…ışık bizi alana kadar.


Burak Bayülgen
İLK SÖZ:
Bahar biz masalların kahramanlarını tedirgin eder, patikada yürürüz, meşe ağaçlarının burcu burcu kokusu bile hüznü yerleştirir yüzümüze.
Nedeni basit: Bahar bir çözünme. Halbuki bütün yaşadıklarımız kış mevsimine ait. Ama şimdi bahar geldi, kış bitti ve sonsuza kadar mutlu yaşayacağımız an bu an oluyor…
Biz kışımızı geri istiyoruz… Çünkü…
 
***
 
ÇALILARIN ARKASINDADIR HAYAT, IŞIK VE ÖLÜM:
Çalıların arkasındadır hayat, ışık ve ölüm…
Yüksek ağaçların gerisinde saklı her şey. Bir parıltı vardır hep. Yaldızlıdır orman kışları.
Kuzgun bekler köşede.
Hansel ekmek kırıntıları serper güpegündüz, kuzgunun canı pasta istemez ki, yiyip bitirir ekmek kırıntılarını ve pasta eve ulaştıklarında henüz bahar gelmez. Yağmurun ve toprağın kokusunu halen duyuyorlardır… Hansel de Gretel de…
Çakıl taşlarını parlatan kış gecesidir. Soğuk, ıssız ama bize göre bir sükuneti var, bir kerameti var.
 
***
 
BİZ NE YAŞADIK Kİ BU KIŞ?...
Kuyudan su çekmek için patikayı ancak birazcık aşabiliyor. Kumrular diyorlar ki “buradan sonrasını bahara bırak, biri gelip seni götürecek oraya…” Ama şimdilik patikayı aşmamalı, güvenilir olup olmadığını bilmiyor çünkü. Nitekim büyükannenin makaslarına gerek duyulacak kurtlar da bekliyor olabilir onu. Bu yüzden yanında oraları iyi bilen bir kılavuz şart. Masalcı bizi uygun görmemiş kılavuz olarak... Halbuki patika ve orman dediğin bizden sorulur… Bizim kılıçlarımız yok mu? Sopalarımız yok mu? Boyumuz posumuz? (Hmmm) Hatırına boyun eğeceğiz yaratıcımıza ama bizde de boy pos var (hmmm), akıl var… kudret var.
Nitekim önce bir kış uykusuna yatarsa, bu uyku bize de mi şart?.. *
Ya da ölürse, bize yas ve gözyaşı?.. Geçmişte yaşadığımız kış bu değildi ki...
Sonrasında bulutlardan inmiş, kış nedir bilmeyen, ormandan rastgele geçen bir garip aşık. Rastgele… Aha, bahar gelmiş de, biz ne yaşadık ki bu kış?..
Uykudan uyanır ya da dirilir. Aha, bahar gelmiş dedik. Aşkıyla beraber bulutların üzerine giderler ve bir daha da görünmezler. Yeniden ormana inmeyeceklerini bizden iyi kimse bilemez. Nankörce…
 
***
 
GİDENLER BİR DAHA GERİ DÖNMEYECEKLER…
Kumrular, alacalar, tavşanlar, ağaçlar ve orman… Bu bahar daha yalnızlar. Gidenler bir daha geri dönmeyecekler.
 
***
 
TA Kİ IŞIK BİZİ ALANA KADAR:
Biz kışımızı geri istiyoruz… Çünkü uzun bir süredir kış dediğin macera olduğu kadar gözyaşı demek ve kışı yas tutarak geçirmek istemiyoruz bir güzel kız uğruna ya da öylece uyuyarak. Onun yerine ganimetler için engin sulara açılalım. Orman kadar deniz de bir sır…
Biz her türlü savaşa varız.
Masalcı ne derse desin, biz kılıçları severiz de…
 
Ta ki ışık yeniden bizi alana kadar.
 
***
 
ve FİNAL:
İşte böyle küçük çocuklar her gece yatmadan önce bizim başımızı belaya sokuyorlar. Her gece, her gece, her gece. Bazen ödül olarak bizi hakediyorlar. “Sonra ne oldu anne? ya da “baba? dedikleri vakit hep aynı cevabı alıyorlar:
“… ve sonsuza kadar mutlu yaşadılar.”
Nereden biliyorlar?.. Nereden?.. İpuçları: lanet olasıca bahar. Aha, bahar gelmiş. Halbuki tüm hikâyemiz kışın süregeliyor. Ve bahar geldiğinde… bizden haber alamıyorlar.
 
Işık bizi almış oluyor…
 
SON
 
* Uyuyan Güzel eserine gönderme yapılmıştır. Eline iğ batan Prenses Prens onu öpene kadar bütün kışı uyuyarak geçirir. Tek uyuyan kişi Prenses değildir. Büyü yüzünden herkes uykuya dalar…
 
Burzum’un Hvis Lyset Tar Oss (Until The Light Takes Us) albümünün ismine gönderme…
 

 

burakbayulgen@yahoo.com