A PHP Error was encountered

Severity: Notice

Message: Only variable references should be returned by reference

Filename: core/Common.php

Line Number: 257

karga | Obsesyon

A PHP Error was encountered

Severity: Notice

Message: Use of undefined constant REQUEST_URI - assumed 'REQUEST_URI'

Filename: views/dergi_view.php

Line Number: 102

http://www.kargamecmua.org/dergi/sayi/85/475" target="_blank" class="twitter">twitter

Obsesyon


Nazlı Kalkan
Plazanın ikinci katındaki tuvaletten bir sifon sesi duyuldu. Tuvaletin kapısının açılmasının ardından bir çift rugan ayakkabı giyinmiş ayak göründü. Ayaklar iki katın merdivenini aşağı doğru ikişer ikişer adımlayarak zemin kattaki son otomatik teknoloji ile açılan çıkış kapısının önüne geldi. Son otomatik teknolojik kapı çalıştığı zamanlarda gerektiği zaman açılırken; mesai bitiminde kendisine kalan boş vaktini hep kapalı olarak geçirmeyi tercih ediyordu. Kapı yine tam vaktinde açılmıştı. Adam kapıdan dışarı çıktı. Bahçe kapısına doğru giden mermer yoldan geçerken, kendisiyle aynı kıyafetleri giyinmiş, kendisine katılan 8 kişi ile birlikte bahçe kapısından dışarı çıktı. -Aslında, bu sekiz kişinin mesai saatleri dolmuştu, bir sonraki günün mesai başlangıcına kadar yaklaşık ondört saat özgür olacaklarının verdiği coşkuyla hızla yürüdüler.- Diğer binalardan kendisinin bulunduğu topluluğa katılan 326 kişi ile birlikte metro istasyonuna doğru yürüdü… -Aslında, üçyüzyirmialtı kişinin de mesai saati dolmuştu. Topluluğun sayısı artıkça coşkuları da giderek artıyordu. Giderek hızlandılar. Özgürlüğün verdiği duygudan dolayı o kadar coşkulu hızlandılar ki; birden kanatlanıp uçmaya başladılar.- 186 kişi birlikte, gelen ilk trene binmeyi başardı. 84 kişi ile birlikte trenden indi. 52 kişi ile birlikte ana caddeden karşıya geçti. 17 kişi ile birlikte yokuştan yukarı doğru yürüdü. 7 kişi ile birlikte sağdaki sokağa döndü. 3 kişi ile birlikte bir soldaki sapağa saptı. 1 kişi ile birlikte bakkala girdi. Bakkaldan 1 ekmek, 3 yumurta, 4 tane biber ve üzerinde “Aşkım” yazılı kutu kola aldı. Bir başına eve doğru yürürken kolasını içti. Kutuyu yere attı. Ayağıyla “Aşkım”ı ezdi. İç cebinden anahtarlarını çıkardı. Kapının kilidini çevirerek kapıyı açtı. İçeri girdi. Ardından kapıyı kapattı. Anahtarları kilide taktı. Kapıyı kilitledi. -Aslında adam, burada bir an durdu. Yaklaşık 13 saat sonra tekrar kapının kilidini açarken, evden tekrar çıkacağını düşünerek, evin içinde geçireceği bu özgür zaman için geri sayımın başladığını fark etti. İçini bir hüzün kapladı. İçini öyle bir hüzün kapladı ki; bu duygu onu delinmiş bir kum saatine çevirdi. Her hareketinde vücudundan bir parça kum dökülerek azalıyordu.- Adam mutfağa geldiğinde tezgâhının üzerinde bahçeye açılan pencereden içeri girmiş olan kediyi ekmekleri tırtıklarken yakaladı. Adam tarafından kovalanan kedi can havliyle açık pencereden dışarı fırladı. Kedinin ardından adam pencereyi kapattı. Su ısıtıcısını açtı. Çayı demledi. Kendisine biberli yumurta hazırladı. Kedinin önünden artan ekmekleri biberli yumurtasına bandırarak yedi. -Aslında, yemeğini yerken tadının pek de farkında değildi. Sadece çiğneyip yutuyordu. Zihni bu gün genel müdürüyle yaptığı konuşmaya takılmıştı. İşittiği bütün cümleleri kafasında evirip çevirdi. Söylediği her şeyi tekrar tekrar kafasında canlandırdı. Başka neler söyleyebileceğinin ve söylemek istediklerinin hayalini kurdu. Sonra düşünceler bütün zihnini kapladı. Gün içinde yaptığı bütün konuşmaları düşündü, düşündü. Zihninin içinde aynı anda onlarca kişi ile hayali konuşmalar yaptı. Hayali konuşmaların gürültüsünden uğultu oluştu. Uğultu bir hortum oluşturdu. Hortum o kadar büyüdü ki; zihni durmadan dönen bir topaca dönüştü.- Yemeğinin ardından sigarasını yaktı. Sigarasından derin bir nefes aldı. Belli ki, düşüncelere dalmıştı. Demek ki; yemek yerken zaman hızla geçmişti… Öyle ki; ertesi gün evin kapısından tekrar çıkmasına 8,5 saat kalmıştı. Geçen zamanın kaygısıyla birlikte, yemek ve sigara kakasını getirdi. Tuvalete -Aslında, banyoya- doğru yürüdü. 442 bin kişinin evindeki ile aynı model klozetin üzerine oturdu. Kakasını yaptı. Kakasını yaptıktan sonra soyundu. Duş kabinine girdi. 918 bin kişinin evindeki aynı marka musluktan gelen su ile ıslandı. 1 milyon kişinin 1 numaralı tercihi olan şampuanla yıkandı. Kırmızı havlusu ile kurulandı. -Aslında durmadan dönen bir topaca dönüşen kafasının uğultusundan dolayı zamanını nasıl geçireceğine bir türlü karar veremiyordu. İş yerindeki gibi ona yapması gerekenleri söyleyecek birine ihtiyacı vardı. Yapması gerekenleri söyleyecek birinin olmaması onu güvensiz hissettiriyordu. Öyle güvensiz hissediyordu ki; kırmızı havlunun her kurulama darbesiyle vücudu silinerek yok oluyordu.- Günün yorgunluğunun etkisiyle hemen yatak odasına yöneldi. Çalar saatini 712 bin kişininki ile aynı saate ayarladıktan sonra yatağına uzandı. Gün artık neredeyse bitmek üzereydi. Uyumak için 6,5 saati vardı. Yorgunluğunu atıp uykuya dalması 1,5 saat sürdü. Kapının kilidini tekrar çevirmesiyle birlikte özgürlüğünün bitmesine 4,5 saat kalmıştı. -Aslında özgürlüğünün bitmesinin kapının kilidini çevirmesi ile ilgisi var mıydı? Metroya yürüdükten sonra trene binmesi ile mi; yoksa otomatik kapının onu içeri almasıyla mı başlıyordu özgürlüğün bitimi. Belki de özgürlüğün bitimi başlamıyordu ve böylece bitmiyordu. Ya hiç başlamıyordu. Ya da hiç bitmiyordu. Belki özgürlükten pek de hoşnut olamıyordu. İşte, bilemiyordu.- nazlikalkan@gmail.com