A PHP Error was encountered

Severity: Notice

Message: Only variable references should be returned by reference

Filename: core/Common.php

Line Number: 257

karga | Oyun Oynarken Oyuna Gelmek

A PHP Error was encountered

Severity: Notice

Message: Use of undefined constant REQUEST_URI - assumed 'REQUEST_URI'

Filename: views/dergi_view.php

Line Number: 102

http://www.kargamecmua.org/dergi/sayi/31/3405" target="_blank" class="twitter">twitter

Oyun Oynarken Oyuna Gelmek


Serkan Kafalı

Oyun, hafiflik işaretidir her şeyden önce, neredeyse her zaman çocukluk dönemiyle ilişkilendirilen. Günden çalınan bir zaman parçasında kurgulanıveren, gündeliğin zorunluluklarından uzakta yaratılan küçük bir boşluk. Bu boşluk artık el kadar çocuklar için de eskisi kadar kolay bulunabilen bir şey değil. Bir yarış atı disipliniyle, yürür ve dili çözülür olduktan sonra kreşlere, yaz okullarına gönderilen çocukların kendi hayal güçleriyle yaratabilecekleri oyunlar için, maalesef zamanları da fırsatları da pek yok.

Kurgulanmamış, planlanmamış, çocuğun doğaçlama üreteceği oyunların miâdının dolmasının muhakkak ki bir sebebi var. Oyun, somut bir faydaya yönelmeyen, anlamını, kıymetini kendi varlığından alan, yani elle tutulur bir sonuç üretmese de değeri olan bir faaliyet en nihayetinde. Ancak, 4 yaşındaki çocukların bile böyle boş şeylerle uğraşacak zamanları yok artık.

Çünkü oyun, yetişkinler dünyasının anlamlar hiyerarşisinde en diplerde bulunan faaliyetlerden biridir. Oyunun uçucu, eğlenceli dünyası, yetişkin zihninde kaypak bir atmosfere karşılık gelir; çünkü yetişkinler “oyuna gelmez”. Oyunun o elzem görünen disiplinden uzak durması da rahatsızlık verir; “oyun mu oynuyoruz burada” önemli bir had bildirme cümlesidir bu dünyada.

Yetişkinlerin dünyasında en yaygın oyun şekli olan bilgisayar (ve konsol) oyunlarına bakıldığında da durum maalesef pek parlak görünmüyor. Ki, şöyle bir hesap yaptığımda, gönül rahatlığıyla söyleyemeyeceğim yıllara ulaşan bilgisayar oyunlarıyla haşır neşir olma geçmişim, benim için hep gündeliğin boğucu zorunluluklar dünyasından uzaklaşma imkânı oldu. Heyhat, Steven Poole'un bilgisayar oyunları üstüne yazmış olduğu makalesi* görev kavramından kaçmak konusunda pabucun göründüğünden de pahalı olduğunu gösteriyor.

"Geç kapitalizmde eğlence, çalışmanın uzantısıdır. Eğlenceye talep, mekanize çalışma sürecinden bir kaçış ve bu sürece dayanabilmek için bir güç toplama olarak yönelir. Ama aynı zamanda mekanikleşme insanın eğlence zamanı ve mutluluğu üzerinde o kadar güç sahibidir ve eğlence ürünlerinin imalatını o kadar etkin şekilde belirler ki, insanın [eğlence] tecrübeleri kaçınılmaz olarak çalışma sürecinin yansımaları haline gelir. Görünürdeki içerik sadece bulanık bir ön cephedir; insanın içine işleyen standartlaştırılmış işlemlerin birbirini otomatik olarak takip etmesidir. İşte, fabrikada, büroda olup bitenden kaçış, ancak kişinin boş zamanında o olup bitenlere yakın şeyler yapmasıyla mümkün olur.”

Çizgisel bir senaryoyla ilerleyen oyunlarda yanınıza size, sözüm ona, yardımcı olan bir karakter verilir ve oyuncudan onun verdiği ipuçları ile ilerlemesi beklenir; ki bu ipuçları aslında birer emirdir. Oyunun vaadeddiklerine devam edebilmek için, uslu olup, sıkı çalışıp, fazla sorun çıkarmadan işinizi iyi yapmalısınızdır. Büyük popülarite kazanan Sims serisi ise geç dönem kapitalizmin bütün temel parçalarını oyunun içinde önünüze koyar. Para kazanır, karakterinize daha güzel bir televizyon alır ve onu mutlu edersiniz; daha ucuz eşyalar aynı mutluluğu vermez çünkü. Bir parti vermesi için gerekli ıvır zıvırı alırsınız, parti sayesinde karakteriniz daha popüler olur. Karakterin ilerleme çizgisi, para kazanması, kendisini daha mutlu, daha popüler vs. yapmasını sağlayacak eşyaları alması çizgisi üstünden ilerler. Call of Duty serisinde, gariban bir er olarak, düşman tanklarını omuzdan ateşlenen silahlarla bertaraf etmeniz, alev püskürten silahlarla makinalı tüfek yuvalarını temizlemeniz, sürekli öne atılarak kahramanlıklar yapmanız beklenir. Bir yerde sıkıştınız, siperden başınızı kaldıramıyor musunuz, sonsuz sayıdaki düşmanlar gelmeye devam edecektir, ta ki sizden beklenen kahramanca çıkışı yapana kadar.

Boğucu iş hayatından, sosyal yaşantının gerekliliklerinden nefes alıp, boş zaman yaratarak oynanan oyunlarda neredeyse boş zaman hiç yoktur. İşin kötüsü oyunlardaki patronlarınızı uyutup, kendinize nefes alacak bir alan yaratmanız, gerçek hayattan daha da zor olmakta her zaman.

Şimdi izninizle, Empire Total War'da, İran seferine çıkmanın mı, Avusturya üstüne yürümenin mi daha uygun olduğuna kafa yormam, ticaret yollarımı korumak için plan yapmam, hangi teknolojik gelişmeye daha önce ihtiyacım olduğunu öngörmem, hangi tarım bölgelerini geliştirmeye yönelmeye karar vermem ve vergi oranları ile ilgili detaylı bir inceleme yapmam gerekiyor. Ha bir de her savaşta her bir askeri birliğimi de her an kontrol etmem lazım, şuursuzca davranıp kendilerini de beni de yakmamaları için. Yine çok işim var; hay bin kunduz!

*http://stevenpoole.net/trigger-happy/working-for-the-man/
Eğik olarak yazılısı kısım, makalenin babaerenler (ekşi sözlük) tarafından çevrilmiş bölümüdür.

werelone@gmail.com