EN İYİLERİ TOPLASAK BİR ŞAMPİYON ÇIKAR MI?


Utkan Çınar
Kargamecmua tarihinin ilk Dünya Kupası yaklaşıyor. Kayıtsız kalacağımızı düşünemezdiniz. Afrika Kıtası’nda düzenlenecek ilk turnuvayı bu sayıdan itibaren çeşitli açılardan ele alacağız. Önce Arjantin ile başlayalım dedik. Neden mi?
 
En iyi adayı en iyinin takımında oynayacak. Messi, Maradona’nın (!) taktiğiyle. Var mı tarihte? Sadece bu bile bu seneki Dünya Kupası’nı enteresan hale getiriyor. Derseniz ki Maradona’dan taktik neyin zor; anlarım. Arjantin son dörde kalalı 20 yıl olmuş. 1994’te harika bir Hagi ve Romanya maçıyla, 1998’de harika bir Hollanda maçıyla (Ortega Van Der Sar’a kafa attıydı, sonra Bergkamp affetmemişti.) 2002’de gruptan çıkamayarak, 2006’da da üzücü bir Almanya maçıyla veda etmişlerdi dünya kupalarına. Şimdi Maradona geri döndü ve tarihin en yetenekli Arjantin takımlarından biriyle karşı karşıyayız. Nasıl mı? Anlatayım.
 
Takımın bir stoperi Inter’de (Samuel), bir stoperi (Demichelis) Bayern Münih’te tüm sezon ilk 11 oynadılar ki bu yazı yazıldığı sırada her iki takım da Şampiyonlar Ligi finali ve lig şampiyonlukları iddialarını devam ettirmektelerdi. Inter’de Samuel’in dışında Cambiasso, D. Milito ve Zanetti de iyi bir sezon geçirmekteler. İspanya Ligi’nde Messi ve Higuain toplam 50 golden fazla attılar; Maradona’nın damadı Agüero ise Chelsea’ye gitme hesaplarıyla ortalama bir sezon geçirdi. Tevez ise Man. City’de harika bir kariyer sezonu yaşamakta. Bunun dışında Liverpool’un ağır topları Javier Mascherano (ki Maradona listeye yazdığım ilk isim demişti hakkında), Maxi Rodriguez ve Insua , Arjantin’de takılan eski tüfekler Veron ve Palermo, AZ Alkmaar’dan keşfedilen yetenekli genç kaleci Sergio Romero ve Velez’li sürpriz defans Otamendi, nereden baksanız üst düzey top oynamış Gabriel Heinze, Napoli’nin yıldızı (ki Maradona’nın üzerinde baskı yaratacaktır.) Ezequiel Lavezzi de Güney Afrikaya gidecek takımda yer alması muhtemel isimler. Bu arada adını veremediğimiz ve futbolla ilgilenenlerin yakında tanıdığı bir sürü yetenek de cabası. Arjantin halkının Maradona’dan beri en sevdiği, hatta bazılarının daha çok sevdikleri Roman Riquelme ise “O adamın çalıştırdığı bir takımda oynamam,” diyerek kapıyı kapattı. Şimdi baktığımızda kağıt üzerinde favoriler İngiltere ve İspanya ile başedebilecek yegane takım gibi gözüküyorlar değil mi? Ama FourFourTwo’nun İngiliz versiyonunun dediği gibi Arjantin bir problem ve bu problemi çözmek için çok hassas ama hızlı olmak gerekiyor.
İlk ve en büyük problem Messi. Son iki sezondur ayakta maç seyretmemizi sağlayan bu muhteşem yeteneğin yeteri kadar Arjantinli olmadığı düşünülüyor oralarda. Tedavisi için gereken bir avuç doları veremeyen Arjantin kulüpleri onu 12 yaşında Barcelona’ya kaybettiğinde neyi kaçırdıklarını bilmiyorlardı tabii ki. Messi eğer İspanyol Milli Takımı’nda oynasaydı kimsenin buna itirazı olmazdı. Ajandası ne kadar dolu olursa olsun her milli maça giden Messi, evet, aynı performansı gösteremiyor orada. Ama Arjantin de Barcelona gibi oynamıyor. Maradona’nın kıskanma potansiyelini de, ki kendisi akrep burcudur, yabana atmamak lazım. Medya, yönetim ve halkın Diego’nun arkasında olduğunu sanıyorsanız gene yanılıyorsunuz. Alfio Basile’nin ardından hoca aranmaya başlandığında Carlos Bianchi ve Sergio Batista anketlerde Maradona’nın oldukça önündeydi. Batista Maradona’nın assistanı yapıldı ve hemen “vefasızlık” nedeniyle Diego tarafından uzaklaştırıldı. Diego daha sonra, “Obama asistanlarını seçebiliyor; ben niye seçemiyorum?” diye konuştu. Milli takımlar Genel Menejeri Carlos Bilardo, ki 1986 ve 1990’da hocaydı, Diego ile anlaşmazlıkları hakkında; “Bu konuda bir daha konuşanı öldüreceğim,” diye konuşuyordu. Tabii FIFA tarafından basın toplantısında gazetecilere ağır küfreden Diego’ya 6 ay ceza verildiğini de hatırlatalım. Diego ayrıca görevdeki ilk yılında takıma 78 oyuncu çağırdı. Gonzalo Higuain’in ise son iki maça kadar yüzüne bile bakmadı. Tabii Dünya Kupası’na katılmalarını sağlayan maçta Palermo’nun son dakika golünden sonra çimlere dalışı her şeyi unutturdu. Bu kadar harika hücum silahlarına (Milito, Messi, Palermo, Tevez, Agüero, Higuain) sahipseniz kafayı yemeniz doğaldır. Ama zaten kafayı yemişseniz…
 
Sonuçta bizim memlekette Arjantin sevgisi malumdur. Hem güzel formaları nedeniyle hem sürekli Batistuta, Redondo, Ardiles, Goygochea, Caniggia gibi rock n’roll topçular çıkarmalarından hem de belki sosyokültürel anlamda dünyada Türkiye’ye en çok benzeyen ülke olmasından. Eh bu kadar çok problem de ancak öyle bir yerde olur. Bahisler Arjantin’in şampiyonluğuna 1’e 8.5 veriyor. Az mı çok mu? Ben içinden çıkamadım. Çünkü şampiyon da olsa, grupta sonuncu da olsa şaşırmayacağız. Eh zaten onları da bu yüzden seviyoruz. Haa, bir de Messi var lan acayip herif.
 
YN: Basın açıklamaları FourFourTwo’nun İngiliz versiyonunun Mart 2010 nüshasındaki Joel Richards araştırmasından alınmıştır.
info@kargamecmua.org