A PHP Error was encountered

Severity: Notice

Message: Only variable references should be returned by reference

Filename: core/Common.php

Line Number: 257

karga | İki kişinin bildiği sır, herkesin bildiği itiraf değildir

A PHP Error was encountered

Severity: Notice

Message: Use of undefined constant REQUEST_URI - assumed 'REQUEST_URI'

Filename: views/dergi_view.php

Line Number: 102

http://www.kargamecmua.org/dergi/sayi/74/349" target="_blank" class="twitter">twitter

İki kişinin bildiği sır, herkesin bildiği itiraf değildir


Müge Ersan
“Hedef ülkeye bir milyarlık kredi ayarlanır. Bununla havaalanları, yollar, köprüler, limanlar yapılır. Halkın hiçbir ihtiyacını görmeyecek bir yığın inşaat dikilir. Gidip yönetimlere rüşvet veririz. Onları büyük miktar kredi almaya ikna ederiz. Nasılsa bu paranın %90’ı Amerika’ya geri gelecektir. Ülkeyi büyük bir borca sokarız. Bu borç durmadan büyür. O ülkenin milli bütçesinin yarısını bulur. Sağlık ve eğitime kuruş kalmaz. Tarım topraklar yok olur. Ülkede küçük bir azınlık rüşvetlerle olağanüstü zenginleşir. Halk yokluk içinde debelenir…”
Ünlü Ekonomik Tetikçi / İtirafçı John Perkins
 
Bir Ekonomik Tetikçinin İtirafları adlı kitabıyla Perkins ya da benzerleri; zaman zaman bu tip “kendilerince” itiraflarda bulunarak bir anlamda belki “biz de emir kuluyuz” demeye getirip, sonrasında kulların isyancısı rolünü oynamaya başlıyorlar. Bize düşen de herkesin bildiği sırları, herkese açıklamanın kimi ne kadar itirafçı, kimi ne kadar isyancı yaptığını tartışmak oluyor. Böylece modern çağda itiraf kavramı; insanın kendi vicdan muhasebesinden çok, toplumun vicdanına tuz basmaktan öteye gitmiyor.
 
Herkesin bildiği yalanlar, herkesin bildiği gerçeklere ışık tutuyor. Biraz zorlansa, hatta zorlanmasa bile artık herkes biraz itirafçı. Ama yine de kimsenin vicdanı rahat değil. Çünkü kimse kendine bir şeyleri çözme güdüsüyle etmiyor o itirafları. Nesiller boyu o düğümlerle yaşamaya ikna olduklarını savunup, herkesi ikna etmeye çalışıyorlar.
 
İster toplumu ilgilendiren, ister bireyin özel hayatındaki konular olsun, iletişim çağının getirdiği bilginin çabuk yayılımının da etkisiyle, ne kadar yüz kızartacak bir şey yapsak da bir şekilde paylaşma içgüdüsüyle onu herkesin gözü önüne seriyoruz. Bu da bizi bir anlamda açık olmaya iterken, bir yandan da kendi iticiliğimize mahkûm ediyor.

  • Valla yaş baklaya bastık !
  • Sakın kadere suç atma. Hiç görmedik ki senin ağzının sıkı olduğunu.
  • İçim dışım bir diye mi kabahatliyim yani?
  • Dışın o kadar dışardaki içinden, itirafının son kullanma tarihi geçti diyorum.
  • Geç olsun güç olmasın da demiştin ama.
  • Güç olmadı zaten, göç oldu. Göçtü gitti senin ölümüne sebebiyet verdiklerin. Onları geri getiremezsin ki.
  • Zaten geri getirmek isteseydim göndermezdim ki onları. Ben sadece durum tespiti yaptım itirafımla. Pişmanım dediğimi hatırlamıyorum.
  • O zaman, ne diye gerçekleri yalanlıyorsun?
  • Onlara zaten hiç inanmadınız ki.
muge.ersan@gmail.com