A PHP Error was encountered

Severity: Notice

Message: Only variable references should be returned by reference

Filename: core/Common.php

Line Number: 257

karga | ŞURDAN Bİ’ GIDIM BOŞ VAKİT ALAYIM LÜTFEN

A PHP Error was encountered

Severity: Notice

Message: Use of undefined constant REQUEST_URI - assumed 'REQUEST_URI'

Filename: views/dergi_view.php

Line Number: 102

http://www.kargamecmua.org/dergi/sayi/85/470" target="_blank" class="twitter">twitter

ŞURDAN Bİ’ GIDIM BOŞ VAKİT ALAYIM LÜTFEN


Deniz Yenihayat
Alayım da, öyle kolay değil. Bu zamanda aylaklık yapabilmek de bi’ mesele. Herkese nasip de olmaz meret... Bi’ kere aylaklıkla hovardalığı ayıralım. Stressizliği tercih ederek, hayatın birçok detayını ihmal ederek takılıyorsan hovardasındır. Gününü gün edersin, kafana tokadan başka şey takmazsın, akar gider senin hayat. Ooh, afiyet olsun, yarasın da zaten. Ama aylaklık başkadır. Aylaklığın bir sorumluluğu vardır ve bilinçlidir. Medeniyet, neredeyse tümüyle aylaklığa borçludur her şeyini. Zira aylaklık, gelişimi getirir; çünkü aylak elindeki boş vakti değerlendirir ve artı bir değer üretme yolunda evrilir.

Toplumun aylaklaştırılabilmesi için iş saatleri azaltılmalı, böylece işsizlere de iş imkânı verilmeli, hatta Bertrand Russell’ın aylaklığı övdüğü kitabında dediği gibi “Eğitim, boş vakitlerini akıllıca kullanabilmelerini mümkün kılacak zevk inceliklerini insanlara kazandırmayı hedef almalıdır.” Bu işin niyet kısmı.

Gelelim realiteye. Gelişimin devamlılığı için herkese eşit oranda aylaklık yapabilme fırsatı verilmesi gerekir. Ama ne mümkün! Ekonomik sistemin devamlılığı için Kişi, aylaklığı kompakt hafta sonlarına indirgenmiş bir biçimde iş hayatını sürdürmek zorundadır ki, bir yandan da yaşamını idame ettirebilsin, karnı doysun işte ayol! Zevkli bir aylaklık için Kişi’nin ihtiyacı olan ideal eğitimin yokluğuna hiç girmeyelim isterseniz...

Günlük rutini dışındaki bi’ gıdım boş zamanında, belki de acayip çığırlar filan açabilecek fikirlerin, hayallerin peşinden koşması gereken Kişi, artık, planını uygulamaya koyabilmek için önündeki tüm maddi ve manevi engelleri aşmakla yükümlüdür her şeyin başında. Aylarca paralar biriktirilir veyahut borçlara harçlara bulaşılır, o bi’ gıdım vakit genişletilmeye çalışılır.

Bir zamanlar kendiliğinden aylakların tecrübelerini, bugün bizler sadece fikrini satın alarak yaşıyoruz. İnsanoğlunun bu kutsal hazza duyduğu açlık işte böyle bi’ acayip, şimdi hangi kelimeleri birleştirip açıklayayım, acayip işte. Üstelik sadece para meselesi de değil bu. Körü körüne adanmış yaşamlar var etrafta, bi’ gıdım boş vakit için, kendilerine dair bir şeyler üretebilmek için sınırlı bir deneyimi satın alarak borçlanmayı da göze alıyorlar.

"Boş" zaman, kullanmak için satın alınması gereken ‘kazanılmış zaman’, verim alınabilir sermaye, potansiyel üretim gücüdür.

Gel gelelim kafamızı toparlayıp aslında yapmak istediklerimizi yaparken bir yandan da sistemin manipülasyonlarına maruz kalıyoruz. Sistem, işletim mekanizmasını aksatabilecek bu “aylaklık hülyaları”nı tehlikeli bulmuş olacak ki, bunun da icabına bakma gayretine kaptırmış kendini. Demem o ki, aylaklığı da bir sistem karşıtı düşünce ve tehlikeli bir gidişat olarak tanımlayan sistem, muhtemelen en güvenli yolun aylaklığı da bir prestij nesnesi ve bir ürün olarak sunmak olduğunu fark etmiş olacak ki buradan da kâr etmeye başlamış arkadaş! Zamanımızda “kendini” arama, “kendin” için bir şeyler yapma, aylaklık yaparak bir süreliğine de olsa artı değer üretme ve kısmen umarsız olma modası çağımızın durumuna dönüşmüş. Manipülasyonla yaratılmış sentetik bir bohem özlemi...

Bodriciğim de boş durur mu, boşaltmış içini: “‘Boş’ zaman, kullanmak için satın alınması gereken ‘kazanılmış zaman’, verim alınabilir sermaye, potansiyel üretim gücüdür.” ÇIT ÇIKMAYACAK!

Artık aylaklar yok! Gerçek aylakları tanımlayan cümlelerin işaret ettiklerinden biri olmaya çabalayanlar var. Tamam, tamam, sistemin bi’ arzu nesnesi haline getirmiş olmasına rağmen aylaklık getirileri bakımından tabii ki feci mühim. Bi’ yerlere doğru gitmemizi sağlayan tam da bu bi’ gıdım sefahat dönemleri, kabul. Ama yani fazla çetrefilli bir dönemde debeleniyoruz.

Lafargue zamanında demiş: “İşçiler, üretken sermayenin birikmesine katkıda bulunurken, kendilerini en sonunda maaşlarının bir bölümünden mahrum bırakacak olaya katkıda bulunmuş oluyorlar.” Ben bir tık arttırıyorum, “Kendilerini maaşlarının bir bölümünden mahrum bırakacak boş vakite muhtaç kalıyorlar,” diyorum! Zira DEV bir kısırdöngüye saplanmışız... Artan işgücü ihtiyacı, azalan boş vakit, gelişmesi yavaşlamış ve kendisi dejenere olmuş bir medeniyet, bi’ gıdım boş vaktini finanse edebilmek için sisteme hizmet eden milyonlar, lüksleşen ve trend'leşen “boş vakit”, insanoğlunun varoluşunu geliştirecek nitelikli boş vakit ihtiyacı vıdı vıdı...

Yıl 2014.

İşte insanoğlu böyle böyle çırpınıyordu! shakecambodia@gmail.com