A PHP Error was encountered

Severity: Notice

Message: Only variable references should be returned by reference

Filename: core/Common.php

Line Number: 257

karga | BÜYÜK EV ABLUKADA

A PHP Error was encountered

Severity: Notice

Message: Use of undefined constant REQUEST_URI - assumed 'REQUEST_URI'

Filename: views/dergi_view.php

Line Number: 102

http://www.kargamecmua.org/dergi/sayi/47/2128" target="_blank" class="twitter">twitter

BÜYÜK EV ABLUKADA

Bizim Ev Değil

Melda Köser                                                                                       

Geçtiğimiz bahar, sık sık uğradığım bir barda yine sık sık karşılaştığım bir arkadaşımla tekrar karşılaştım. İnsanlar bir bara sık sık gidiyorsa, bu demektir ki artık orada yazdırabilecekleri bir hesaba sahipler. Fakat konumuz kesinlikle bu değil. Karşılaştığım arkadaşım beni görür görmez “Seni gördüğüm iyi oldu, Büyük Ev Ablukada yaz arat internette, acilen dinlemelisin. Adamlar iyi,” dedi. Hiç o koftiden hal hatır meselerine bile girmeden, direk bunu söyledi. Bu, birini bir mevzu hakkında uyandırmanın en çarpıcı yolu sanırım. Direk mevzuya girmek. Sonra oturduk biraz lafladık. Aynı gece eve gidip, dediğini yaptım. Myspacelerinde çok parça yoktu ama olanlar yetmişti adamları anlamaya. Epeydir dinlediğim pek az şey beni buna benzer bir şekilde etkilemişti. Sadece sesleri vardı, şarkıları bir de. Adamların isimlerini bilmiyordum, neye benzedikleri hakkında hiçbir fikrim yoktu. Sanki başarılı bir zihnin şakası gibiydiler. Hatta uzun bir süre, internet onların hakkında daha fazla bilgi edinmek için az kalan bir şey olmuştu. Baya etkilenmiştim yani. Sonra zamanla şarkılar arttı. Konserler duyulmaya başlandı vesaire vesaire. Aynı oranda dinleyici arttı. Konser davetiyelerine kadar şaşırttı Büyük Ev Ablukada. Aslında bilinmeyi hak edecek kadar vardılar gerçekten. Ve çok acayip bir şey oldu. Mesela insanlar ev sahiplerini, birbirlerinden önce keşfetmiş olmak istiyordu. Mesela, ne denli önce keşfettiklerini cümle alem duysun istiyorlardı. Mesela ilk dinleyiciler tepki koydular sosyal paylaşım alanlarına. “Duman gibi patladınız, umarım sonunuz öyle olmaz,” diyenler bile oldu. Nedense, bir şeyle bütünleşince onu başkalarıyla paylaşmak istemeyiz. O, bizim en sevdiğimiz oyuncağımız olur artık. Dokunamazsın dostum, dinleyemezsin, benimseyemezsin, o benim. Bu oldukça saçma bir haldir ama olur. Yapacak bir şey yok.
 
Yani, meğersem ne çok ihtiyacımız varmış kararlılığımızın keke benzediğini duymaya, evin en güzel yerine, neşeli kapalı anlatımlara, yolda dinlemelik Türkçe sözlü müziğe, o adamı orada bulmaya, artık kafamız rahat.
 
Aslında, Mor ve Ötesi’nin ilk iki albümünün olduğu dönemlerde de buna benzer şeyler olmuştu. Şehir ve Bırak Zaman Aksın albümleri zamanında eğer onlardan haberdar birileriyle tanıştıysam inanılmaz heyecanlandırdım. Sonralardan o zamanlardaki etkiyi bırakabilecek başka bir yerli müzik topluluğunun karşıma çıkacağından emin olamamaya başlamıştım. Beni yanılttılar. İyi yaptılar. Gerçekten, iyi bir şeyler, bi şeyler ve şeyler yaptılar. Üstelik hala MTV’de yedi / yirmidört dönen bir klipleri yok. Sık sık uğradığımız bir internet siteleri ve bir de myspace adresleri var hepsi bu. Bu kadar aza o kadar talep. Groupie’lerin kızması normal.
 
Ama yapmayınız. Kızmayınız.
 
Son olarak ev sahiplerine söylemek istediğim bir şey var. Bu playlist tamamdır, yenilerini de bekleriz. Malum yolumuz uzun.

yolda da dinleyin.

Bak Bu Asansör Türk

Tayfun Polat                                                                                       

Tasarımcımız Emrah, “Abi böyle bir grup var,” dedi. Demez olaydı. 6 aydır hayatım ablukada. Yeni ne yapacaklar, yeni davetiye var mı, siteye kayıt koymuşlar mı, sürekli meraktayım, sürekli bir takip.
 
Aslında Afrodisman, vakti zamanında bizim handa çalgıcıydı. Kasabayı kurtadamlar basınca, her birimiz başka bir hayata dağıldık, ara sıra mor ışık kafalarıyla karşılaştık ama yine de kaybettik birbirimizi. Çalgıcılığı bırakmamış, arkadaşlarıyla evlerde buluşup çalmaya başlamışlar. Sonra da kayıtları internete koymuşlar. Ne olduysa ondan sonra oldu zaten.
 
Üstteki paragrafı şundan yazdım, Büyük Ev Ablukada öyle bir patladı ki, herkes onları konuşuyordu ama kim oldukları belli değildi. Elemanların yarısını zaten tanıyor olduğumu bile bilmeden merak ettim bir süre. Sonra, bu kim olduğu meçhul, bazen iki, bazen kaç kişi olduğu bile belli değil adamlar, memlekette myspace ya da last.fm’den patlayan ilk grup oldular.
 
Zaten bundan bahsetmek istiyorum özellikle. Bu çok akıllıca işleyen stratejiden. Büyük Ev Ablukada ismini her geçen gün daha fazla insan duyuyor. Her geçen gün hayran kitleleri katlanarak artıyor. Peki neden?
 
Muzipçe ve zekice yazılmış şarkı sözleri. Büyük Ev Ablukada ile ilk temasta yörüngeye girmenin birinci nedeni. Basit, kolay dinlenebilir ama iyi bir müzik, aşırı rahat bir vokal ikinci etki. Ama en önemlisi gizem. Aslında grup elemanlarının yarısından fazlası herkesin gayet iyi bildiği başka gruplarda çalıyorlar. Esas adamlar Canavar Banavar ve Afrodisman Salihins’in ana meşgaleleri başka olsa da, onlar da alanlarının parlak isimleri. Bir ev şakası olarak başlayan takılmanın bu hale gelmesinin en önemli sebebi ise canlı performanslar.
 
Büyük Ev Ablukada Kasım ayından beri sağda solda çalmaya başladı. Myspace ve last.fm üzerinden binlerce dinleyicileri koştular konserlere. Her konser bir izdiham yarattı. Ama akıllıca bir başka hareket geldi bu sefer. Canlı konser kayıtlarını web sitelerine koydular ve yolda dinlenmesi için indirilebiliyordu da bu kayıtlar. O zaman konsere gidemeyenler de öğrendi konserlerin ne acayip şeylere sahne olduğunu. Böylece her konserde daha fazla insan bu olaya canlı şahit olmak için orada olmaya çalıştı.
 
Başka ne yaptılar, artık en azından konserlerde gözüktükleri için kimlikleri belli olmuştu ama lakaplarından vaz geçmediler. Asla röportaj vermediler ve net bir foroğraflarını da gören olmadı henüz. Ardından yeni bir buluş daha geldi Ablukada’dan. Her konser için sesli bir davetiye hazırladılar. Yeni konser verecekleri yeri öğrenmek nasıl bir heyecansa, yeni davetiyeyi dinlemiş olmak ayrı bir prestij oldu muhabbetlerde. Davetiyeler öyle komikki -girin bir bakın myspace’lerine (Bu arada myspace adresleri olmadikacariz. Sadece buradan bile bu adamlarda bir farklılık olduğu belli oluyor), ama sadece son davetiye kalıyor en üstte- defalarca dinletiyor her biri kendini. Adamlar her şeyle testis geçiyor.
 
Aylardır Canlı Karga’da çalmaları için peşlerindeyim bu arada. En son “Abi çok konser verdik, bir süre çalmayacağız,” dediklerinde hafif bir inme indi soluma. Sonra gösterdiğim azimi takdir ettiler ki, bu ay çalmayı kabul ettiler. Benim azmimi falan bir tarafa bırakırsak, demeye çalıştığım, gümbür gümbür gelen şöhretin frenine basmak istiyorlar sanırım. Ablukada hep takip edilecektir, yeni ne yapsalar olay olacaktır. Ama gaza gelip ortamın nemasını kaldırmak derdinde de olmadıklarını gösteriyor bu “bir süre çalmayacağız” kafası.
 
Aslında nemalanmaları da gayet doğal. Adamlar eğleniyorlar, samimiler, iyi çalıyorlar ve komikler. Birileri de bunu görüyor ve hakkını veriyor. Büyük Ev Ablukada, en çok kendisiyle dalga geçerek büyüyor. Ama bu kadar eğlenirken, diğer taraftan da her adımını özenle atıyor, koyvermiyorlar. Daha çok büyük bir ev olacak bu. Abluka sürecek. Ve bu grubun yürüyüşü ders olarak okutulacak daha sonra.

meldakoser@windowslive.com
tayfunpolat@hotmail.com