Rauf Kösemen


Uzun süre okumuş, sonunda endüstriyel tasarım eğitimi almış ama tamamlamamıştır. Habercilik yapmışlığı, neşriyat neşredip matbuat yayımlamışlığı, fanzin basmışlığı vardır. Yemeyi, içmeyi, seyretmeyi, okumayı, uyumayı, tasarlamayı ve yazmayı sever. Halen Sabit Fikir Dergisi için yazar, Kültür Üniversitesi için hoca, TasaPlatform, GMK, İTMK ve RYD için üye, B:ra Dergisi için genel yayın yönetmeni, Myra, Ceviz ve HalkPlajı için yönetici, çeşitli muhalif hareketler için tasarımcı, 7 yaşında yeğeni için amca olarak çalışmaktadır.
 
İnternet’in ve taşınabilir cihazların dünyasına doğan yeni jenerasyon ve yarattıkları, yaratacakları toplum öngörüleriniz nelerdir? İletişim ve bilginin süpersonik hızı ve bireyciliğin son sürat devam ettiği çağımızın bize hazırladıkları neler olabilir?
 
Bu çağ kendi olmanın hazzını ve avantajlarını fark etmiş bireylerin kendiliğinden toplumsal hareketleriyle, cemaat olmanın gücünü kullanarak egemenlik süren düzenlerin kapışmasıyla şekilleniyor. Diğer yandan taşınabilir cihazlar ve haberleşme hızı bireylerin birey kalarak da bir cemaate mensup olabilmesinin yolunu açıyor. Ancak bu bir tür yanılsama, fiziksel olarak tecrit altında bile kendi olarak davranabilme yanılsaması. Bu öyle bir güçsüzlük ki hâkimiyeti önünde sonunda arkaik cemaatlere devrediyor.
 
Bence bu kendilik ve kendiliğindenlik hali, kısa vadede geçmişin arkaik cemaatleriyle başa çıkmayı beceremeyecek. Ancak tersi de olsa, geleceğimiz yeni bireylerin oluşturacağı yeni cemaatlerin ya da onları yenerek tarihi geriye savurmuş eski cemaatlerin hâkimiyetine gebe. Her durumda gelecek bireylerin değil, cemaatlerin elinde şekillenecek.
 
Sanatın tecrübe edilmesi sorunu, fotoğraf ve sinemanın geleneksel anlamlarını kaybetmeleri (aşırı tüketim), görselin gücünün kitaplara da yansıması, okuma tecrübesinin özellikle yeni kuşaklarda değişimi (çizgi roman yayınları, mesela Kominist Manifesto), müziğin mp3’ler olarak son sürat yayılması… Bunlar bir süredir gerçekleşen durumlar. Etkilerini yaşamaya başladık mı? Sizce ne olacak?
 
Daha da fazlası. Mesela, dinleme, okuma, izleme deneyimleri gibi, fiziksel deneyimlerin de uzaktan yaşanması. Gerçek fiziksel deneyimden önce ve / veya onun yerine “sanal ama fiziki” bir deneyim. Yiyeceğin yemeğin tadının bir alet yoluyla dile, tad sensörlerine aktarılması veya hoşlandığın insanın bedeniyle karşılaşma tecrübesinin bir mp3 dinler, bir videoyu izler gibi tecrübe edilmesi gibi...
 
50 yılın tüm olayları son derece ağır kamusal bir görsel hafıza çöplüğü yaratmış durumda… Toplumların bunla baş edebilmesi nasıl olabilir?
 
Bana sorarsan, başa çıkması gerekmiyor. Çünkü bu durum kendiliğinden bir unutma hiyerarşisi oluşturuyor. Makro ya da mikro insan toplumlarının farklı ilginliklere yoğunlaşması da bu hiyerarşinin yerel versiyonlarını yaratıyor. Böylece her zaman, her toplum ve yerde, her türlü görsel arkeoloji çabası ilginç hale geliyor işte fena mı?
 
1800’lerin sonunda “mühendis” Eiffel’in modernizme açtığı kapıdan çıktık mı? “Make it New” (Ezra Pound) hâlâ geçerli bir slogan mı? Modernist tarihin tekerrür özelliğini kaybettiğini söyleyebilir miyiz? Yoksa Jobs etkili kapitalist modernizmin zaferi kesin mi?
 
Bu çağda yaratıcılık bilinen şeyler arasında yeni ya da bilinmeyen bağlar oluşturmak haline geldi. Aynı şey bilim için de geçerli. Bildiğimiz ve bulduğumuz her şeyi bir öncekilerin etkileşimi ya da yeniden değerlemesiyle oluşturuyoruz. Bu açıdan bakınca bu zamanları temsil etmede Steve açık ara önde gibi.
 
Big Brother, 1984 gibi distopya öngörüleri gerçekleşti diyebilir miyiz? Sona mı yaklaşıyoruz? Bilgi toplumunun kurtuluşu var mı? Ya da özgürlüğün sınırları?
 
Buna klişelere düşmeden cevap vermek zor. Bir yanda 3D yazıcı ile yapay kalp kapağı yazdırıp bunu hastasına takmayı başarmış bir tabâbet, diğer yanda bir mekâna silahsız girip aynı yazıcı ile yazdığı silahı ateşleyebilen bir istihbarat ajanı. Kimin kazanacağını kestirmek zor. Galiba her çağda olduğu gibi ikisi birlikte yaşayacak. Özgürlüğe gelince, ikinci savaştan bu yana, sınırları kişinin kendiliğinin sınırlarına hapis oldu bile.
 
  raufkosemen@myra.com.tr