A PHP Error was encountered

Severity: Notice

Message: Only variable references should be returned by reference

Filename: core/Common.php

Line Number: 257

karga | Moritanya’dan bir hoş seda

A PHP Error was encountered

Severity: Notice

Message: Use of undefined constant REQUEST_URI - assumed 'REQUEST_URI'

Filename: views/dergi_view.php

Line Number: 102

http://www.kargamecmua.org/dergi/sayi/30/2566" target="_blank" class="twitter">twitter

Moritanya’dan bir hoş seda


hira d.

Bir Ceza konserinde yeni yetme keplilerin aynı açıda tuttukları kollarıyla aynı anda yaylanması veya siyahlara bürünmüş uzun saçlıların aynı şeytan parmağı hareketiyle kafalarını aşağı yukarı sallaması niye hemen gözümün önüne Nazi propaganda törenlerini getiriyor ki? Ya da, daha da ileri gideyim, yana çevrili kepler, siyah tişörtler ya da katil Samast özentisi beyaz bereler arasında, özünde bir fark var mı cidden? Papağangiller. Medyanın 4 koldan pompaladığı vıcık vıcık kültür ile, alternatif medyadan akan allı pullu, harbici, delikanlı rock kültürü arasında, özünde bir fark var mı? Hamburger kültürüne emperyalistliği, dizi kültürüne bayağılığı için öfke kusanlar, karşı hamle diye rock kültürünü pompalayarak komik duruma düşüyor; sanki rock bizzat, epeydir piyasanın tam kucağında değilmiş gibi ya da burada yine aynı öykünme mantığı yokmuş gibi.

[mecmuanın geçen sayısında Cengiz Alkan’ın mühim yaklaşımları vardı bayağı kültür, elitizm vs. üzerine. “Yukarıda  kimse yok, herkes aşağıda”, evet. Bu kilit yaklaşımı oturtmalı artık, sanatta, siyasette, özellikle kuramlarda, kendimizde. Sürekli karşı(t)lıklar yaratarak aslında aynımız olanları ötekileştirmekten, durduğumuz yeri hemen seçkinleştirme, ayrıcalıklaştırma kafasından kurtulmalı (Umut Sarıkaya’yı bundan seviyom). Burdan 45 derece keplilere, siyah tişörtlülere bok atarken, kendi papağanlıklarım, öykünmelerim zaten ayrı bir komedi. Ama --evet işin bir de “ama”sı var-- sonrasında varılacak yer bayağılığı bağra basmak mıdır (Sarıkaya’dan bu yüzden kıllanıyom), basılmayacaksa o plastik çiçekleri, ayak parmaklarının komple dışarı fırlayıp öne kıvrıldığı o terlikleri neremize sokacağız, işte burda çakılıyorum. Mesela Arabesk’i bir düşüklük olarak görmek (ve karşısında Klasik Müziği bir seçkinlik olarak sunmak) büyük bir hıyarlık ve aymazlık, ok; ama cilalı, yapmacık Cumhuriyet kültürüne çakılmış nah işareti Arabesk’in zamanla diptekilere satılan bir ürüne, onlara pompalanan bir kimliğe, avunma emziğine ve bir prangaya dönüşmesine ne demeli? Herkes aşağıda, yok birbirimizden farkımız, evet, ama, *herkes kendi içinde güzel* kafası ile, bir kitle kültürü üretimi ve gerçekliği baştan yaratma makinesine dönüşmüş olan medyanın sistematik şekilde yarattığı birörnek vasatlık taban tabana zıt olsa gerek. Soru çok..]


Hal böyleyken, dergi kapağı yapılan kokainden şaftları kaymış İngiliz gruplarına inat, bu sayının albümü Charles Duvelle’nin Moritanya’da 1960’larda yaptığı saha kayıtları. [Müzikolog Duvelle yıllarca özellikle Batı ve Orta Afrika’da gezerek kayıtlar yapmış ve kurduğu Ocora şirketinden bunları yayınlamış. Voyager uzay gemisiyle muhtemel uzaylılara gönderilen müzikler arasında onun Benin kayıtları da yer almış.] Griotlar adı verilen ozanlar asırlardır Kuzey Afrika’da dolaşarak özellikle soylulara ve üst sınıflara kahramanlık destanlarını anlatan seçkin müzisyen grupları. Bunlar, soyluların güçten düşmesiyle zamanla ordan oraya dolaşarak düğünlerde, özel günlerde halka eski gelenekleri, köle ticaretini, savaşları anlatan, büyük saygı gören halk ozanlarına dönüşmüş. Bu halk ozanlarının İslam Cumhuriyeti Moritanya’daki karşılığı olan, Arap, Berberi ve hatta Sudan ekollerini harmanlayan Iggawin geleneği ise soylu Griotların aksine toplumun en alt sınıfında yer almış. Udun bir türevi olan tidnit (daha ziyade erkekler çalıyor) ve telli çalgı cora ailesinden ardin (daha ziyade kadınlar çalıyor) ana çalgıları. ‘70’lerde başlayan modernleşme Iggawin geleneğine de yansımış ve tidnit yerini zamanla elektrogitara bırakmış. Örneğin Moritanya’nın dışarıda en bilinen şarkıcısı Dimi Mint Abba, giderek daha popürleşen ve Afrika pop’a meyleden bu gelenekte eski ile yeninin tam arasında duruyor. Tidnitin yerini udun almasıyla öne çıkan Ortadoğu etkisi
albümlerinde hissediliyor. Duvelle’in kayıtları ise geleneğin modernleşme öncesi kökenlerine bir nebze olsun ışık tutuyor.


4 kayıttan oluşan albümde (Mauritania – Charles Duvelle collection) 34 dakikalık ilk kayıt, Sidi Ahmet’in gırtlak titreterek okuduğu bluesvari İslam ilahileri ve aynı temanın etrafında dönüp duran tidnit (tidinit) ile ağıtsı bir ayini yansıtıyor. Burada bir yanda ud ekolü bir yandan da Berberi ve Batı Afrika ezgilerinin bir solo gitar tadında müstesna bir harmanlanışı sözkonusu. Muhteşem ikinci kayıtta (Karr N’Temass), erkek şarkıcıya (Badi Ould Hambara) eşlik eden, onunla atışan çığlık çığlığa kadın korosu Gospel’in nereden türediğine işaret ediyor. Korodakilerin ayrı tellerden çalması, her birinin temayı farklı bir noktaya taşıması tam bir nefaset. Ardından “Vagho Tenediouga” adlı parçanın önce doğaçlamaya dayalı enstrümantal sonra da vokal yorumları geliyor. Burada erkek şarkıcı temayı girdikten sonra bu sefer kadınlar önce sırayla temayı uzun hava tadında yorumluyor, ardından kadın korosunun kendi içinde atışmasıyla ortalık iyice şenleniyor.

Albüm Soulseek’te aranınca bulunuyor; Charles Duvelle – Mauritania diye yazınca çıkıyor; olmadı Sidi Ahmed el Bakay yazın, ama 2 ama 3 kullanıcı çıkar illa ki. [http://www.alapage.com//Recherche/mauritanie.htm?type=3&mot_art_nomprenom=MAURITANIE&donnee_appel=GOOGL – buradan moritanya müziği albümlerine bakılabilir].

hazbazz@gmail.com