A PHP Error was encountered

Severity: Notice

Message: Only variable references should be returned by reference

Filename: core/Common.php

Line Number: 257

karga | Ejderin Yolu

A PHP Error was encountered

Severity: Notice

Message: Use of undefined constant REQUEST_URI - assumed 'REQUEST_URI'

Filename: views/dergi_view.php

Line Number: 102

http://www.kargamecmua.org/dergi/sayi/31/3419" target="_blank" class="twitter">twitter

Ejderin Yolu


Aylin Ünal

The History Channel ve Hong Konglu yönetmen Stanley Clark, bu yıl Bruce Lee üzerine iki ayrı film yapmaya başladıklarını açıkladılar. Belgesel nitelikli bu iki filmi merakla beklerken efsaneyi bir anmak istedik.

“Zihnini boşalt. Biçimsiz ol. Şekilsiz ol. Su gibi... Suyu, bir fincanın içine koyarsan; su, fincan olur. Suyu, bir kabın içine koyarsan; su, kap olur. Suyu, bir çay bardağının içine koyarsan; su, çay bardağı olur. Su ol, arkadaşım” Bruce Lee
 
Asıl adı Bruce Jun Fan Lee olan Çin kökenli Bruce Lee, 27 Kasım 1940’da ailesinin çıktığı bir sanat turnesi sırasında, San Fransisco’da doğar.
 
Küçükken sessiz ve kimi zaman da kavgacı olan yapısıyla dikkatleri üstüne çeker. Haydutlardan ve kaplanlardan kaçıp bir dağa tırmanan ve burada rahipler tarafından yetiştirilen altı yaşındaki bir çocuğun çizgi hikâyesi, Lee’nin küçüklük zamanlarında en çok etkilendiği hikâyeler arasında bulunur. Sade ve bilge bir yaşam, Lee’yi küçük yaşlarından itibaren tanımlar.
 
Bruce Lee’nin izi, kimilerinin küçüklük, kimilerinin ise gençlik dönemlerinin hatıralarında bulunur. Pek çok kişi kendisini Lee’nin nefis dövüş tekniklerini televizyon ekranlarında seyrederken hatırlar. Anılar zorlandığında, yalnızca devlet kanallarının televizyonda yayın yaptığı dönemlere gidilir ister istemez. Pek de seçim hakkı zaten olmaz ama önlerde yüzlerce seçenek de olsa, karşısında Bruce Lee’yi gören kanalı değiştirmeyi pek de düşünmez.
 
Neden olduğunu belki de pek anlaşılmaz ama Bruce Lee, çocukluk kahramanıdır. Kimse inkâr edemez, herkesin anılarında bir şekilde vardır Bruce Lee’nin yeri. Ve kimse ona tamamen kayıtsız kalamamıştır. Belki de bu yüzden yıllar sonra, arkadaşlarla biraraya gelindiğinde ve artık “büyümüş” sayıldığında “hadi bir Bruce Lee filmi seyredelim” önerisi herkesi memnun eder…
 
Mahalle arasında arkadaşlarla toplanan çocuklar, izlediği dövüş filmlerinden aldığı ilhamla oyunlar oynar. Bruce Lee, o zamanlar pek çok çocuk için dövüş sanatlarının biricik kahramanı olur. Dövüş aletlerini kullanırken sergilediği estetizm, onu seyredenleri etkiler. Çocuk aklıyla o zamanlar, filmlerin gerisinde yatan sanatsal referanslar alınamaz ama çocuksu hislerle, orada güzel bir şeylerin olduğunu bilinir
 
Bir kavga nasıl bu kadar şiirsel aktarılabilir ki?
 
Bu sorunun cevabı Bruce Lee’nin küçüklük dönemlerine kadar uzanır. Lee, altı yaşındayken ailesinin de kendisini yönlendirmesiyle dövüş sanatları eğitimine başlar. İlk eğitimini babasından alır ve wu stili tai chi chuan öğrenir. 13 yaşında  Çin’in en önemli dövüş ustalarından biri olan sifu (usta) Yip Man’dan Wing Chun (wu şu) öğrenmeye başlar. Dövüşe başladığı ilk zamanlardan itibaren, bunun yalnızca bir kavgadan ibaret olmadığını bilir. Dövüşün içerisinde beden ve ruhun ahenkli bir işleyişi bulunur.
 
Lee’nin dövüş tekniklerine olan sanatsal yaklaşımı, 18 yaşındayken Washington Üniversitesi’nde aldığı felsefe eğitimiyle köklerini bulur. O dönemlerde tanıştığı ve sonradan eşi olan Linda Cadwell, Lee’nin hayatında önemli bir yere sahip olur. Lee, yaptğı pek çok işte Cadwell’in desteğini görür. Amerika’da açtığı Jeet Kune Do eğitim merkezini de Bruce, Linda ile beraber yürütür.
 
İsmini kendi koyduğu “Jeet Kune Do” dövüş sanatı ile Bruce Lee, milyonlarca insanı arkasından sürüklemeyi başarır. Jeet Kune Do’yu basitlik olarak tanımlayan Lee, insanın isterse vücudunun her parçasını geliştirebileceğine ve eğitebileceğine inanır. Ona göre dövüş sanatı, insanın kendisini dürüstçe ifade etmesinin yoludur. Kişinin ruhunun ve bedeninin ahenkli bir bütün halinde çalışabilmesi demektir. Ruh, bedene ne kadar yakın olura, beden ve zihin o kadar iyi işler. Saflığın en büyük güç olduğuna inanan Lee, hayatı boyunca bu saflığın peşinden gider..
 
Bir düşünür ve dövüş sanatların en büyük isimlerinden biri olan Bruce Lee, insana olan inancı, saygısı ve sevgisiyle, dünyada milyonlarca kişiye ilham olur. Ünlü sanatçının gizemli ölümünden sonra, hakkında pek çok belgesel çekilir, kitap yazılır. Ancak Lee’nin sırrına hiçbir zaman tam anlamıyla ulaşılamaz.
 
Bruce Lee, çocukluk zamanlarımızın değişmez kahramanıydı. Bugün ise Lee, bizim için yalnızca mükemmel bir dövüş ustası değil, aynı zamanda kendi felsefesini kurup, bunu yaşatmayı başaran ölümsüz bir bilgin.  aylinaylin_1@hotmail.com