A PHP Error was encountered

Severity: Notice

Message: Only variable references should be returned by reference

Filename: core/Common.php

Line Number: 257

karga | Bir Bossa Nova Hikâyesi

A PHP Error was encountered

Severity: Notice

Message: Use of undefined constant REQUEST_URI - assumed 'REQUEST_URI'

Filename: views/dergi_view.php

Line Number: 102

http://www.kargamecmua.org/dergi/sayi/47/2136" target="_blank" class="twitter">twitter

Bir Bossa Nova Hikâyesi


Volkan Balkan

Hikâye 1950’lerde başlıyor. Birleşik Devler’den gelen caz rüzgârı o yıllarda öğrenci olan Antonio Carlos Jobim ve arkadaşlarını epey etkiliyor. Elde gitarlar Ipanema, Copacabana plajlarında ılık rüzgâr, kumsala vuran dalgalar,  iklim de böyle olunca kaçınılmaz olan aşk meşk derken ortaya çıkan bir müzik bossa nova. Samba ritimlerinin yumuşatılmış, özellikle de Jobim’in dehasıyla ince ince örülmüş armonisyle oluşan bu “yeni dalga” Brezilya’nın caza verdiği tepki. Bu işin Avrupa’daki yansıması olan Gypsy Swing’e de sıkı bir gitaristi yakaladığımızda -ki yakalarız- ilerleyen sayılarda yer verme sözünü verip, geçelim Eliane Elias’a…
 
Brezilya’lı piyanist ve şarkıcı olan Elias bana göre bossa nova’nın günümüzdeki en önemli icracısı olarak ayrı bir yerde duruyor. Jobim’in besteleri pek çok Amerikalı caz müzisyeni tarafından yorumlandı ve pek çoğu caz standardı haline geldi. Hatta bossa bir ritim olarak caz litaretüründe yerini aldı. Hayatının büyük bir bölümünü Amerika’da geçiren, muazzam müzisyenlerle çalışan Elias piyanonun başına oturduğunda hem içselleştirdiği caz ruhunu açığa çıkarıyor, hem de bir Brezilyalı olarak Jobim’in mirasını bugün 50’li yaşlarını sürmekte olan bir kadın olarak kendine has dokunuşuyla yansıtıyor.
 
Şimdi sevgili Mecmua okuyucuları,
Son albümü Bossa Nova Stories bu kadını tanımayanlar için küçük bir yanılsama yaratabilir. Bazı parçalardaki fazla sayılabilecek romantik hava ve kimi zaman yaylıların eşlikleri gibi unsurlar aklınıza Diana Krall’u getirebilir. Tavsiyem şu: Hemen kovun o düşünceyi ve önce Plays Jobim, ardından da Sings Jobim albümlerini dinleyin. O vakit Bossa Nova Stories daha farklı tınlayacaktır. Lafı daha fazla uzatmadan geçtiğimiz günlerde İş Sanat’ta verdiği konserin ardından yaptığımız söyleşiyle sizi başbaşa bırakıp kendimi Ipanema kumsalında …….  söylerken hayal etmek üzere...     
 
Volkan Balkan: Merhaba. Tebrik ederim. Fazla zamanımız yok galiba.
Eliane Elias: Sorun zaman değil de hastayım maalesef. Bu akşam nasıl şarkı söyledim bilemiyorum. Şükürler olsun sorun çıkmadı çünkü prova boyunca öksürüyordum. Sahneye çıkabilmek için bir sürü ilaç aldım. Neyse ki konseri yapabildik. (gülüyor)
 
VB: “Desafinado” muhteşemdi bu arada. Özellikle de giriş bölümü.
EE: Teşekkür ederim. Epey bir yolculuğa çıktık o parçada.

VB: Bossa nova’yla başlayalım. Bu arada ben trompetçiyim. Bir ara Samba Do Mar adında bir grubumuz vardı. İsmimizi trompetçi Dusko Goykovich’in albümünden almıştık. Gitarist bir arkadaşım bir gün gelip gitar ve trompet birlikte çok güzel tınlıyor diye bu albümü dinletti. Biz de böylece başlamış olduk.
EE: Harika!
 
VB: Evet, ama bizim için pek kolay olmadı. Caza yeni başlamışken Türkiye’den kalkıp hop Brezilya falan…
EE: Brezilya’lı olmayan herkes için zor aslında. Bir zamanlar bir trompetçiyle evliydim.
 
VB: Trompetçi mi? Saksafoncu diye biliyordum. Michael Brecker değil mi?
EE: Hayır canım, Michael değil. Randy (Brecker).
 
VB: Randy mi? Michael Brecker rahmet istedi herhalde. Bu arada başınız sağolsun.
EE: Teşekkür ederim.
 
VB: Ben tamamen yanlış biliyormuşum.
EE: Hatta kızım Randy’den. Trompet fantastik bir enstruman ama çok da zor tabii. Adanmışlık gerektiriyor. Çene kaslarının hep zinde olması gerekiyor. Brezilya’lı muhteşem bir trompetçi var; Claudio Roditi. Cazın yanı sıra Brezilya müziği de çalıyor. Bu müziğin 16’lık notaları ve ritmiyle kendine has bir hissiyatı var. Caz çalmaktan oldukça farklı. 8’lik notalar yerine 16’lıklarla karşı karşıyasınız. Brezilya müziğinde biri uzunca vurgulamalısınız.
 
Yani şöyle: vank tiki tu, vank tiki tu, vank tiki tu… 1, 2, 3, 4’ten epey farklı. Bu durumda 2 cazdaki 3’e tekâbül ediyor. Cazda 1, 3, 4 diye gidemezsiniz. 2 ve 4 çok önemlidir. Yani Brezilya’da tamamen tersi geçerli. Bu da ritmik açıdan iki müziği farklı kılıyor. Fakat bossa nova biraz daha kolay. O da; çeyng çeyng çken çki , çeyng çeyng çken çki…

VB: Bossa’yla devam edelim. Bu müziği dinlediğimde bende yarattığı hissiyat ılık bir rüzgar, dalgalar, kumsal, kadınlar… İçinde ziyadesiyle cinsellik de barındırdığını düşünüyorum.
EE: Fazlasıyla! Bossa nova çok özel bir ritim. Keyifli, yumuşak ve havalı (cool) olmasının yanı sıra epey de şehvetli. Çaldığımız parçalar genelde melodisi, armonisi ve ritmiyle bu şehvetin yansımaları. Groove, ritim, melodi ve armonin güzel bir karışımı diyebilirim.
 
VB: İlginç de bir tezat söz konusu. Karmaşık bir armoniye sahip olsa da çok sade tınlıyor.
EE: Bence basit ya da sade tınlıyorsa o büyük bir eserdir. Bossa nova’da çaldığımız armoni oldukça karmaşık. Ama dinleyen insan için tam tersi söz konusu. Dinlemesi , özümsesi kolay.
 
Bence bu oldukça fantastik. Jobim, -ki çok enteresan bir adamdı kendisi- “Pek çok nota çalabilirsiniz ama ortaya çıkardığınız şey ne?” derdi. Bazen zor görünen bir armoniyi basit bir şekilde tınlatmak çok zordur. Bunu yaptığınızda daha çok insana ulaşırsınız. İnsanlar sizinle daha yakın bağ kurarlar.
 
VB: Gelelim şu nadide kelimeye, Saudade. Pek çok parçada duyuyoruz. Bildiğim kadarıyla Portekizce dışında bir dilde karşılığı yok.
EE: Bu Portekizce’nin çok hoş bir kelimesi. Başka bir dilde karşılığı olduğunu sanmıyorum. Saudade dediğinizde pek çok şeyi kastetmiş oluyorsunuz. Birini özlemek, bir şeyi özlemek ya da onunla ilgili nostalji yaşamak, hasret, arzulamak… Pek çok insan saudade ne diye soruyor ama aslında hepimiz ne olduğunu hissediyoruz. Senin de hissettiğine eminim. Bu âşık olduğunuz kişiye karşı duyduğunuz saudade olabilir. Çocuğunuz varsa ve gün içinde onu görmek istediğinizde hissetiğiniz duygu olabilir ya da hayatınızdan bir kesiti özlediğinizde mesela mutlu olduğunuz bir dönemi veya artık sahip olmadığınız bir şeyi saudade ile ifade edebilirsiniz.

VB: Son albümünüzün adı Bossa Nova Stories. Ben bile pek çok bossa parçayla bir bağ kurduğuma göre sizde hikâye çokur. Mesela “Girl From Ipanema…”
EE: “Girl From Ipanema”nın bu albümdeki versiyonu oldukça ilginç çünkü bu parçanın en meşhur kayıtlarından izler taşıyor. Parça Jobim’in çaldığında olduğu gibi vokalle başlıyor, piyano solosuyla devam ediyor. Ritmik açıdan da tam olarak Jobim’in çaldığı gibi çalıyorum. Ayrıca Jobim’in Frank Sinatra’yla yaptığı kaydın giriş bölümüne parçanın sonunda bir gönderme yapıyoruz. Bir de Stan Getz, Joao Gilberto ve Jobim’in birlikte kaydettikleri albümdeki “Girl Form Ipanema” formuna sağdık kaldık. Yani bu farklı kayıtları bir araya getirdik. Tabii bu pek çok insanın bildiği ve sevdiği bir parça. Böyle bir parçayı yorumlayacağınız zaman özel bir şey yapmalısınız. Ben bu parçayı üç kez kaydettim. İlkinde çok farklı bir aranjmanla trio olarak, daha sonra da Sings Jobim albümümde Michael Brecker, Oscar Castro-Neves ve ilkinde yer alan Brezilya’lı ekiple. Bu kez de filarmoniyle açıyoruz parçayı. “Girl From Ipanema”nın hikâyesi böyle.
 
VB: Merak ettiğim bir başka şey de bossa nova’nın bugün Brezilya’da ne kadar rağbet gördüğü.
EE: Brezilya’ya gider de televizyonu açarsanız reklamlarda bile hâlâ bossa nova duyarsınız. Ayrıca meşhur Brezilya dizilerini bilirsiniz. Bu dizilerde yer alan kadrolarda da pek çok ünlü bossa nova müzisyenine rastlamanız mümkün. Ama bu günlerde bu formu yaşatan fazla müzisyen yok. Bu her yer için geçerli. Amerika’da ne kadar genç caz müzisyeni var? Yok demiyorum ama sayıları fazla değil. Onları etkileyen pek çok başka tür var; rap, pop, rock, vs. Brezilya’lı gençler Amerika’da ne oluyor diye bakıyor. Örneğin, piyanistleri ele alalım; klavye çalıyorlar. Klavyeci olup çıktılar, piyano çalamıyorlar. Yeni kuşak, elektronik ve diğer türlerle ilgili daha çok. Otantik olanın günümüze kalmaması çok trajik. Gençler bu müziği ne yeterince dinleyebiliyorlar ne de çalıyorlar. Brezilya’da tabii ki halen otantik müzik icra eden önemli müzisyenler var ama bunlar azınlıktalar.
 
Böylelikle bize ayrılan vaktin sonuna geldiğimizi sevgili Berna kibarca iletiyor ve bana bir sürü CD yollama vaadiyle beni ikna ediyor. Eliane Elias benim olası çocuğuma Volkan Junior adını falan takıyor. İş Sanat’tan dışarı adım atıığımda Ipanema, Copacabana, kumsal, güzel kızlar falan hak getire. Yağmur, soğuk eşliğinde metroya doğru yol alıyorum. Kulağımdaki çeyng çeyng çken çkiler de bana mısın demiyor.

juzma2@yahoo.com