BU BAHAR, RÖLANTİ VS. KONTRATAK


Melda Köser
Bazıları çıkıp sebepsiz gülücükler dağıtıyor etrafına. Bazılarının fena kafası bozuk. Bozuk çünkü bazısını bu güzel havalar mahvediyor. Orhan Veli Ağabeyimiz daha bir alkışlanası oluyor böyle zamanlarda. Kimisi kendini sakinleştiriyor, sadece üç ay diyor. Üç aycık. Sonra her şey eski sıkıcı rutinine dönecek. Kediler daha kısık sesle devam edecek grup seks terapilerine. Sevgililer, aslında ortalama bir şey yaşadıklarını fark edecekler. Martılar kahkaha atma işini rutinleştirmekten şikâyetçi hale gelecekler. Yalnızlar masturbasyonu tadında bırakma kararı alacak. Hapşırırken beynin bir kısmını dolmuşta unutanlar, zamanla tekrar eski zekâ seviyelerine ulaşacaklar. Sahil kenarları serinletici etkisini kaybedecek. Eski sevgilileri özlemek pek matah bir şey sayılmayacak. Aşk şiirleri ahengini kaybedecek. Kadınlar yaptıkları rejimlerin meyvesini toplamaya çalışırken erkeklerin sonradan şişme adaleleri inceden hava kaçırmaya başlayacak. Hızla başlayan bahar aynı hızda sona erecek. Kimisi mevsimsel değişikliklerin sebebiyet verdiği depresyonlara sadık kalacak, kimisi sırf baharın gazıyla edindiği manitasına sadık kalmayı yeğleyecek. Yazın modası yavaştan kendini belli eder hareketlerde bulunacak. Ve doğru orantıda, moda kurbanları baş gösterecek sağda solda. Mayıs’ın ilk günü her şey birbirine girecek. Zavallı kadının teki gaz bombasına itafen doğuracak çocuğunu. Sonra unutulacak, en geç iki gün sonrasında oltalar kapılacak ve balık tutmaya gidilecek. Bahar unutturacak. Ama bahar da bile unutamayanlar çıkacak. Unutamayanlar, dışlanacak ya da kendi kendilerini ayıracaklar kalın çizgilerle diğerlerinden. Bahar, bölecek insanları. Sebepsiz sırıtanlar ve sebepsiz sırıtanlara kıl olanlar olmak üzere ikiye. Botlar babetlere, babetler sandaletlere dönecek. Zamanın yenici gücü en çok baharda göze çarpar olacak. Dedikodular artacak. İnsanlar sosyalleşmek için yer yer fazla alkol alacaklar. Bahar, kendinizi tanıyamaz hale gelmenize yardımcı olacak. Ama buna değer diyecek kimileri. Günübirlik aşklar, her bahar olduğu gibi bu baharda çok trend bir hal alacak. Yaza kadar günahkâr sayısında büyük artış olacak. Gayri meşru bebeler boy verecek. Piç diyecek bazıları onlara, fakat gerçekte onlar, oldukça fiyakalı olacaklar ergenlik sonrası ortamlarında. Eski arkadaşlar özlenecek itinayla. Ama sadece özlenecek. Bir araya gelme fikri yaza bırakılacak sonra sonbahar ve en son kışa derken zaten yine unutulacak. Belleğin küçük oyunlarına yenilip mevcuttaki tüm sorumluluklarına rest çekenler olacak. Anneler biraz üzülecek, babalar antropoz öncesi birkaç deneme daha yapmaya karar verecek. Bahar alayıyla büyük taşak geçecek yani. Ama kimse bundan bahsetmek istemeyecek, hele ki sağanak yağışlardan, öd koparan doğal gaz faturalarından sonra. Unutmak isteyecekler kışı. Kışın soğuğunu, çoğalarak artan yalnızlıklarını, yaşlarını, yaşadıklarını. Aslında ne kadar da ihtiyacımız varmış meğer bahara diyenler çıkacak. Sonra, onlara inat, bahar uykusuna yatıp tüm bu saçmalığa uyuyanlar koyacak tepkilerini yastıklarına. Demin de söyledim, gene söylerim. Bahar, ruh hallerimizi bölecek. Ama kimse arkasından o bölücüdür diyemeyecek. Baharın gazına gelip hızlı yaşama kararı verenler erken ölecek muhakkak. Falcılar, fiyatlarına zam uygulama gereği duyacaklar ki bu normal sayılacak. Fala muhtaç bireyler baharda kimliklerini gizleme gereği duymayacaklar. Böyle geçecek bir bahar daha.
 
Velhasıl bence bahar, kandırır. Bir çeşit yanılma biçimidir bahar. Güneş tepedir ve fakat evlerimiz pek nadir bu kadar soğuk olmuştur. Üstelik kendi içinde bile ikiye ayrılır. Bakınız sonbahar ve ilkbahar. Aynı durumun farklı ruh halleri gibi. Ne bileyim, birbirlerini çekemeyen üvey kardeşler gibi. Ama fark etmez, kimi ilkbaharda çiçek açar, kimi kuponlarını sona saklar.
 
Asıl mesele, üzerimizdeki iyi olmalı ve pozitif düşünmeliyiz baskısını bir küfür ile halledebileceğimizi fark etmek. Yani endişeye gerek yok, ilkbahara yenilenler, sonbaharda kontrataklarıyla gündeme bomba gibi düşebilirler belki. Bahar dostum, sadece iki yüzlüdür. Biri kışa yaltaklanır, diğeri yaza. Bu yani. Bu kadar.
 
 

 

info@kargamecmua.org