A PHP Error was encountered

Severity: Notice

Message: Only variable references should be returned by reference

Filename: core/Common.php

Line Number: 257

karga | Oy Noy Nama

A PHP Error was encountered

Severity: Notice

Message: Use of undefined constant REQUEST_URI - assumed 'REQUEST_URI'

Filename: views/dergi_view.php

Line Number: 102

http://www.kargamecmua.org/dergi/sayi/31/3406" target="_blank" class="twitter">twitter

Oy Noy Nama

Leo Malandro

Bizden önceki jenerasyonlara merak yasakmış. Külliyen… Başka dinlere, başka doktrinlere, sıradışı erkeklere, kendi gibi davranan kadınlara merak, zihnar yasak iken ayrıca tehlikeliymiş.
 
Sonra başkasının büfesini, çekmecesini, Kıbrıs veya Gaziantep’ten kaçak gelen nesnesini kurcalamak yasakmış: “Oğlum kurcalama, iş çıkartıcan şimdi!” Atalar inancına göre, başkasının bilmem ne eşyasına dokunmak, onu evirip çevirmek, yani eğlenme fiilinin anlamca karşıladığı bu edimde bulunmak, ol eşya; sahibinin ruhu ile iletişimde olduğu için çok nahoş bir durummuş. Bandı oniki yüzyıl ileriye sararsak, bugün otobüs yolculuklarında tepesindeki havalandırma ünitesini çalıştırmak isterken görevliyi ikaz etmeye yarayan düğmeye basmak, spot ışıkları yakmak isterken havalandırma düğmesini sonuna kadar açarak dar alanda küçük yeller estirmek, herhalde işte bu “oynama” yasağının sonucu olarak beliren bir tedirgin tecrübesizlikler silsilesinin sonucu olsa gerektir. Yasaktır, yasak olduğu için öğrenilmemiştir, ikaz düğmesi otobüse ve otobüs ise bir başkasına aittir.
 
Merak etmemeyi yeğlemek, sorumluluk almaktan kaçınmak. Sonra televizyonda yakın zamanlarda görünüp pek sevimli bulunmuş bir Nakşi hocasının ağzından kaçırdığı üzere: “Merak etme, oynama ve kurcalama… Kafan karışır!” Oyun ve merak, müthiş bir ten uyumununa sahip iki deli sevgilidir. Kanımca ortamlarda bir çift görüntüsü vermekten ısrarla kaçınırlarken her ikisinden hiçbiri, erkek değildir.
 
Kimi zaman oyun, insanın mesleğini belirler. Biz küçükken, iple çekiştirdiğimiz plastik kamyonlardan oluşan bir filomuz vardı ve sel hali hiç eksik olmayan Bostanlı sahili sokaklarını arşınlayak oradan buradan toprak taşır, asfaltlardaki yamaları tamir ederdik. Bizden birisi, bir gün bir çıkageldi ki, hepimizinkinden büyük bir kamyon almış. Boyut üstünlüğünün geçersiz olduğu tuhaf antihiyerarşik düzene göre, sessizce ve kendi tercihi ile filonun sonuna geçti. Küçük kasaların dolduramadığı çukurların üstünü tamam ederek arkayı toplamaya başladı. Bir gün; yükü ağır geldiği bir an, plastik tekerleğin biri yuvasından çıktığında boylu boyunca yere uzanıp kamyonuna alttan bir bakış attı. Kendisi şimdi bir süpermarketin nakliye şefidir.
 
Ne kadar çevik olursanız olun, oyununuzda bir yanlış hamle ömrünüzün seyrini bir daha geri dönüşü olmaksızın etkileyebilir. Yaz başında bir öğleden sonra masada otururken bir örümcek çıkageldi. Tik masanın kare biçimli deliklerine bir bata bir çıka gezinirken, sol açıkta konup inen kara sinekleri keşfedince kıskaçlarını aça kapaya pusuya yattı. Sineğin biri dalgacı çıktı ve kona uça örümceğin izzet–i nefsi ile oynamaya başladığında örümcek, buna sıkılmış da şöyle bir geziye çıkıyormuşçasına iki umarsız hamle ile mukabele etti. Gidişini gördüm ama dönüşüne ve hızına inanamadım: Bir saniye içinde sineğin o an konduğu yerde bitti ve bu oynağı belinden kavrayıp masanın altına çekildi.
 
Bir de mahallede eskiden oynanan bir oyun vardı, adı çok tekinsiz geldiği için bu oyun mevzubahis olduğunda tüyerdim: G.t Kazmaca. Birtakım kiremit parçası ve kısa bir çomak ve zemine kazılan çukur gibi unsurlarını hatırlıyorum.
 
Bu da mevcut siyasi iklimden dolayı aklıma geldi herhalde…