Festivalin Kaçmazları


Volkan Balkan
Yaşadığımız malum günler dolayısıyla vaktinde çıkaramıyoruz mecmuayı. Kimi eylemde oluyor, kimi hayata küsüyor, kimi bir duruyor gibi liste uzayıp gider. Durum böyle olunca da ıskalamayalım diye İstanbul Caz Festivali’ni bu aydan mercek altına aldık ya da sıkı filtreledik diyelim...
 
CHICK COREA & STANLEY CLARKE DUET: THE SONGS OF RETURN TO FOREVER
8 Temmuz, Salı, 21:30, Haliç Kongre Merkezi
 
Mirasyedi (kendi mirasları da olsa) rock gruplarına ince bir giydirmeyle başlıyorum müsadenizle; cepten yemenin aksine üretmeye ve vaktinde yaptıklarını yeni bir üslupla ya da olgunlukla ele alan müzisyenlerin çoğunlukta olduğu tür, doğası itibariyle caz oluyor. Bir çaldığını bir daha aynı şeklide çalmamanın getirdiği bir yenilenme halini zorunlu kılmasından belki de caz müziğinin. Cazın deha isimlerinden Chick Corea’nın ‘70’lerde kurduğu Return To Forever projesi, hem füzyon müziğinin hem de caz tarihinin kilometre taşlarından biri. Devamında yapageldikleri ise say say bitmez. Grubun değişmez ismi, elektrik basın sayılı isimlerinden Stanley Clarke da soul, funk, rock gibi türlerden aldığı ilhamla cazla çok haşır neşir olmayanları da kolaylıkla müziğine çekebilmiş bir isim. Geçtiğimiz yıllarda Marcus Miller ve Victor Wooten’la solist üç bastan oluşan Thunder konseriyle Açık Hava sahnesini değme rock gruplarına taş çıkarır nitelikte sallamıştı. Şimdi yıllar sonra bu ikilinin Return To Forever’da yaptıkları bestelerin üzerine düetleri alkış kıyametle geçecek bir konserin habercisi.


 
MEHLIANA FEAT. BRAD MEHLDAU & MARK GUILIANA
8 Temmuz, Salı, 19:00, Haliç Kongre Merkezi,
 
“Elektronik müziğin içinde analog kayıt olmazsa giremiyorum o kafalara,” diyenler için bu konser biçilmiş kaftan. İstanbullu dinleyicilerin artık yakından tanıdığı piyanist Brad Mehldau’nun davulcu Mark Guiliana ile biraraya geldiği Mehliana projesinin ilk meyvesi Taming The Dragon da katılıyorlar festivale. Ejderhayı evcilleştirmeye çalıştığı bu işiyle yine enteresan kafalar yaşıyor Mehldau. Rhodes, synth, davul ve efektler işin formülün bileşenleri, ölçüleri konserde...

 
MOŻDŻER DANIELSSON FRESCO TRIO / TOMASZ STAŃKO
3 Temmuz, Perşembe, 21:00, Cemal Reşit Rey Konser Salonu
 
Festivallerin, tanıttığı ya da önemsediği bir isme yeni projeleriyle tekrar yer vermesi izleyici üzerindeki devamlılığı açısından önemi büyük. Lars Danielsson da bunlardan biri. İsveçli kontrbasçı doğuya bakmayı da seviyor, ama “orada bir köy var uzakta” tadında değil. Ermeni piyanist Tigran Hamasyan’la kaydettiği Liberetto albümü bunun örneklerinden biri. Bu kez de Polonyalı piyanist ve besteci Leszek Możdżer ve İsrailli perküsyoncu Zohar Fresco soyadlarından oluşan trio ile karşımızda. İçerdiği lirizm dolayısıyla sonbahara denk gelseydi daha bir güzel olurdu konser sanki, ama tek kusuru bu olsun.
 
Bu gece öyle hemen bitmiyor. Üçlünün ardından Avrupa cazı dendiğinde bir çırpıda sayılacak isimlerden biri olan trompetçi Thomas Stańko grubuyla sahnede olacak. ECM plak şirketinin en önemli sanatçılarından biri olan Stańko’nun müziğini anlatmak çok zor. New York Times güzel özetlemiş ama: Özgürlüğü canla, tefekkürle ve cazla üflüyor.


 
HUGH MASEKELA
14 Temmuz, Pazartesi, 22:00, Feriye Lokantası
 
Güney Afrika’nın en önemli müzisyenlerinden trompetçi Hugh Masekela, festivalin en güzel sürprizlerinden biri. Apartheid rejiminden nasibini almış müzisyenlerden olan Masekela, ülkesinin umudunu taze tutmaya çalıştığı hayatıyla bu satırlara sığmaz. Kısmetse “Hoş geldiniz,” demek için yanında olacağız. Afro-ritimlerle, yaşadığımız şu günlere de umut olacağından şüphem yok. “Djambo” isimli parçasını bulup dinleyin, kıpırdatmazsa yapacak bir şey yok. 

 
“CAZ İÇİN TUHAF BİR YER” CHILDREN OF THE LIGHT TRIO
4 Temmuz, Cuma, 19:45, İstanbul Erkek Lisesi Bahçesi
 
“...Ama hâlâ şaşırtıcı müzisyenler var; Wayne Shorter’ın dörtlüsünde piyano çalan Danilo Perez gibi. Hiçbir şeyden korkusu yok,” diye bahsetmiş Herbie Hancock. Perez’e birlikte yenilikçi projelerde görmeye alışık olduğumuz Brian Blade ve bas virtüözü John Patitucci “Işığın Çocukları” adı altında sahnedeler. İKSV yine enteresan bir yer bulmuş; bu kez İstanbul Erkek Lisesi bahçesindeyiz. Kaçmaması gerekir.

 
 
  juzma2@yahoo.com