A PHP Error was encountered

Severity: Notice

Message: Only variable references should be returned by reference

Filename: core/Common.php

Line Number: 257

karga | KELLY REICHARDT: AVRUPAİ

A PHP Error was encountered

Severity: Notice

Message: Use of undefined constant REQUEST_URI - assumed 'REQUEST_URI'

Filename: views/dergi_view.php

Line Number: 102

http://www.kargamecmua.org/dergi/sayi/110/4097" target="_blank" class="twitter">twitter

KELLY REICHARDT: AVRUPAİ


Utkan Çınar

Birkaç sayı önce bu sayfalarda Jeff Nichols yazısı da okumuştunuz. Bunun görece yeni diyebileceğimiz yönetmenler üzerine bir serinin başlangıcı olmasını istedik. 2. konuğumuz aslında çok yeni bir isim değil; Kelly Reichardt. İlk filmi River of Grass’ı 1994’te çekmiş olsa da asıl kariyerini 2006’daki Old Joy’dan başlatmakta fayda var. Bu yıl yayınlanan son filmi Certain Women’i de kadrajımıza alarak başlayalım.

Tanışmamızdan başlasak iyi olacak. Eğer film festivali listesine bakıyorsanız ve Will Oldham’ın oynadığı bir film görürseniz onu hemen işaretlemeniz normaldir. 2006 tarihli Old Joy’u böyle bir referansla izlemiştim. Bittiğinde ilk merakım yönetmenin gerçekten de kadın olup olmadığı konusuydu. Oldham ve Daniel London’ın oynadığı film, iki arkadaşın Oregon’daki (ki günümüze kadar ki diğer filmleri de buralarda geçmeye devam ediyor) Bagsby Kaplıcaları’nda yaptıkları kamptan ve aralarında geçen hayat üzerine diyaloglardan ibaretti. Muazzam karanlık sonu, Yo La Tengo’nun sağladığı harika soundtrack’i ve evde üzerine “ode to joy” yazan su bardağı sayesinde hep bana kendini hatırlatan bir film oldu. Tamamdı. Reichardt takipte kalınacaklar listesindeydi.

80 dakikalık Wendy & Lucy’de ise Reichardt tek bir kadın karakter üzerine yoğunlaşıyor. Ama bu arada fonumuz doğadan şehre dönüyor, onun sosyal gerçekliğinin tüyolarını alabiliyorsunuz. Her zaman hareketi takip etmeyen kamerasıyla kısa bir anlığına arkada neler olup bittiğine dalabiliyorsunuz. Bu filmi izledikten sonra keşke Into the Wild’ı Sean Penn değil de Reichardt çekseymiş diye hayıflanmadım değil. Filmde başrolü alan Michelle Williams’ı Reihardt’ın filmlerinde oynamaya devam etti. Ama kendi kariyeri açısından da en güçlü performansının burada olduğunu söyleyebiliriz. Daha sonra çok fazla filmde yer almadı, bir Scorsese-De Niro ilişkileri var.Meek’s Cutoff ise 1845’te Stephen Meek’in rehberliğinde Orgeon’a ulaşmaya çalışan göçmenleri anlatan gerçek bir Amerikan hikâyesi. Biraz Paul Thomas Anderson’un Kan Dökülecek’ini, Bela Tarr’ın Torino Atı’nı hatırlatıyor bize. O dönem çok popüler olan neo-Western kategorisinde değerlendirebileceğimiz, aralarında en harbilerinden diyebileceğimiz bir çalışma. Reichardt’ın filmlerinin bir sonu, katarsisi olmaması, üzerinde tartışma gereken mesaj ortaya çıkması lüksünü siliyor. Bu da sinemada özlediğimiz bir şey. Reichardt’ın kadrajları ne kadar genel-geçer güzellikte ise, filmlerini bitirişleri de o kadar radikal. Yazının başlığını da burada açabiliriz. Etkilendikleri isimlerden çok da bahsetmeyen Reichardt, çok da şaşırtıcı olmayacak bir şekilde Rainer Werner Fassbinder’i işaret ediyor. Alabildiğine yeni gerçekçi minimalizmine baktığımızda Godard’ı ve Yeni dalga’yı, Visconti gibi yeni gerçekçileri düşünebilirsiniz. Meek’s Cutoff Avrupai sinema tarihine en yakın durduğu filmi oldu, Amerikan tarihine bakmasına rağmen.

Bir önceki filmi 2013 tarihli Night Moves ise onun biraz daha geniş bir kitleye açılma çabasıydı belki de. Jesse Eisenberg, Dakota Fanning gibi “popüler” oyuncularla kotardığı ve militan çevrecilik üzerinden gelişen film, Reichardt’ın kendini hikâyeye fazlaca kaptırdığı ve bunun onun güçlü yanlarını maalesef törpülediği bir iş olarak yer alacak külliyatında. Bu yüzden en zayıf eseri olduğunu düşünürüm. Reichardt filmlerine ne kadar duygusal diyebilirsek de, arka plandaki gerçekçi hayat akışı her zaman önemli bir aktör oldu. Hatta güzel kadrajlarıyla beraber en güçlü yanı. Night Moves bu güçlerine yeteri kadar tutunamayan bir film oldu.Yeni izlediğimiz Certain Women’e gelelim. Night Moves’dan sonra gene görece tanınmış isimlerle (Laura Dern, Kristen Stewart) yaptığı film onun bu sefer iyi becerdiklerini tekrar potaya sokmasıyla iyi bir yapım. Montana’lı yazar Maile Meloy’un (ayrıca The Decemberists grubundan tanınan Colin Meloy’un kardeşi) kısa hikâyelerinden Jon Raymond’ın uyarlamasıyla senaryosu ortaya çıkan film, Montana’lı 4 kadın karakterinin hayatlarından bir kesiti alıyor kadrajına.

Farklı bir Amerika’yı gördüğümüz filmin fotoğrafları da oyunculukları da oldukça başarılı. Kristen Stewart ve bu filmden sonra adını çok daha fazla duyuracağını umduğum ve bir Karayak kızılderilisi olan Lily Gladstone’un yer aldığı bölümler de Reichardt en formunda olduğu zamanlar. Reichardt’ın filmlerine, özellikle de Certain Women’e feminizm vurgusu yapan eleştirilerle karşılaşıyoruz ancak kanımca bu yapımı bir “kadın” filmi olarak sınırlandırmak haksızlık olur. Bu arada filmde Jared Harris’i de iyi oyunculuğuyla görmek güzeldi.

Reichardt’ın hızı iyi. Certain Women -yeni seyretmişken- bir sonraki işinin de tüyolarını verdi bize. Kanadalı (ama tabii ki Orgeon’da yaşayan) yazar Patrick DeWitt’in 2015 tarihli Undermajordomo Minor isimli romanını yazarla birlikte sinemaya uyarlayacak. Amerika dışında çekilen ilk filmi olması da bekleniyor. Bunlar güzel haberler. Reichardt’ı Avrupa’ya bekleriz.

Son da bir not ekleyelim; Reichardt’ın köpeği Lucy ilk iki filmde oynamıştı. Ardından her filminde atlar, kuşlar, köpekler önemli aktörler olarak yer almakta. Hayvanların beyaz perdedeki serüveninde Reichardt filmleri de dikkate alınmalı.


REICHARDT’IN OLAĞAN ŞÜPHELİLERİ:

Todd Haynes:
Far From Heaven, Velvet Goldmine, Bob Dylan üzerine I’m Not There ve en son Carol gibi filmlerin yönetmeni olan Todd Haynes, Reichardt’ın ilk filminden beri yapımcılığını üstleniyor. Gus Van Sant ile beraber New Queer Cinema’nın en tanıdık figürlerinden biri.

Michelle Williams:
Onu Dawson’s Creek’ten (ki o diziden çıkıp da saygın bir kariyer kurabilen tek isim oldu) ve Heath Ledger’ın çocuğunun annesi olarak tanıyanlar çoğunluktadır. Çok fazla filmde oynamayı tercih eden bir isim değil. Son filmi Manchester by the Sea’nin de Oscar’larda iş yapması bekleniyor.

Will Oldham:
Palace, Palace Brothers ve en çok da Bonnie “Prince” Billy ismiyle de biliyoruz Oldham’ı. Son 20 yılda Alternatif country, folk ve deneysel işlerin en önemli seslerinden biri olan müzisyenin aktörlük eğitimi var aslında. Old Joy bunun zirve noktası. Yıllar evvel kargamecmua için kendisiyle konuştuğumda aktörlüğün yaratıcılığının kısıtlı olduğunu ve geçinmenin zor olduğundan bahsetmişti.

Jon Raymond:
Reichardt’ın tüm filmlerinin senaryolarını ve uyarlamalarını yapan Raymond, ayrıca 2011’de Kate Winslet ve Guy Pearce’in oynadığı 5 bölümlük Mildred Pierce’in de uyarlamasını kaleme almıştı. khgv@hotmail.com