A PHP Error was encountered

Severity: Notice

Message: Only variable references should be returned by reference

Filename: core/Common.php

Line Number: 257

karga | Kılavuzu Karga Olanın...

A PHP Error was encountered

Severity: Notice

Message: Use of undefined constant REQUEST_URI - assumed 'REQUEST_URI'

Filename: views/dergi_view.php

Line Number: 102

http://www.kargamecmua.org/dergi/sayi/47/2258" target="_blank" class="twitter">twitter

YAYIN

Kitap Yayınevi Cambridge University Press’in Cambridge History Of Turkey isimli 4 ciltlik serisinin yayınına 3. cilt Türkiye Tarihi 1603-1839: Geç Osmanlı İmparatorluğu ile başlıyor. 3. Mehmed’in 1603’teki ölümüden Tanzimat ilanına kadar olan süreyi kapsayan kitabın editörlüğünü de saygın tarihçi Süreyya Faruki üstlenmiş. Bizim garip lise kitaplarından öğrendiklerimizi unutup tarihi gerçeklere ulaşmamız için biçilmiş kaftan. Serinin devamını da yakın zamanda bekliyoruz.


Geçtiğimizi iki ay söyleşilerini yayınladığımız Kurt Vonnegut’un 1961 tarihli 3. romanı Gece Ana güzel bir sürprizle April Yayıncılık’tan çıktı. Amerikalı Howard Campbell Jr.’ın 1. Dünya Savaşı’ndan sonra Almanya’ya yerleşişini, orada Nazi propagandacısı haline gelişini, Campbell’in ağzından, İsrail’de savaş suçlarından yargılanmayı beklerken, hücresinden dinlediğimiz eser; Vonnegut severler için bir hazine tabii ki. Yeni başlıyorsanız da en eski işlerinden biri olmasıyla da iyi bir seçim olabilir. Neyse…







FİLM

Irréversible’dan tanıdığımız Gaspar Noé’nin, Cannes, Sundance, Toronto, İstanbul gibi film festivallerinde gösterilen son filmi Enter The Void, bir hayli ilginç bir seyirlik. Nathaniel Brown ve Boardwalk Empire dizisinde çıkacağı sahneleri dört gözle beklediğimiz Paz de la Huerta’nın başrol oynadığı film, Tokyo’da geçiyor. Ama birkaç istisna dışında Japon görmüyoruz. Filmin tamamını genç bir uyuşturucu satıcısı olan Oscar’ın gözünden izliyoruz. Daha filmin başında Oscar, Void (boşluk) isimli bir barın tuvaletinde polis tarafından öldürülünce, ruhunun dünyadan ayrılmadan önce geçirdiği sürecin kuşbakışı çekilmesi filmin en farklı yönü. Noé’nin arada takılan ruhunun bir sürü ışık oyunu arasında, göndermelerle dolu felsefik yolculuğu, biraz uzun olması dışında izlemeye değer.



İngiliz dostlar Simon Pegg ve Nick Frost’un Hot Fuzz ve Shaun Of The Dead’den sonra  ortaklaşa kotardıkları yeni filmleri Paul, bu beylerin işlerini sevenler için güzel haber olacaktır. Daha önce başarılı kanka-komedisi Superbad’e imza atan Greg Mottola’nın yönettiği film önceki Pegg-Frost işleri gibi bilimkurgu sularında geziyore. 60 yıl boyunca 51. Bölgede esir tutulan uzaylı Paul’ü kurtarmaya çalışan iki çizgiroman delisinin maceralarına değinen film, bu komedi konusunda her zaman iyi fikirleri olan ikilinin ilgi göstermek gereken işlerinden biri olacaktır. Filmde ayrıca SNL’den pek sevdiğimiz Kristen Wiig ve Bill Hader da yer almakta.


DİZİ

20 dakikalık komedi dizilerine pek yüz verdiğimiz söylenemez. Ama bu seferlik Community için bir istisna yapabiliriz. Halihazırda 2. sezonunu geçirmekte olan bu NBC yapımı, Colorado’da bizdeki akşam lisesi muadili bir okulda olan biteni resmediyor. Her yaştan ve sosyal alandan insanın girebildiği okulda tabii ki eğlence de eksik olmuyor. Genelde arkadaşlık üzerine mesajlar veren yapım absürdlüğü ve sağlam pop-kültür göndermeleriyle iyi vakit geçirmek için birebir. Özellikle artık 70’ine merdiven dayamış bir Chevy Chase ve Senor Chang rolüyle Ken Jeong yer yer harikalar yaratıyor.


ALBÜM

Yeni bir Traveling Wilburys’e ihtiyacımız var mı? Neden olmasın? Orijinal Wilbury’lerden George Harrison’un oğlu Dhani’nin aklına gelen bu fikir, sevdiğimiz adamlar Joseph Arthur ve Ben Harper’ın da katılımıyla Fistful Of Mercy’de vücut buluyor. Geçtiğimiz yılın ikinci yarısında bir kaç canlı performans ve As I Call You Down isimli bir albümle taçlandırdıkları bu birliktelik isimlerinini büyüklüğünün toplamı kadar muhteşem değil açıkçası. Joseph Arthur’un, ki solo albümü de yakındır, vokallerdeki fazla dominasyonu yorabiliyor. Ama besteler iyi, Harrison’un da babaya hem tip hem de ses benzerliği şaşırtıcı.



Ortak çalışma mantığı albümlerden biri de Jonny bu ay. Eski Gorky’s Zygotic Mynci üyeci Galli Euros Childs ve Teenage Fanclub’dan Norman Blake tarafından ortaya atılan proje ilk albümünü gene Jonny ismiyle yayınladı. Birkaç denemede kaydedilmiş, kısa Beatles dönemi rock n’rollları hatırlatan şarkılarıyla oldukça keyifli bir dinleti. Gorky’s sonrası Childs’ın en güzel işi. Vokaller, prodüksiyon, her şey yerli yerinde. Tarz bu aralar revaçta değil ama seveni olacaktır.



Dünyanın yaşarken efsane olmuş gruplarından Radiohead, yine güzel bir sürprizle sadece 4 gün önceden açıkladığı yeni albümünü internet üzerinden yayınladı geçen ay. The King Of Limbs adını taşıyan bu 8. Radiohead albümü In Rainbows sonrası gene hafiften bir Kid A tadıyla geliyor. Thom Yorke’un solo çalışmalarına da yakın duran albüm gene de oldukç güzel şarkılarla dolu. Phil Selway’in de iyice baba bir davulcu olduğunu da eklemeli. İlk 45’lik “Lotus Flower” da ilk göze çarpanlardan. Bu arada söylentiler albümün aslında çift taraflı olduğu ve fiziksel yayını sırasında ikinci bölümünün de gün yüzü göreceği üzerine.



Alternatif Rock söz konusu olduğunda yüzü dağ yamacına kazınması caiz eski Afghan Whigs adamı Greg Dulli’nin son 10 yıldaki projesi Twilight Singers’ın 5. albümü Dynamite Steps Sub Pop’dan yayınlandı. En son 2006’da Powder Burns’ü yayınladıktan sonra kadim dostu Mark Lanegan ile The Gutter Twins macerasına atılan Dulli, 5 yıl aradan sonra en sağlam Twilight Singers işiyle geri döndü. Gene Mark Lanegan, Joseph Arthur ve Ani Di Franco gibi camianın tanıdık isimlerinin de katkıda bulunduğu album; daha karanlık, daha net, daha damar bir albüm sanki. Pişman olmazsınız.



Geçen ay Twin Shadow’u bayağı övmüştük, son zamanlarda duyduğumuz en iyi debütlerden diye. Anna Calvi de aynı övgülere mazhar olmayı hakeden bir kardeşimiz. Londra’lı kadın şarkıcı / şarkıyazarı, kendi adını taşıyan ilk albümüyle çok kalpler kıracağa benzer. Telecaster’ıyla bünyede Bat For Lashes’a benzer bir etki yaratan Calvi, daha albümü çıkmadan Grinderman, Arctic Monkeys gibi isimlerle turneye çıktı bile.  Wikipedia’da “Karanlık, atmosferik, romantik pop” demişler. E uyar. Kayıtsız kalmayın.


KONSER

James Lavelle’in artık yaşı 20’ye yaklaşan projesi UNKLE, bu ay İstanbul’un en önemli konserlerinden biri olacak. Hiç de fena olmayan son albümü Where Did The Night Fall’u geçen yıl yayınlayan UNKLE, ‘90’lar elektronika furyasından kalan birçok gruba göre günümüze kadar çok daha istikrarlı işlere imza atmış bir isim. Refresh The Venue’deki konser sizi beklediğinizden daha da mutlu edebilir. 26 Mart Cumartesi, 22:00, Refresh The Venue


The Burn Baby Burn Tour’un Ghetto’da gerçekleşecek ayağı oldukça heyecan verici. Berlin yeraltı ortamlarından isimlerin yeralacağı gecede, Khan, Bad Seeds ve The Cramps’tan tanıdığımız Kid Congo Powers, Nikki Sudden ve Mick Harvey ile çalışmış Chris Hughes, İkiz Tepeler’in unutulmaz şarkıcısı Julee Cruise ve memleketin sevgilisi Alexander Hacke ile Danielle de Picciotto yer alacak. İstanbul’da gerçekleşmiş en sağlam konserlerden biri olmasını beklediğimiz etkinliği boş bırakmayalım, hepimiz orada olalım. 25 Mart Cuma, 22:30, Ghetto


SERGİ

Üç yıl once aramızdan ayrılan Saim Bugay’ın anısına MSÜGSF Tophane Binası’nda “Öyle mi?” isimli bir kukla sergisi açıldı geçen ay. 11 Mart’a kadar açık kalacak sergiyi bir an once gezmenizi tavsiye ederiz, çünkü Bugay’ın 19 öğrencisi; kendisinin yanı sıra Savaş Dinçel, Ferhan Şensoy, Özdemir Asaf, Kuzgun Acar, Neyzen Tevfik, Genco Erkal, Aziz Nesin, Turhan Selçuk, Ara Güler, Erol Günaydın, Fahrelnisa Zeyid, Bülent Ortaçgil gibi iz bırakmış isimlerin, tiplemelerini yorumluyor, kavramlar üzerinden günümüze dair saptamalar yapan çalışmalarını sunuyorlar bu kuklalarla. Birkaçını şahsen tanıyıp sevdiğimiz bu genç sanatçıların isimlerini de sayalım, tam olsun: Asuman Sübay, Ava Turak, Barış Dinçel, Başak Bugay, Başak Karafaki Köylüoğlu, Başak Özdoğan, Berkay Ateş, Berkay Köylüoğlu, Çağdaş Yazgan, Çağla Tulukçu Arkman, Deniz Orhon Kurdak, Ebru Öztaylan, Ela Aydemir, İsmail Hazır, Leyla Gezen, Ömür Cansen Kökeş, Özge Çekmez, Sedef Kermen.
 
ETKİNLİK

Geçen yıl tüm dünyadaki halka açık alanlarda 20.000 adet dijital ekranda gösterime girerek 1 milyar kişiye ulaşan tek festival, “Art By Chance” Ultra Kısa Film Festivali’ne başvurular başladı. “Değişim” konulu 30 saniyelik filmlerinizle birlikte 8 Nisan 2011’e kadar turkey.artbychance.org sitesine başvurabilirsiniz.