vehbi’nin kerrakesi


Oğuzhan Oğuz

vurur yüze ifadesi, nemfomanmışım meğer bitanesi.
vehbi tuttufurutti

“bu denli hastalıklı bir topluma iyi eklemlenmiş olmak, sağlıklı olmanın bir ölçüsü olamaz.” - Jiddu Krishnamurti


düşünsene değilmiş. neyse işte o, meğer öyle değilmiş ve yeni anlıyormuşsun. düşünsene anlıyormuşsun. nasıl oluyorsa işte o, meğer anlıyormuşsun ve bu iyi bir şeymiş. düşünsene iyi bir şeymiş. ne münasebetse işte o, meğer iyi bir şeymiş ve bunun farkında olmak önemliymiş. düşünsene farkında olmak önemliymiş. nasıl yapılıyorsa işte o, meğer farkında oluyormuşsun ve bu seni hakikate yaklaştırıyormuş. düşünsene seni hakikate yaklaştırıyormuş. neyle ölçülüyorsa işte o, meğer seni hakikate yaklaştırıyormuş ve bunu artık adın gibi biliyormuşsun. niçin öğreniliyorsa işte o, meğer artık adın gibi biliyormuşsun ve kimsenin seni incitmesine izin vermiyormuşsun. düşünsene kimsenin seni incitmesine izin vermiyormuşsun. düşünsene bunu. bunu bi düşünsene, bunu nasıl yapıyormuşsun. ölçülerin varmışsa demek ki... ölçülerin... hmm, güzel. peki nerden alıyomuşsun bu ölçüleri? hani, neymiş yani, mezuranın membağı tam olarak neresiymiş? misal, oluyormuşsa demek ki onu öyle yapınca, ordan öyle şeoluyormuşsa demek ki, onun membağı neresi ki acaba? “bunu bi düşünsene neresi?” diye sayıklıyormuşum meğer Juelz Ventura’nın “everything is illuminated babe” biçiminde attığı çığlıklara uyanırken. Juelz Ventura mı? Juelz Ventura çığlık mı attı? belki de bana öyle geldi bilmiyorum. muhtemelen öyledir, çünkü rutin bir andı. boşver... boşverdim. sonra? sonra her şey aydınlandı. annemin hayatını bana adaması, benim utanmadan bunu kabullenmem. bunu beş yaşında bir çocuk olarak kabullenmem. bunu anlarım. anlarsın. bunu onbeşinde bir zibidi olarak kabullenmem. bunu da anlarım. evet bunu da anlarsın. bunu otuzunda eşşek kadar adam olarak kabullenmem. hmm bunu da anlarım. hıh! hıhı bunu da anlarsın. anlarsın çünkü hiçbir boktan anlamıyorsun lanet olası. demedim... tamam demedim... hıh! demedin. “dememiş duydun mu?” dedi. “duydum,” dedi. dememiş. demiş mi? “dememiş, dememiş,” diye de sayıklamışım meğer Juelz Ventura çöpleri toplamak için odama girdiğinde. Juelz Ventura odana mı girdi? Bilmiyorum, belki de bana öyle geldi. çöpleri toplamak için mi? bilmiyorum, bilmiyorum muhtemelen öyledir. öyledir çünkü rutin bir andı. boşver. boşverdim. sonra? sonra bira açtım. birayı annemin hayatını bana adamasına, benim de utanmadan bunu kabullenmeme açtım. birayı otuzunda eşşek kadar adam olarak kabullenmeme açtım. birayı onbeşinde bir zibidi olarak kabullenmeme açtım. birayı beş yaşında bir çocuk olarak kabullenmeme açtım. hmm anladım. hıhı! anladın. neyi anladın allasen? lanet herif neyi anladın? anlamadım tamam. hıh! anlamamış tamam, duydun mu? anladı. gördüm anladı. anlamamış. anlamış mı? “anlamamış anlamamış,” diye de sayıklayabilirmişim meğer. öyle dedi Juelz. “bunları sayıklayan bunları niye sayıklamasın?” dedi birasını yere bırakıp sigarasını yakarken. Juelz? Ventura! Juelz Ventura birasını yere bırakıp sigarasını mı yaktı? bilmiyorum belki de bana öyle geldi. bir de sigara yaktı? bilmiyorum, bilmiyorum muhtemelen öyledir. öyledir çünkü rutin bir andı. boşver. boşverdim. sonra? sonra... sonrası bana kalsın. sonrası annemin hayatını bana adaması, benim de bunu utanmadan kabullenmem kadar bana kalsın. annenin hayatını sana adamasını, senin de bunu utanmadan kabullenmeni anlarım. ama Juelz Ventura ile sonrasının sana kalmasını... bunu anlayamam! hıh! anlayamazsın tabii. anlayamazsın çünkü her boktan anladığını zannediyorsun geri zekâlı. demedim... tamam demedim... hıh! demedin. “dememiş, duydun mu?” dedi. “duydum,” dedi. dememiş. demiş mi? “dememiş, dememiş,” diye sayıkladığım için doktorun bana aptal aptal bakmasından çok sıkıldım Juelz. al şunu başımdan. aldığı diplomaları .ötüne sokmadan al şunu başımdan. lütfen Juelz. lütfen al! doktor mu? evet doktor! sana aptal aptal mı baktı? evet, doktor bana aptal aptal baktı. annemin bana hayatını adaması, benim de bunu utanmadan kabullenmem kadar büyük bir aptallıkla baktı. annem Juelz! annem bana hayatını adadı.

porno kültürüne neden bu kadar hâkimiz biliyor musun Juelz? çünkü bizi utanmadan, sıkılmadan “senin annen bir melekti yavrum,” diyen bir sistemin içinde büyüttüler. ortak aklın fiili iktidarını işte bu eksende kabullendik biz Juelz. yemedik, içmedik, giymedik, giydirdik, saçımızı süpürge ettik. ettik ki ortak aklın çükü düşmesin Juelz. ortak aklın çükü düşmesin. ortak aklın çünkü düşmesin ki görüntünün pervasız yükleşisine aldırmamayı, aldırmazken aldırmazken bundan zevk almayı öğrenelim. senin attığın çığlıklardan öğrenelim Juelz. annemin beni doğururken attığı çığlıklardan öğrenelim. arabaların anıra anıra ağzımızın içine osurmasından, osururken osururken hazzın doruklarına ulaşmamızdan öğrenelim. hunharca yükselen binaların mizacından, tuğlaların darbeli matkapla, betonların hiltiyle pekişen nirvanasından... öğrenelim! öğrenelim ki çalışmadığımız yerden gelmesin Juelz! gelmesin çünkü çalışmadığımız yerden gelince fena çuvallıyoruz Juelz. biz, “senin annem bir melekti yavrum,” diyen bir sistemle büyütülen çocuklar, çalışmadığımız yerden gelince fena çuvallıyoruz. bu yüzden işte Juelz. bu yüzden hepimiz, yeri gelince birbirimizi nasıl .ikmemiz gerektiğini çok iyi biliyoruz. çünkü sistem hep burdan soruyor Juelz. biz de aklı başında insanlar olarak sürekli buna çalışıyoruz. sırf fena çuvallamayalım diye Juelz. inan başka bir nedeni yok, yani... yani biz aslında masumuz. çalışmadığımız yeri bırak, bırak mesela çalışmadığımız yeri Juelz, bazen çalıştığımız yerden birinin erken gelesi tutuyor, düşünsene bütün hazırlığımızı yapmışız tam pozisyonumuzu alıcaz, bir erken geliyor! yine çuvallıyoruz. anlayacağın Juelz, bu ortak aklın fiili iktidarı öyle yenilir yutulur bir şey değil. hafife almamak lazım Juelz, hafife almamak lazım. kimisi yalayıp yuttuğunu iddia eder, yalandır. en fazla dişlerini karıştırırsın. sonra? sonra işte böyle karıştırırken karıştırırken bir bakıyorsun ağzının kokusundan geçilmiyor. bir süre başa çıkmaya çalışıyorsun. ama koku bu, boru mu? boru mu Juelz, koku bu. çıkamıyorsun tabii. sonra böyle çıkamazken çıkamazken, kabulleniyorsun durumu. ne de olsa kendi ağzın. kendi ağzın olunca problem olmuyormuş gibi davranıyorsun Juelz, davranıyorsun davranmasına ama şu net yani hani, asla ve kat’a kimsenin ağız kokusunu çekmek istemiyorsun. bu seni ölene kadar idare ediyor Juelz, ölene kadar idare ediyor. yani, çok da problem olmuyor. itaat edersen zaten tamam. gerisini çok kurcalamıyorsun. ortak akıl kurcalama diyor. Hmm, peki kurcalayınca ne oluyor? kurcalayınca işte, kurcalayınca böyle oluyor. kendini annenin sana hayatını adamasını, zaman ve mekândan bağımsız, utanmadan kabullenip, zulmün hakkını veren bir politik bilimcinin fotoğrafına baka baka “seni öyle seviyorum ki Condoleezza bebeğim, ağzına veresim geliyor, ağzımdaki dişleri,” diye sayıklarken buluyorsun! bulurken bulurken, bir bakıyorsun bütün eklemlerinden sıyrılmışsın Juelz... bırak meşruiyetini, toplumun bizzat kendisini tanımıyorsun. sonra? sonra işte, tanımıyorsun, deli diyorlar. deli diyorlar, tanımıyorsun. sonra bir daha tanımıyorsun. sonra bir daha deli diyorlar. sonra böyle derlerken derlerken, bir bakıyorsun onlar ermiş muradına, sen çıkmışsın kerevetine. kerevet? kerevet ne vehbi? ha pardon Juelz. kerevet... kerevet şey. kerevet ney? şey ya, yatak yatak. yatak kerevet! yatak? hmm... şimdi anlaşıldı vehbi’nin kerrakesi... oguzo@sabanciuniv.edu