A PHP Error was encountered

Severity: Notice

Message: Only variable references should be returned by reference

Filename: core/Common.php

Line Number: 257

karga | Bir İstanbul Yerlisi: BAJAR

A PHP Error was encountered

Severity: Notice

Message: Use of undefined constant REQUEST_URI - assumed 'REQUEST_URI'

Filename: views/dergi_view.php

Line Number: 102

http://www.kargamecmua.org/dergi/sayi/47/2172" target="_blank" class="twitter">twitter

Bir İstanbul Yerlisi: BAJAR


Mahnov

Yerlilik, Spivak’ın tanımladığı türden, emperyalist sömürünün hedefi olmuş coğrafyalarda stratejik bir özcülük dahilinde olumlanabileceği gibi, dinamik bir olgu olarak da ele alınabilir ve zannederim bu tarzda bir dinamik yerlilik tanımına en uygun düşecek mecra İstanbul’dur. İstanbul’un yerel müziği nedir? Hangi dildedir, hangi müziksel objeleri içinde barındırır, hedefi kimdir, nereye evrilmektedir? Fatih Akın’ın ikonik belgeseli bu mevzuları deşiyordu ama ben oradaki müzikal kanona bir ekleme yapmak istiyorum; İstanbul denen amalgama hem karışmış, hem onu vareden bir işçi, emekçi kütlesinin içinden gelen hem de onun sesini, tarzını nesnel olarak tartışmasız bir kalitede yansıtan bir Kürt(çe) müzik grubundan, Bajar’dan bahsetmek istiyorum.
 
Onların müzikal reçetelerinin başarısının sırrı sloganlarında saklı: “Fırat’ın suyu Marmara’ya karıştı.” Bu ifade, birçok imasıyla beraber, müziklerini dinlerken, arka planda etkileyici bi imge çatıyor. Bir yandan; İstanbul’un ancak devasa metropollerde rastlanabilecek türden, ırksal, etnik, dini gerilimleri koynunda yumuşatabilecek “beşik” karakteri, diğer yandan birçok uygarlığı beslemiş koca Fırat Nehri’nin, kulaklarımıza gürül gürül çarpan sesi...
 
Bugünlerde İstanbul’da, hafiften kitsch, “turist füzyonu” denebilecek türden üretimler etrafta dolanıyor. İnsanlar hem Batı hem Doğu’dan, farklı memleketlerden şehre akıyor ve onların artan ilgisi, kolay kültürel tüketime yönelik bir müşteri bazı oluşturuyor. Bu olguya taban tabana zıt bir şekilde, Bajar’ın müziği, Kürt kültürünün, özellikle modern Kürt müziğinin aşırı-etnikleştirilmesi* tehlikesine karşı bir savunma hattı örüyor.

Proje, şehir hayatındaki modern öznelerin kimlik ihtiyaçlarının irdelendiği, ortadoğu müzik mirasıyla hemhal ancak nostaljiye yol açabilecek nahif yorumlardan kaçınan bir hat izliyor. Türkiye’nin -her ne kadar büyük oranda hasar görmüşse de- çokkültürlü yönünün altını çizen, sadece Kürtçe değil, Türkçe veya ikidilli şarkılar üretiyorlar. Çalışmaları, punk ve siyahî müzik geleneklerinden de beslenerek, kültürel hiyerarşi, gettolaşma içinde mayalanan ayrımcılığın yol açtığı çeşitli sorunlara dikkat çekiyor ve gündelik toplumsal ilişkilerde yeni kültürel normlara duyulan ihtiyaca vurgu yapıyor.
 
Herhangi bir topluma bakıldığında, dönüşüm anahtar kelime olarak belirir, özellikle bu toplum, varlığını sürdürebilmek için, içinde işleyen üretim ilişkilerini sürekli devrime uğratan kapitalizm denen sistemle varoluyorsa... Bu devasa üretici gövdeye bağlı mümkün kültürel ifadelerin onunla birlikte değişmesi şaşırtıcı olmasa gerek. Kapitalizmin bu dönüştürücü gücü ilk olarak, efsanevi Kürt yönetmen Yılmaz Güney’in Yol adlı filminin bir sahnesinde tasvir edilmişti. Metafor, Marksiyan bir bakış açısından, modern üretim tekniklerinin toplumsal ilişkileri nasıl parçaladığına bir gönderme yaparak, toprağı parçalayan bir pulluk etrafında şekilleniyordu. Üretim ilişkilerini değiştiren herhangi bir şey toplumu her seviyede değiştirir. Bu dönüşlü tavır, modern Kürt realitesini ortaçağ karanlığıyla bağdaştırmaya çalışan aptalca yorumlara zıt bir şekilde Bajar’ın müziğinde de yankısını buluyor. Kentleşme ve modernleşme hem Türk hem Kürt toplumlarını dönüştüren olgular ve Bajar, bu olguların sonuç-etkilerini, bir yandan Kürt sessel bağlamına sadık kalarak yansıtmakta oldukça başarılı. 
 
Müziklerinin tınısal nitelikleri, arkadaki fikri başarılı bir şekilde yansıtıyor, iki devasa suyu birbirine karıştırmak! Sıkıca dokunmuş armonik yapılar, diğer kurgularda denemesi risk olabilecek tonal ögeler müziklerinde bir norma dönüşüyor. Elektronik dokular otantik groove’lar ile zarif bir şekilde kaynaşıyor. Örneklenmiş döngüler, tekrar eden bass cümleleri ve cazvâri davullarla uyum içinde varoluyor. Geri vokaller farklı ögeler arasındaki gerilimi ayarlarken gerekli etnik içeriği sağlamakta. Seslendirme teknikleri, koral biçimler bazen siyah gospel geleneklerini çağrıştırıyor. –Bir araştırma dipnotu: Hatta vokal söyleme geleneklerinin yazılı biçimlerin eksikliğinde bu derece geliştiğini iddia etmek mümkün, aynısı Türk folklorü için de söylenebilir.
 
Müzikal stillerinin tüm grup üyeleri tarafından geliştirilmiş olduğu gerçeği bir yana, çok dilli Kardeş Türküler projesinin arkasındaki yaratıcı beyinlerden biri olan Vedat Yıldırım’ın liderliği kritik bir durum arzediyor.
 
Bajar, görünen o ki, kültürel geleneklerimizin tabakaları arasında belirmesi mümkün yeni ihtimalleri, kesişimleri, üst üste binmeleri, coğrafyamızda nadir görülen türden bir yenilikçi tutumla keşfetmeye devam edecek. İşitilmeyi bekleyen müzikleri kendini -ve bizi- bir tür terranova’ya, yeni bulunmuş topraklara tekrar ve tekrar konuşlandırıyor.   
 
Vokaller: Vedat Yıldırım / Burak Korucu
Gitar: Cansun Küçüktürk
Bas gitar: Ari Hergel
Klavye & Elektronik: Ferhat Güneş
Davullar: Erdem Göymen

*Over-ethnicization: Eldekinin öz-oryantalist bir tutumla ele alınması, cilalanıp parlatılıp “Batı” algısına uygun bir hale sokulması. Mercan Dede gibi örnekler akla geliyor..

 

mahnoyev@yahoo.com