A PHP Error was encountered

Severity: Notice

Message: Only variable references should be returned by reference

Filename: core/Common.php

Line Number: 257

karga | Kılavuzu Karga Olanın...

A PHP Error was encountered

Severity: Notice

Message: Use of undefined constant REQUEST_URI - assumed 'REQUEST_URI'

Filename: views/dergi_view.php

Line Number: 102

http://www.kargamecmua.org/dergi/sayi/31/3443" target="_blank" class="twitter">twitter
YAYIN

Kendi çıkardığı Metal Monster ve süreli Köprüaltı ve Dream Dergi gibi yayınlardan hatırlayabileceğiniz Erdem Genç’in topluca öykülerini barındıran ilk kitabı Debut, Camgöz Kitap’tan yayınlandı. Memleket gençliğinin güncel ve özgün hikâyelerini anlatan kitabı debutkitap.com adresinden kendi belirlediğiniz bir fiyata edinebiliyorsunuz (Birilerini hatırlatıyor bu ama). Edebiyatın yeni seslere ihtiyacı, Erdem Genç de tarzıyla ilgiyi hakediyor.
İskoç edebiyatının 20. yy’ın ikinci yarısındaki en önemli eseri olarak altı çizilen Lanark: Dört Kitaplı Bir Hayat, Türkçe’ye çevrildi. Alasdair Gray’in 25 yılda yazdığı bu gerçekçi distopya, fantezi edebiyatın en önemli eserlerinden biri olarak görülüyor. 1981’de basılan kitabın 28 yıl sonra Türkçe’ye kazandırılması önemli çünkü, Gray’in zekice teknikleri ve dil oyunları kitabın en önemli farkı. Dolayısıyla çevirmen Emine Ayhan ve Metis Yayınları da övgüyü hakediyor. … Başkalarıyla iyi geçinemediği halde özel olmak isteyenler için en münasip iştir sanat…


SİNEMA


Peter Jackson’ı biliyoruz ama kim bu Neill Blomkamp ve Sharlto Copley? Çünkü bu düşük bütçeli bilim kurgu filmi ikisinin varlığı üzerine kurulu. Neill Blomkamp’ın 2005 tarihli kısa filmi Alive in Joburg’un yapımcısı Copley. District 9 da bu kısa filmden yola çıkıyor. Zaten Copley’nin oyuncu olmakla ilgili bir derdi de yok (okul yıllarında müstehcen oyunlar yönetip, oynamış bir ara). Neyse bu iki Güney Afrikalı yönetmen ve yapımcı birbirlerinin kısa filmlerinde birlikte çalışmışlar. Ama Copley District 9’daki Wikus van de Merwe karakteri ve muhteşem oyunculuğundan sonra eminiz ki bir yerlerde karşımıza çıkacak. Öte yandan film izlemeye başladığınızda sizi hemen içine alan yapı ancak apartheid döneminde çocukluğunu geçirmiş bir yönetmenden gelebilirdi herhalde. Uzaylılar ve insanların karşılaşaması ve bunların belgesel türünde aktarımı ya da herhangi bir ana haber bültenini izliyormuşçasına filmi izlemeniz güçlü bir etki bırakıyor. Bu arada Multi-National United (MNU), bunların başındaki adamlar, haber bültenleri, aile kurumu, uzaylıların yaşadığı bölge; bunlar zaten günümüzün bir yansıması sadece. Farklı olan tek şey; ileri teknolojiyi bize getireceği kurgulanagelen düşman uzaylı teması yerine Dünya’ya, 9. Bölge’ye sığınmak zorunda kalan zavallı göçmen uzaylılar ve başlarına gelenler...

Belki bir “gitar” belgeseli yapmak için en iyi seçim değildir David Guggenheim, ki çetelesinde TV dizileri ve Al Gore’lu An Inconvenient Truth dışında dikkat çeken bir işi yok, veya Jack White, hatta ileri gidelim The Edge bu iş için ortamdaki en iyi gitaristler midir acaba? Ama işte işin içinde Jimmy Page de var ve yine de 3 ayrı kuşaktan 3 ayrı ismi olaya katmak ve “virtüöz”lerden biraz uzaklaşmak iyiye işaretler. It Might Get Loud adını taşıyan bu belgeseli müziğe herhangi bir ilgisi olan herkesi kendine çekecektir, yine de Tanrı korusun gençlerimiz Jack White’ı örnek almayacaktır.

8. yaşına giren favori sonbahar etkinliğimiz FilmEkimi bu yıl da İKSV tarafından, biraz uzamış haliyle, 16-25 Ekim arası, 10 gün boyunca Beyoğlu Emek Sineması’ndaki gösterimlerle gerçekleşecek. Program yine dikkat çekici. İlk bomba Woody Allen’ın Larry David’li (Seinfeld, Curb Your Enthusiasm) New York’a dönüş fimi Whatever Works. Biz Allen konusunda objektif değiliz. Siz de olmayın. Bunun dışında tam bir süperstar yönetmenler geçidi bir program var karşımızda. Jane Campion, Costa Gavras, Michael Haneke, Stephen Frears, Ken Loach (ki Looking For Eric ile, geçtiğimiz aylarda haberini vermiştik.), Coen Kardeşler gibi artık haklarında konuşmaya gerek olmayan yönetmenlerin vizyon şansı bulmaları şüpheli yeni filmleri festivalde yeralıyor. Şu güzel 10 gün için hızlı hareket etmenizi öneririz.


ALBÜM


Remaster furyası ortalığı kavururken, başka bir önemli albüm de elden geçirelerek tekrar ortamlara sunuldu. The Stone Roses’ın 1989 tarihli, belki de tarihin en iyi debütlerinden biri olan, kendi isimlerini taşıyan albümleri de çok daha heyecan verici bir sound’la karşımızda. “I Wanna Be Adored”, “I Am The Resurrection”, “Made of Stone” gibi şarkılarla Madchester ve Brit-Pop’un yol haritasını çizen albüm, 20 yıldır her geçen gün daha çok övgüye layık olduğunu kanıtlıyor. Demo’lara da bolca yer verilmiş bu 20. yıl versiyonunda “Fool’s Gold” da unutulmamış ve çok başarılı muamele görmüş. Tabi tekrar biraraya gelme vaziyetleri ufukta gözükmezken, “Kral Maymun” Ian Brown, 6. solosu My Way’i de yayınlıyor şu günlerde. Yeni bir Solarized veya Golden Greats fena olmaz hani...
Son yıllardaki Texas menşeili Alt. Country tadlarının en tazesi, en heyecan verenlerinden biri Micah P. Hinson. Henüz 30’una gelmeden çıkardığı 4 albümle rüştünü çoktan ispatladı. Yeni albüm All Dressed Up and Smelling of Strangers’la bu kez cover mevzuuna el atmış.

Son yıllarda pek sıklaştığı için (Joan As Police Woman’ın 
Cover çalışması da bu aralar yayınlanmak üzere) genelde soğuk baksak da, Hinson’un sesiyle “My Way”, “Are You Lonesome Tonight”, “In the Pines” gibi klasikleri dinlemek oldukça keyifli. Tabi yine de bunu saymıyoruz. Harbici albüm bekliyoruz.

Wild Beasts aslında eski grup. 2002 yılında İngiltere’de Kendal’da kurulduktan ve birkaç EP’den sonra ancak 2008’de ilk albümleri Limbo, Panto’yu yayınlayabildiler. Vokalist Hayden Thorpe’un harika vokaliyle kendilerine bir ün edinseler de yakın zamanda yayınladıkları 2. albüm Two Dancers bizce asıl bomba ve yılın en iyi işlerinden. Vokalin Hayden Thorpe ve Tom Flemming arasında paylaştırılması ufuk açıcı olmuş. Madchester’dan art-pop kafalarına dolaşırken, sağlam bir bütünlük hissiyatı yayıyor albüm. Şuraya yazarız ki sene sonunda her listede üst sıralara oyanayacak bir albümdür. Siz de ıskalamayın, deriz.
 
Replikas’tan tanıdığımız Barkın Engin ve Burak Tamer’in yan projesi Reverie Falls On All’un ikinci albümü Passed Ones çıktı (Bir de İMÇ EP’si var tabii). Biri daha önce yayınlanmamış 6 parçanın canlı versiyonlarının yer aldığı albüm, ikilinin artık bildiğimiz noise ve glitch çizgisiyle düzenleme tercihlerinin bir harmanı. Diğer tüm kayıtları gibi bu albüm de www.reveriefallsonall.com adresinden ücretsiz indirilebilir. Bu topraklardan çıkan nadir deneysel işlerden biri, kayıtsız kalmayın!


KONSER

Ayın radara giren etkinliklerinden biri de Akbank Caz Festivali. FilmEkimi ile aynı döneme denk gelerek biraz tatsızlık yaratsa da 19. yaşını kutlayan festivale alternatif yabancı gruplar ve sen-ben-bizimoğlan yerli isimlerle kışa hazırlık aktiviteleri arasında yer verebilirsiniz. Dikkatinizin yönelebileceği tavsiyelerimiz ise: Yeni ekol sentezcilerden Jose James, Sun Ra referanslı Phil Cohran ve oğullarından oluşan Hypnotic Brass Ensemble, İranlı elektronikçiler Niyaz, her zaman ilgiyi hakeden “Kuzey”den Ketil Bjornstad ve Terje Rypdal, Grammy’li Joe Lovano ve DJ’ler Andy Votel ve Yakuza. Tabii gidip test etmek size kalmış. Çeşitli konser mekânları arasında Babylon, Ghetto, CRR, Aya İrini bulunuyor. Daha ayrıntılı bilgiyi http://www.akbanksanat.com/caz_festivali adresinde bulabilirsiniz.


PERFORMANS


Galata Perform tarafından bu sene 5.’si düzenlenecek olan Görünürlük Projesi, 10 Ekim 2009 Cumartesi günü Galata Meydanı’nı aydınlatmaya hazırlanıyor. Bu seneki teması “ışık” olan Görünürlük Projesi, belki de düzenlenmeye başladığı günden beri İstanbul’un aydınlatmacılarla donatılmış semti Galata ile en fazla bu sene bütünleşiyor. Galata Meydanı ve Galata bölgesindeki bazı mekânlarda gerçekleşecek proje, yerli ve yabancı 17 sanatçının katılımıyla gerçekleşiyor. Galata semtini ve bölgede yaşayan–çalışan esnafı, sanatçıları ve halkı görünür kılma amacıyla yola çıkan Görünürlük Projesi, aynı zamanda farklı disiplinlerden gelen sanatçılar ile projelerini de birarada sunuyor. Performansların ayrıntıları ve program için: http://www.galataperform.com/


WEB

Bildiğiniz gibi geçtiğimiz senenin eylül ayından beri Karga kabinindeki programlar canlı olarak www.awdio.com adresinden dinlenebiliyor. Dünya üzerindeki 200 mekândan canlı yayın yapan Awdio, akıllara zarar bir uygulama başlattı. Ekim ayının ortasında hayata geçecek yeni projeleri Awdio Echo ile kaçırdığınız tüm programları dinleme şansına sahipsiniz artık. Misal David Sylvian’ın yeni albümünü merak ediyorsunuz, Karga’ya gelemediniz ve aksilik bu ya, evde de değildiniz. Girin Awdio’ya. Program orada. Daha ne olsun. info@kargamecmua.org