A PHP Error was encountered

Severity: Notice

Message: Only variable references should be returned by reference

Filename: core/Common.php

Line Number: 257

karga | Son Kağıt Candır Nokta Kom

A PHP Error was encountered

Severity: Notice

Message: Use of undefined constant REQUEST_URI - assumed 'REQUEST_URI'

Filename: views/dergi_view.php

Line Number: 102

http://www.kargamecmua.org/dergi/sayi/31/3411" target="_blank" class="twitter">twitter

Son Kağıt Candır Nokta Kom


Armağan Çelik

Hunter: Bitirelim mi yavaştan yav. Saat 8 oldu.
David: Öğlene kadar yolu var…
Woody: Ben hazırım bitirmeye, kahvaltı etseydik, kan şekerim biliyorsunuız.
David: Kes lan…
 
Kağıtlar dağıtılır.
 
Sinek 2 Kupa 4: Syd
Maça Q, Maça 10: Earl
Kupa A Sinek 5: David
Karo 5 Karo 2: Woody
Maça A Maça 2: Hunter
 
Syd: Yer ne? Ya da ben yokum.
Earl: Birader bi de oyuna gir ya, yokum derken bokum. Nasıl alacaz paralarımızı. Sabah oldu hâlâ kaçıyosun oyundan. Buyurun (diyerek oyuna girer). Bi daha oynamayacam bu lavukla.
David: Yer 5 oldu. Bırak Syd’i yiyosa sen bunu gör Earl.
Woody: İlk elden bok var arttırıyorsunuz ama gördüm. Çok açım ya. Her oyuna giriyorum böyle. Ne işin var? Sana ne? Yesinler birbirlerini. Renk gelir mi ki? Ufff…
Hunter: Eh, flop’u görmek lazım (diyerek oyuna girer).
Earl: Buyur David Efendi, yiyosaymış, gördüm tabii. Aşkım kız gelmiş, kaçar mıyım..
David: Yeri görelim o zaman. As aç lan, as aç lan. Hahaha, benim olmalı, benim!!
 
Flop: Maça 5, Maça 3, Karo A.
 
Syd: Mınıskim. Mınıskim. Mınıskim
Earl: Renk olur mu? Kızım da var, güzel güzel ama… Bop!
David: Sktim belanızı... 10 oldu yer, hiç heveslenmeyin. Renge gitmeden kesmek lazım kafalarını.
Hunter: Kent sahibi belli oldu.
Woody: Sadece 5’im var. Hiç bulaşmasam mı? Tabii tabii. Ne var onlarda acaba. Offf, terliyorum ya. Al sana 10. Niye girdim ya. Hay!
Hunter: Gördüm. Maça, maça...
Earl: Hunter komik giyinen bir herif. Woody de çok istasyon.
David: Hadi Earl hadi.
Earl: Ne?
David: Var mısın?
Earl: Sana ne?
David: Ne demek banane, sıra sende.
Earl: Varım lan, sana gıcıklık olsun.
David: Hehe. Enayi. Aç abi.
Syd: Mınskim.
Hunter: Maça, maça...
 
Turn: Kupa 5
 
Earl: Bop.
David: Allaa. İşte bu lan. Dur kaçırmayalım tavukları (30 dolar sürer). Earl akıllı ol.
Woody: Ulan yoksa. Bu eli alıp kahvaltı diye çıkar geri dönmem. Kâr kârdır. Dur acaba olur mu ya?
Earl: Amma kıvrandın lan.
Woody: Yok… Yok bi şey. Gördüm 30 dolar.
Hunter: Maça gelecek. Gelmese de skme kadar. Son kaat candır. Bırak elektrik aksın. (Görür)
Earl: Girer miyim? Girmeeem… Yoksa. Girmeeeem. Ama bi maça daha bee.. Girmeee.. (Görür)
 
River: Maça 4
 
Earl: Hmm, 10 daha.
David: Hahayt. Dur, dur ne olabilir ki. Hiç bişi olmaz. Rengi var. Her türlü koyarım. 10’unu görüyorum vee 50 daha.
Woody: Bu ne şimdi. Rengi var. Sanırım Earl’ün de. Nasıl iş bu ya. Kent de olmuştu ne güzel. Neyse, kahvaltıya giderim bişey olmaz. Unuturum. O elde nası renk çıktı kaçmıştım hay ya. Yokum ben. Al senin olsun.
Hunter: (Bir süre düşünür) 60 diyosun.
David: Aynen. Ne düşünüyorsun?
Hunter: Önünde ne kadar var, onu düşünüyorum.
David: Senin önündeki yetmez işte.
Hunter: Yettiği kadar o zaman. Bakalım… (markaları sayar) 232 dolar.
Woody: Fiyuuuu!
Syd: Mınıskiim. İyi ki kaçmışım.
Earl: Rölans. Maça ası mı var. Hmm, full de olabilir. Hmmm... Hmmm... Pas.
David: Eh, başbaşa kaldık o zaman, buyur, yüz, yetmiş, bu da ikisi.
 
Kağıt açma vakti.
 
David: Full var bende.
Hunter: Ben de bunlar var.
David: Renk mi, yetmez.
Woody: Aslansın olm Woody. Böyle işte. Karışma sen sana ne. Hadi ben kahvaltıya gidiyorum.
Hunter: Bi saniye.
David. (Bir taraftan paraları toparlayarak) Veda mı edecektin paracıklarına, pardon.
Earl: İyi bak David.
David: Bakıyorum.
Hunter: Ve yerde sıralı bir floş olduğunu görerek elini paramdan çekiyorsun.
David: Ihhh.
Earl: Heyecan yapma canım o zaman böyle üterler.
David: Annene söyle sen onu.
Earl: Ağzını bozma ba.
Hunter: Kavga yok beyler. Hadi ben kaçtım...
Woody de kalkar. Syd ve David ceketine yapışırlar Hunter’ın.
Earl kız arkadşıyla konuşmaktadır telefonda.

dunetheelf@hotmail.com