Cadının Oğlu


Burak Bayülgen

Kral Arthur öykülerinde büyü ve büyücülüğün yasaklandığı bir zamansal dilimde (Merlin) Morgana LaFey’in çıkmasının ardından, cadılığa ve büyücülüğe onay vermiş kurgusal alemde; özellikle modern çocuk / gençlik edebiyatında, iyi niyetliden de öte sevimli mi sevimli kurgusal cadıların boy göstermesi...
Cadıya yüklenen suçlamaların cadılığın keyfi sürülerek aklanma çabası…

ARTIK GECE MASALLARINDA YORGANIN ALTINA SAKLANMAK YOK

Cadının Oğlu, bütünüyle, bir cadıyı; doğaya hakim, dengeyi sağlayan, büyüyle uğraşan ve yaşam döngüsünün bir parçası olan cadıyı, normal insandan pay alan bir medeniyete uydurma çabalarına, bir çocuk yetiştirme temsili üzerinden (annelik) mümkün mertebede insancıllaştırmaya yönelik kaygılara odaklanır. 

Gruber’in cadıya atfettiği izolasyon, öncesinde insan medeniyetinin istikrarı için bir yapılmış bir fedakârlık olarak yer edinir. Bu koşulda engizisyon tavrına köstek çıkan bir kurgusal cadıdan bahsetmek için gerekli tüm künye belirir: 

Her ne kadar doğal döngüyü sağlamlaştıran ve iyi niyetiyle çabalayan bir cadı bulunsa da, ormanın derinliklerinde (hatta kimsenin bilmediği bir köşesinde) yaşayan bir cadı ve yardımcısı olan konuşan bir kedi aracılığıyla modern zihniyetin her türlü komplo teorisine kurban edilebilecek gizemli bir kadın… 

Metnin en dikkat çekici özelliği, bugüne kadar dilden dile dolaşmış, çocuk edebiyatının ve mitosunun önemli cadı figürlerini oluşturmuş kadınlarının cadı vasıflarının verdiği referanslarla yitirilişleridir. Öyle ki Gruber’in ana karakteri olan cadı, bu hikâyelerin medeniyet gözlüğüyle çocuklara aktarıldığını ve cadının medeniyetten uzaklaştırıldığını iddia eder: 

Hansel ile Gretel’deki pasta evde yaşayan cadı esasen Hansel ile Gretel’i kötü ebeveynden kurtarmak için çabalayan iyi niyetli bir cadıdır. Gretel’in kazana girme sebebi, pişirilmek için değil, kötü anneyle baba eve baskın yapınca cadının Gretel’i güvenli bir şekilde saklaması içindir. 

Bunca yıldır uyku zamanı hikâyelerinde bunu böyle duymayan çocukların bir cadıya yüklediği tüm negatif vasıfları, ancak Gruber’in cadısı gibi bir cadı silip süpürebilir. Hele hele bu cadı bir anneyse yahut anne ol-a-masa bile bir çocuk yetiştirmek zorunda bırakılıyorsa… 

Bu sebeple acemi cadı, beceriksiz cadı yahut sakar, şapşal cadı terimlerini geleneksel öykülerden ziyade modern çocuk / gençlik edebiyatında çokça duymak, “hokus pokus” ve “abrakadabra” ile pekiştirmek, cadının medeniyete karşı kendini kendi vasıflarıyla; üstelik işkence gördükleri zaman diliminde savunma hakkından ziyade, moderniteden merhamet dilenmeye dönüşür.

CADIYA MESAFE

Roald Dahl’ın Cadılar’ı, modernitenin bu merhamete kesinlikle onay vermeden okumak yahut izlemek isteyeceği cadı figürlerini sunar. Karikatürize edilmiş cadılar ne ortaçağdan ya da engizisyondan pay alırlar, ne de kendilerini aklamaya çalışırlar. Çocuk yiyen, kara büyü yapan, insanları öldüren ve bir yaratığa çeviren cadılardır bunlar. Ek olarak görsel sunumda da oldukça tutarlılardır: Dönüşüm geçirdiklerinde sivri burunlu, sivri çeneli, uzun parmaklı, sivri tırnaklı, yaşlı mı yaşlı kadınlar (cadılar) olurlar. 

Ancak Gruber’in eserinde “masumum ben, kimseye bir kötülük yapmadım” diye inleyen ve işkence gören bir okültist kadını değil, tam da çocuk yiyen, kara büyü yapan, insanları öldüren ve bir yaratığa çeviren uzun burunlu, sivri çeneli, uzun parmaklı, sivri tırnaklı ve yaşlı bir kadını kurtarma çabası yatar… 

Roald Dahl, cadıları mizahlaştırır, referansını cadıları iyi bilen(!!!) Büyükanne’den alır. Cadıları Gruber’in aksine masumlaştırmaz, onlara hümanist atıflarda bulunmaz. Dışarıdan bir kimliğin (bu kimlik Büyükanne oluyor), cadılar hakkındaki genel kanısını, onlar hakkında içeriden biriymişçesine doğrulatır. Akabinde Gruber’in eseri (Cadının Oğlu), dışarıdan bir kimliği oldukça haksız bulur. Onun haklı gerekçesi de dışarıdan bir kimlikten olan ebeveynlere sahip olmayan Yumru’nun (cadının evlatlığı) zaten cadılığın içerisinde büyümesi ve dışarıdan kimliklerin genel kanılarının ne olduklarını duyamamasıdır. Gruber, okuyucuyu da tamamen dışarıdan haksız bir kimlik olarak görür: 

Pasta evde yaşayan Cadı’nın Gretel’i yemek için fırına atmaya çalıştığını ebeveynlerinden dinlemiş yahut böyle okumuş olanlar…

burakbayulgen@yahoo.com