400 Kış
Havalar soğuyacak hafiften
önce bluzlar çıkacak saklandıkları yerlerden,
sonra caz plakları
baharlık bir ceket, sopanın ucunda gezdirilecek
ibret olsun da daha kalınları gelmesin diye
ama ne çare
yerlerdeki yapraklar her şeyi anlatıyor.
bir sabah kazağını kafana geçirdiğinde
burnuna çalınan eski bir koku
sana birini düşündürecek
ki aslında senin bu sonbaharında
o bir yazın neşesinde olacak..
umrunda bile olmayacaksın
çıtırtıların kuru dalların arasında yapraklara bir tekme savuracaksın, bu yüzden...
Niye sinirlenin ki?
Olsun, kış yine de gelecek
bu kaçınılmaz
senin kışın bu...
Üşüyeceksin, burnunu çekeceksin daha sık
biri mendil uzatacak
(bu mizansen de seni ağlatmıyor, biliyorum)
koluna girecek onunla yürüyeceksin bir süre
sadece bir süre
tekrar yaz gelecek
sonra birileri daha...
Başkalarının kalbindeki geçerliliğin tehlikeye girdiğinde
acı laflara ve kalemi çabuk büyük şairlerin en dramatik dizelerine sarılacaksın
Oysa bence her şey boşa gidecek
Artık çok geç.
Ruhumu ağır ağır öldürüyor muyum? Diyeceksin..
Önünü ilikleyip ölüm fermanını veren yargıcın elini sıkmalısın
Yüksekten düşen ruhlara yakışan son budur.
Şimdi,
şimdilik senin sonun şöyle:
-Alo santral mi?
-Evet?
-Ben kimim?
-.....