrisineği gibi insanlar out olmuştur. Nahif erkek ve kadınların prim yaptığı günümüzde, bir Ryan Gosling olsun, bir Melanie Laurent olsun sevilir sayılır.
Canlan biraz, canlan biraz, kımılda, kımılda, kendine gel:
Bir yorgunu bu laflarla dize getiremezsiniz. Ona kuş tüyü bir yastık verin, tam teşekküllü bir SPA verin, klasik müzik verin, şarap verin. Ama “Hadi kalk Las Vegas’a gidiyoruz,” demeyin.