A PHP Error was encountered

Severity: Notice

Message: Only variable references should be returned by reference

Filename: core/Common.php

Line Number: 257

karga | YERLİ-YAPI

A PHP Error was encountered

Severity: Notice

Message: Use of undefined constant REQUEST_URI - assumed 'REQUEST_URI'

Filename: views/dergi_view.php

Line Number: 102

http://www.kargamecmua.org/dergi/sayi/47/2223" target="_blank" class="twitter">twitter

YERLİ-YAPI

Gülşah Aykaç

00.

Bir başka hayat düşünün, elma oluvermişsiniz. Bir diğerinde rüzgârsınız. Diğerinde de taş olup bir duvarın olmazsa olmaz tekil parçası olmuşsunuz. Tüm bunların “reenkarnasyon”la ilgisi yok. Çünkü bedenin elmaya, elmanın rüzgara, rüzgarın da taşa dönüşümünü ardışık değil eşzamanlı düşünüyorum. Başka bir deyişle sonsuz zaman ya da zamansızlık içinde bir bütün olarak...
 
Dilimlenmiş çizgisel zaman doğrultusunda beden yaşlanarak ömrünü tamamlar. Ancak bu dilimlenmiş zaman çizgisinde elmanın, rüzgarın, duvarın ve başka varlıkların etkisi altındadır. Çünkü beden “uzam”da varlığını sürdürür. Uzam ve zaman felsefe, göstergebilim, algıbilim, metafizik, matematik, vs... tarafından sorgulanmış ve bu sorgulamalar psikoloji ile kuantumun ilişkilendirilmesi gibi farklı aşkın birliktelikler doğurmuştur. Disiplinlerin sınırlarını altüst eden uzam ve zaman, filozofları bazı formüllerin derinine inmeye, fizikçileri de Heraklitos’u dikkatlice yeniden okumaya yönlendirir. Mutlaklık gider, yerini paradigma, paradoks ve muğlaklık alır. Eş zamanlılık teorilerini ya da zaman yoktur söylemini açıklamak için bilgim ve bilgi ile geçirdiğim yaşantı; dolayısıyla içselleşmiş bilgim yetmiyor. Ama deneyim üzerinden elma, rüzgar ve duvardaki taşı irdeleyebilirim.

01. Uzam

Uzam tek boyutlu tarih ve zamandan bağımsızdır; geçmişe, geleceğe ve şimdiye aynı anda aittir. O halde bendeki tüm bildiğim ve bilmediğim bilgiler (yaşadığım coğrafya, geçmiş, sosyal ve ekonomik durum, Batı ve Doğu’nun basıncı, küresel ısınma, penceremin önünde yaşayan kediler, dolabımdaki Amasyalı elma, havanın rüzgarı ve evimin sıvası dökülen duvarı) anda beni etkilerler. Uzam ve zaman anda tekil “ben”i “oluşturur”. Aynı şekilde, tüm varlıklar, uzamın bir parçası olarak birbirini oluşturur. Gündelik hayatta ya da algılanan zamanda var olmasalar da yaşantının birer parçasıdırlar.
 
Bu yoğun muğlak durum içerisinde algılarımızı sınırlayan doğrusal dil ve akıl çağının akıl erdirme reçeteleri bizi elmayla, rüzgarla ve taşla empati kurmaktan uzaklaştırır. Uzamı mekâna indirgeyen kişi tasarımlama (1) gücünü kullanarak duvarlardan, çatılardan ve pencerelerden alanlar kurar. Oysa bir tasarımcının öncelikli olarak yapmaya çalışması gereken şey “tasarlamamak”tır. Düşüncenin tasarlamak hakkında öğretilenin önüne geçmesi ve yapılan tasarımlama eylemin nasıl olacağı üzerine düşünülmesi çok zordur. Ancak gereklidir, çünkü tasarlanan sonuç ürün, mekândır. Bachelard’ın da söylediği gibi mekân anda oluşur. Kendi gerçekliğini üretildikten sonra yaratır, sonra başka gerçeklikler de yaratır. Varoluş içerisinde yeniden ve yeniden ve de yeni gerçeklikler üretir.

02. Uzamdan Yer’e

Tasarımlanan bir ürün olarak yapının (2) uzamdaki vücudu “YER”dir. Yapının yeriyle ilişki kurması için uzamla etkileşime geçmesi gereklidir. Başka bir önermeyle, insan elinden çıkan yapılı çevre elemanlarının yerlileri, elmayla, rüzgârla, insanla ve diğer varlıklarla akrabağlı olandır. Uzam tarafından etkilenir, uzamı etkiler ve onu oluşturur.
 
Yerli-yapı zamanı aşar. Yani eş zamanlığa ulaşır. Ömrü süresince, zihinsel oluşunun sınırlarından taşar. Fiziksel ömrünü başka yerlilerle başka tanımlar gerçekleştirerek tamamlar. Elma, rüzgâr, duvarın taşı ve beden yapıya katılırlar. Hep birlikte oluştukları anda ise “yerliler”dirler. Yapı ömrünü tamamladığında yerine gelene katılmış, onu etkilemiş ve hatta belki onu üretmiş olabilir.
 
Yerli-yapı, yeri ile ondan özgürleşerek ilişki kurma potansiyeli ile üretildiği için, yani zamansal ve varlıksal bir kavram olan “uzamdan yere” bir oluş olduğu için özerktir. Popüler kültürden sıyrılır; görsel iletişim dünyası içerisindeki varlığı tekildir. Özerklik bütünün parçası olma ve eş zamanlılıkla çelişiyor gibi görünür. Fakat tam olarak bütünün parçası olmak ile ortaya çıkar. Bir varlık bütünün parçası değilse tekil olamaz, başka varlıkların yaşantısına katılamaz. Yerli-yapılar ise yaşantıya katılır ve insanlar tarafından algılanırlar; öyküleri ve paha ile tanımlanmayan bir değerleri vardır.

 

00.

Peki yerli-yapılar üretmek için, varlığın zaman ve uzam etkisi içindeki oluşu nasıl araştırılır? Soruya cevap olarak ve yazımı sonlandırmak üzere naçizane bir teşekkürü borç biliyorum: Soluduğumuz havada dolaşan disiplinsizliğin sanatçıları ve bağımsız yayıncıları olan yerliler, -iyi ki varlar- teşekkürler!

Notlar:
1- Tasarımlama kelimesinin uydurulmuş ve içselleştirilmiş sözlük anlamları:
A- (tasarımm’lama), eylem, tasarım yapma eylemi.
B- (ta’sarımlama), eylem, tasarıma maruz bırakma.
C- (tasa’rımlı’ma), isim, oto- psikanalitik sentez ile, -genellikle- hafif dozlu kaygı ve yoğun ego ile yoğrulmuş bir  çeşit insiyatif kullanma durumu.
 
2- Yapı kelimesi ile bina, açık / kapalı alan, kaldırım, otoban, otobüs durağı gibi mekânsal hissi olan yerler ve bunların birbirleri ve doğa ile kurdukları ilişkilerin tümü anlatılmak isteniyor.
 

Kaynaklar:
Gaston Bachelard, Uzamın Poetikası.
Mehmet Uysal, Düşüncenin Hazinesi.
Fuat Onan, anda paylaşımlar.

gulsahaykac@gmail.com