FAVORİToronto / Kanada çıkışlı deneysel caz grubunun enstrümental parçaların arasına serpiştirilmiş konuk isim ve vokallere de (Samuel Herring, Colin Stetson, Mick Jenkins, Kaytranada gibi) ev sahipliği yaptığı dördüncü albümleri yine kıpır kıpır ve enerjik. Günümüzde türler arası geçişlerin en heyecan verici titreşimleri bir şekilde ağırlıklı olarak cazdan besleniyor. Cazın ana omurgası üzerinde kendine yer bulan hip hop altyapılarıyla, rock referanslı güçlü davullarla ve üflemelilerin liderliğinde Badbadnotgood bu amalgamı kulaklarımıza en layıkıyla servis eden ekiplerden birisi. Yırtıcı sololar, kendinden emin vuruşlar, akıcı melodik kurgu, IV’ü baştan sona etkileyici bir dinleti haline sokuyor. Kendilerine özgü bir dil yaratan ekip konuk ses ve müzisyenlerin katkısıyla diskografyalarının en iyi noktasına ulaşıyor. Özetle kan şekeriniz düştüğünde ilk dinlenecekler listesine gönül rahatlığıyla ekleyebilirsiniz IV’ü.
‘90’ların ortasında kendi adlarıyla yayımladıkları ilk albümleriyle trip hop’a yön veren önemli elektronik müzik ikililerinden biri olan Lamb’in nahif ve kırılgan vokali olarak tanıdığımız Lou Rhodes, altı yıllık bir sessizliğin ardından dördüncü stüdyo albümüyle ruhumuza çentik atmaya kaldığı yerden devam ediyor. Solo kariyerine henüz başladığında kız kardeşini kaybeden, ardından evlenen ve çocuk sahibi olan Rhodes, sakin sularda Nick Drake’in gölgesiyle cesaretle dans ediyor adeta. Parçaların pek çoğunda çellonun başını çektiği hafif yaylı aranjmanları, minik gitar dokunuşları ve ağırkanlı bir arka plan hâkim. Tam dozunda kullanılan elektronik süslemeleri de es geçmeyelim elbette. İlk albümlerine kıyasla kulaklarımıza daha zengin bir içeriğin fısıldandığını da söyleyelim. Minik hikâyelerini meleksi sesiyle hayata kazandıran Rhodes’a getirebileceğimiz tek eleştiri albümün tamamını dinlemeye kalktığınızda karşınıza çıkan tempo düşüklüğü sorunu. O kadarı kadı kızında da olur ama.
okan@kontrarecords.com