Kırkının da kulbu kırık küp


Cem Çınlar

Jimi Hendrix’i tek sayfada anlatmaya çalışmayacağım! Hakkında yazılmış yığınla kitap, makale ve tez var. İlgileniyorsan açar okursun. Kırk yıllık dostummuş gibi “Jimi süperdi, gitarının tellerine vurdu mu yedi düveli inletirdi, az mı kız götürdük sayesinde baba!” şeklinde hikâyelere de girmeyeceğim. Alırsın bir konser kaydını hem dinlersin, hem izlersin. Üçüncü derece yanık tehlikesi?! Duyduğumuz, izlediğimiz şeyleri yaşamış gibi yazma eğilimimiz var ya, en korkutucu olan da bu.


Bunları bil, yeter:
  • - Bütün karşıkültür taşıyıcıları gibi Hendrix de bir müzisyenden fazlası.
  • - Janis Joplin gibi Hendrix için de 1967 Montrey Festivali ölümsüzlüğünün anahtarı olmuş.
  • - 1971’de marihuananın tıbbi kullanımı yasaklanmadan önce 38 yaşında ölmüş. Ölene kadar içmiş, üflemiş, çalmış.
  • - Gitarı kendi kendine öğrenmiş ve bu nedenle sağ elini kullanmasına rağmen solak (ters) teknik geliştirmiş.
  • - Gitarı Fender Stratocaster, amplifikatörü Marshall tercih etmiş.
Erken yaşta kıyaslamaları yapmaya başlıyoruz. Benim babam daha güçlü, annem daha güzel, abim daha hızlı, ablam daha akıllı gibi. Hatta küçük yaşta kıyaslanmanın hazin sonuçlarını da öğreniyoruz. Buna rağmen halen kıyaslamalarla ilerlemeye çalışıyoruz. O kadar bünyemize sirayet ediyor ki tarihi ele alırken bile bu durum söz konusu. Sokrat, Aristo, Eflatun’u bugünün astronomi ve fizik bilgisiyle yerin dibine sokanlar olduğu gibi Hendrix’i de bugünün gitar bilgisiyle çok ağır eleştirenler var. Bütün karşıkültür taşıyıcıları gibi Hendrix de bir müzisyenden fazlası.
Kırk yıllık uyku ardından gelen bu uyanış oniki parça ve altmış dakika. Hendrix hayranları adına Sony Music / Legacy Recordings’e bir teşekkür iletmek yerinde olacaktır. LP ve CD olarak yayınlanan Valleys of Neptune birçok yorumcu tarafından şimdiden 2010 yılının en iyi albümleri arasında sayılıyor. Valleys of Neptune birçok açıdan yenilik barındırdıyor. Örneğin, “Valleys of Neptune”. Detayları birazdan paylaşacağım.
Valleys of Neptune, Hendrix hayranları için kaçırılmaması gereken bir albüm olsa da Hendrix hayranı olmayanlar için de baskın blues tonlarından fazlasını sunuyor. Hendrix vokalinin parlaklığı ve gitar tonunun berraklığı daha önce dinlediğimiz Hendrix parçalarına farklı bir tat kazandırıyor. Albümde yeralan çalışmalarda Londra’dan Olympic, ve Air stüdyoları, New York’tan Record Plant ve OlmStead stüdyolarının imzası olduğunu ekleyeyim.
Albümün bir diğer önemli yanı ses kayıt teknisyenliği için özel bir iş olması. Ses kayıt teknolojisinin gelişmediği, rock parçalarının nasıl kaydedileceğinin bilinmediği, amplifikatörle güçlendilmiş, yoğun bozunumlar için ses ve mekân ilişkisinin kurulmadığı bir dönemde Edwin H. (Eddie) Kramer’in kayıtta gösterdiği zekânın izlerini duymanız albüme güzel bir farklılık katıyor. Valleys of Neptune albümü, 1967-1970 yılları arasında yapılmış kayıtlardan oluşsa da ‘80’li yıllarda kayıtlara yamanmış vokal, bas ve davul eklentileriyle hoş süprizler sunuyor. Bu ayrıntılardan dolayı odyofiller için de önerilebileceğim bir albüm. Kırk yıllık uykudan uyanmanın etkisiyle olsa gerek albümün damakta güzel bir tat bıraktığını söyleyebilirim. Albümün kapağında yer alan resim Hendrix’in bilinen yüzon işinden bir tanesi.
Valleys of Neptune’ün 33’lük olarak piyasaya sunulması, Hendrix’in özenli bir çalışma ile yeniden gündeme getirilmesi (her ne kadar son yıllarda işe yarayan bir pazarlama stratejisi olsa da) ve bu cesareti nedeniyle Sony Music’i tebrik ediyorum.
 

 

cemcinlar@yahoo.com