Nabza Göre Caz


Volkan Balkan

 

Son yıllarda “Yahu gidecek doğru düzgün konser yok, işte bir şunlar hani…” dedirten İstanbul Caz Festivali’nin bu seneki programı takdire şayan. Buyrun size üç kategoride bir seçki...
 

1. Cazdan pek haz etmem ama iyi müzik dedin mi akan sular durur!

Erykah Badu, 13 Temmuz, Cuma, 21:00, Cemil Topuzlu Açıkhava Sahnesi 

Şükür kavuşturana! Yıllardır beklenen Badu sonunda İstanbul’da. Bu hatunu bilen bilir ama bilmeyenler için r&b, neo-soul ya da daha doğru bir ifadeyle siyah müziğinin muazzam bir sentezi diyebiliriz. Netten bakıp “Bu ne ya, Mariah Carey gibi…” diyenler de çıkacaktır. Siz iyisi mi oturun evde.

Esperanza Spalding, 16 Temmuz, Pazartesi, 22:15, Cemil Topuzlu Açıkhava Sahnesi 

Son yıllarda epey ses getiren isimlerden biri. Geçtiğimiz yıl “Yılın En İyi Çıkış Yapan Sanatçısı” dalında aldığı Grammy’le ilk kez bir caz müzisyeni bu ödülü almış oldu. Esperanza mevzu bahis olduğunda şu soru akla geliyor: Şarkıları o söylüyorsa bası kim çalıyor ya da bası o çalıyorsa şarkıları söyleyen kim? Kontrbas ve vokalde (eşzamanlı) izleyeceğimiz bu muazzam yetenek geniş bir kadroyla sahnede olacak. Kaçırmamakta fayda var. Epey bir fayda var!


Antony and the Johnsons, 9 Temmuz, Pazartesi, 21:00, Cemil Topuzlu Açıkhava Sahnesi 

Sürekli kullandığı vibrasyon tekniğiyle kimilerinin tahammül edemediği, kimilerinin de bayıldığı bir ses Antony. Sesinin yanı sıra besteleriyle ve yazdığı sözlerde sıkça değindiği cinsel kimlik meselesiyle kendine has bir çizgisi olan ziyadesiyle enteresan bir müzisyen. 2007’de Şan Tiyatrosu’ndaki performansını izleyenler şanslıydılar. Bu sefer de dört albümünden senfonik orkestra için düzenlenmiş bir seçkiyle Filarmonia İstanbul eşliğiyle sahnede olacak.

2. İflah olmaz caz manyağıyım!

Keith Jarrett, Gary Peacock, Jack DeJohnette,18 Temmuz, Çarşamba, 20:00, Haliç Kongre Merkezi 

Herhangi bir caz festivaline Keith Jarrett Trio geliyorsa bu çıtanın tavan yaptığına işarettir. Kendi dönemi ve ardıllarını çılgınca etkilemiş ender müzisyenlerden biri. Defalarca farklı farklı çalınmış caz standartlarının neden bir türlü eskimediğinin de canlı kanıtı. Malum, trio müziği cazın en lirik, en iddialı formlarından biridir. Bir dil kurmayı ya da bir nevi sevişmeyi gerektirir. Bu efsane üçlü de 30 yıldır inanılmaz işlere imza atıyor.
Yasal Uyarı: Keith Jarrett çalarken öter, yapacak bir şey yok. Daha da fenası çalarken sürekli ayağa kalkıp piyanoya sürtünür, adamda ne konsantrasyon bırakır ne bir şey. Gözünüz kapalı dinlemenizde fayda var.

Ambrose Akinmusire, 11 Temmuz, Çarşamba, 20:45, İstanbul Arkeoloji Müzesi 

Son yıllarda sık konuşulan iki genç trompetçiden biri Ambrose Akinmusire. Gönül isterdi ki Christian Scott da olsun festivalde ama o başka bahara kaldı. Akinmusire cazın türlerini ustalıkla harmanlayan daha da önemlisi anaakım cazla avantgarde arasındaki o tuhaf ipte düşmeden yürüyebilen bir sanatçı. “Doğmamış Çocuğuma İtiraflarım” gibi bestelerine ve çığlıklarına hazır olun!


Lars Danielsson, 12 Temmuz, Perşembe, 21:00, İstanbul Arkeoloji Müzesi 

Kuzey cazının mühim isimlerinden kontrbasçı Danielsson bu yıl çıkan albümü Liberetto ile geliyor festivale. Albümde çalan Tigran Hamasyan’ın da etkisiyle Ermeni ezgilerinden de izler taşıyan oldukça lirik bir albüm Liberetto. Fakat konserdeki dörtlüde piyanoda Yaron Herman var. Albüm kadrosundan bir önemli eksik de trompetçi Arve Henriksen. Gitarda John Parricelli ve davulda Magnus Öström albümde olduğu gibi konserde de yer alıyor.

 

Caz İçin Tuhaf Bir Yer, 14 Temmuz, Cumartesi, 20:00, Sakıp Sabancı Müzesi 

Adını Esbjörn Svensson Trio’nun Strange Place For Snow albümünden alan etkinliğin 2.’si düzenleniyor bu yıl. Geçen sene E.S.T.’nin basçısı Dan Berglund’un kurduğu Tonbruket’i izlemiştik, bu yıl da üçlünün enteresan davulcusu Magnus Öström’ün, Esbjörn’ün talihsiz vefatının ardından neler yaptığına tanık olacağız. Kuzeyden kuzeyden... 

Bu yıl da üç konser peş peşe… Ninety Miles projesiyle Küba’ya farklı bir bakış devreye girecek. Sahnede 7 kişi olacak ama çekirdek ekip aslında 3 kişiden oluşuyor. Biri yukarıda adını andığımız Christian Scott, lâkin ona bir haller olmuş olmalı ki yerine Nicholas Payton var trompette; ki adamın aklını alır! Vibrafonda bu sazın en mühim isimlerinden Stefon Harris, saksofon ve Latin Amerika dendiğinde akla gelen ilk isim David Sanchez de tenor saksofonda; sıkı performans garanti... 

Kültür şokundan kafa kalırsa gecenin son konserinde Bugge Wesseltoft, Bugge’nin arkadaşları kafasıyla elektronik âlemlere dalacak, İlhan Erşahin ve Erik Truffaz gibi tanıdık, bir kısım da tanımadık isimler eşliğinde.

Bilal Karaman Feat. Lars Danielsson, 11 Temmuz, Çarşamba, 22:30, Salon 

Kargasever Bilal’i anmadan geçmeyelim. Siz mecmuayı okurken muhtemelen Bilal’in de yer aldığı Marcus Miller’la İstanbul buluşması kafasındaki konser geçmiş olur, fakat festivalin İstanbul caz sahnesine en önemli katkısı “Avrupa Caz Kulübü” serisi için vaktiniz var. Geçen sene Bahane albümünü çıkaran, müziğinde yerel motiflere sıklıkla yer veren Bilal Karaman, Lars Danielsson’la buluşuyor. Liberetto ağlatmazsa bu ağlatır, garantiye alın ikisini de kaçırmayın!
 

3. Ben konserlere eşi dostu görmeye gidiyorum, hem Açık Hava da böyle püfür püfür esiyor. 

Ben size ne diyeyim…

juzma2@yahoo.com