İlksen Mavituna


İstanbul Üniversitesi Felsefe Bölümü’nü bitirdi ve Galatasaray Üniversitesi Felsefe Bölümü’nde sürdürdüğü yüksek lisans eğitimi tez aşamasındadır. 2006 yılından beri Açık Radyo’daki “Açık Dergi” programının prodüktörlüğünü yapmaktadır.
 
İnternet’in ve taşınabilir cihazların dünyasına doğan yeni jenerasyon ve yarattıkları, yaratacakları toplum öngörüleriniz nelerdir? İletişim ve bilginin süpersonik hızı ve bireyciliğin son sürat devam ettiği çağımızın bize hazırladıkları neler olabilir?
 
Enformasyon pratiğin / hayatın talep ettiğinden fazlası. Bir adım daha gidersek enformatik pratiği toptan katlediyor, çünkü bu yeni çevrenin hareket mantığı halen çözümlenebilmiş değil. Gerçek referansından mahrum ve manipüle edilmeye bu yüzden çok müsait bir yeni gerçeklik bu. Şimdi NSA’le ya da “tapeler”le beraber asla tam dâhili, faili olamadığımız ani ve yeni bir çevrenin, yeni bir ekolojinin içindeyiz ama son 3-4 senenin devrimleri kanlı-canlı bedenlerin işgali olmadan mümkün değildi. Nükleere hayır!
 
Sanatın tecrübe edilmesi sorunu, fotoğraf ve sinemanın geleneksel anlamlarını kaybetmeleri (aşırı tüketim), görselin gücünün kitaplara da yansıması, okuma tecrübesinin özellikle yeni kuşaklarda değişimi (çizgi roman yayınları, mesela Kominist Manifesto), müziğin mp3’ler olarak son sürat yayılması… Bunlar bir süredir gerçekleşen durumlar. Etkilerini yaşamaya başladık mı? Sizce ne olacak?
 
Sanatın da büyük makinenin, endüstrinin bir parçası olduğu düşünülürse, işaret edilen değişimler kaçınılmaz. Ve bir yapıtı tecrübe edenler olarak bu yapıdan bağımsız değiliz. Tüketimi kitleselliği tarafından düşünürsek, büyük bir umutsuzluğa kapılabiliriz. Çünkü değerler artık alıştığımız gerçeklikle / sahicilikle temasını yitiriyor gibi. İki tür strateji düşünülebilir, makinenin işleyişine dâhil olup oradan insani olanı geri çağırabilmek (aletlere, malzemeye hâkimiyete tekabül eder) ya da yeni yerler üretmeye başlamak (hareket kabiliyetini sağlayacak olanakları talep eder).
 
1800’lerin sonunda “mühendis” Eiffel’in modernizme açtığı kapıdan çıktık mı? “Make it New” (Ezra Pound) hâlâ geçerli bir slogan mı? Modernist tarihin tekerrür özelliğini kaybettiğini söyleyebilir miyiz? Yoksa Jobs etkili kapitalist modernizmin zaferi kesin mi?
 
Geldiği noktada ilerleme takıntılı kapitalist modernizmin gelecek tahayyülü şişmiştir; ekolojik vd. kaynakların tüketilebilme sınırına geldik, geleceğin-ötesi burası. Yeniden-üretilebilecek olan tek şey sınırımız. Jobs elimizden tutacaksa kapımız açık.
 
  ilksen57@gmail.com