Fotoğraf: Deniz Yenihayat

BAKKALLARIM


Deniz Yenihayat
Eğer sürekli aynı bakkala gitmek bir takıntıysa, sürekli değişik bakkallara gitme zorunluluğu nedir?

Ben evimin çevresindeki 4 bakkaldan da alışveriş etmek zorundayım. Üstelik birbirine yakın sıklıkta ve benzer bütçedeki harcamalar için. Kendimi mecbur bıraktığım şey, demokratik bir komşuluk. Bu yüzden kendimce bir kategorizasyona gitmem gerekti. Açıklayacağım.

Delta Market ile başlayalım. Evin sokağının başındadır Delta Market. 40 yaşlarında kır saçlı bir adamın dükkânı. Yanında kendi oğlu da çıraklık yapıyor bazen, 10-11 yaşlarında. Baba-oğul inanılmaz, tarif edilemez ve gerçek olamayacak kadar çok KİBARLAR. “Merhaba efendim, hoş geldiniz efendim, ne arzu ederdiniz efendim, yine bekleriz efendim, siz nasıl isterseniz efendim.” Eğer kendimi Kraliyet Ailesi’nden hissetmek istersem es geçmem, girerim. İşin ilginci, bu küçücük bakkaldaki hiçbir ihtimam yalan değil, tamamen samimi takılıyorlar, içlerinden böyle geliyor. İnanılmaz! Yine de diğerlerine göre daha az alışveriş yaptığımı itiraf etmeliyim. Fazla ilgi biz kadınları şımartıyor cidden...

Delta Market: Genelde light süt, hazır soğuk kahve, bazen de sigara.

Sokağın benim evime daha yakın diğer köşesinde ise Kardeşler Gıda var. Ufacık, üç basamakla inilen küçük bir köşe bakkal. Sahibi gözlüklü orta yaşlı bir adam, genelde sarhoş, gözler ve burun hep kırmızı, gözlük camları da kalın olunca, minik kırmızı gözler daha da komik görünüyor. Şişmanca bir eşi var, arada o da geliyor. Telefonla sipariş veririm genelde, sepet hizmeti aldığım iki bakkaldan biri. 4 bakkalın içinde light süt satan iki bakkaldan biridir (diğeri Delta). En büyük artısı evde süt olmadığını fark ettiğim hafta sonu sabahlarında da açık olan sadece Kardeşler Gıda! Fazla ahestedir sepete yürürken, topu topu 15 metre. Ta 4. kattan seslenip teşekkür ederim, başını yerden kaldırmadan racona uygun bir el işareti yapıp kumaş pantolonu ve gömleğiyle ağır ağır bakkalına geri yürür.

Kardeşler Gıda: Light süt, kola, sigara. + Sepet konforu

Onun hemen karşı köşesinde de Red & White var. İki favorimden ilki. İsminden milliyetçi bir kanı edinmeyin. Öyleymiş gibi görünüp aslında İngilizce kullanımıyla, mahallemizde en geniş bakkal oluşunu ve zincir market algısını pekiştiren bir isim aslında. Sahibi Ufuk 30’larının sonunda muhtemelen. Delikanlıdır, sohbetlerinde bazen “O an adamı deşesim geldi” bazen de “Lanet olsun böyle hükümete” veya “Geçen yine bir hapçı dadandı, elimde kalacaktı” gibi detaylar bulabilirsiniz. Kendisi yeni evli, bunu bir neden Pazar kapalı oluşunu sorduğumda “İmam nikâhım vardı,” demesinden anlamıyorum sadece. Eşi Merve sürekli dükkânda, tezgâhın arkasında oturur. Bazen Merve’nin oğlu Berkay ya da Ufuk’un oğlu Ulaş da dükkânda olur. Köpekle gittiğimde çocuklar mutlu oluyor. Şimdi bir de kızları Bade doğdu, dünyadaki ilk 25 gününde bile bir sürü kez dükkâna gelmişliği var. Mahallenin kriminal gündemi ile siyasal gündemini birlikte analiz etmeye bayılıyoruz ayaküstü. Genelde akşam iş dönüşü alışverişimi buradan yaparım. Enteresan sohbetlerin yanında tabii ki sepet hizmeti...

Red & White: Sigara, sigara kağıdı, kola, mançiz, su. + Sepet konforu

Ünal Bakkal da diğer favorim. Mahalledeki ilk göz ağrım. Eskiden tam benim apartmanın karşısındaki bir barakadaydı bakkal. Akşam olunca bakkal amca dükkânın kepenklerini açar, bordo Renault 21 aracını bakkalın içine sokup park ederdi. Her nasılsa daracık sokakta onu çevirip dikine park edebiliyordu. Kepenkler açıldığında o bakkala sığamayacak şey yoktur. Üzerinde bina olmayan tek katlı bir dükkandaydı. Ama sonra orası yıkıldı ve yerine tabii ki bir apartman dikildi, çatı dubleksi yıllardır satılamayacak kadar pahalı olan bir apartman, ruhsuz ve ruhu olanların hayaletleri üzerine dikilen cinsten. Sonra bizim sokağı kesen caddenin üzerine, benim evden biraz ileriye taşındı Ünal Bakkal.

Bakkal amcanın üzerinde daima mavi iş gömleği vardır. Tam bir mavi yaka. Yaşlıdır bakkal amca. Devamlı müşterileri vardır, sokağımızın en eski bakkalı. Devamlı müşterilerine, her sabah gazete-ekmek-su servisine çıkar bakkal amca. El arabasıyla. Üç çocuğu var, ara ara gelip dükkânda dururlar. En çok kaytan bıyıklı, oduncu gömlekli, delikanlı büyük oğlu oradadır. Akşam saatlerinde ise röfleli, lensli, solaryumlu, güleryüzlü kızı gelir. Genelde hafta sonları da en küçük oğlu gelir, sanırım 20’li yaşlarında. Bakkal amca çocuklarını bu dükkân sayesinde bu yaşa getirmiş, besbelli. Tüm ailenin yüzünden anlarsınız bu dükkânın kıymetini. Halen gömleği üzerinde, el arabasının arkasında koşturur işine bakkal amca. Gördüm mü muhakkak selamlaşırız. Bazen iş dönüşü ama genelde hafta sonları alışverişimi ondan yaparım; gazete sadece onda vardır mesela.

Ünal Bakkal: Gazete, ekmek, sigara, su, mançiz, kola, bira, yumurta.

Evime yaklaşırken, daha sokağa gelmeden bu kez hangisinden alışveriş yapmalıyım diye düşünmediğim gün yok sanırım. Bakkallarımla sosyal ilişkilerimi dengeli ve pozitif, ekonomik ilişkilerimi de adil ve demokratik tutmaya çalışıyorum. Bir takıntı daha ne kadar değerli ve eğlenceli olabilirdi ki... shakecambodia@gmail.com