A PHP Error was encountered

Severity: Notice

Message: Only variable references should be returned by reference

Filename: core/Common.php

Line Number: 257

karga | Fotoğraflarım nerede?

A PHP Error was encountered

Severity: Notice

Message: Use of undefined constant REQUEST_URI - assumed 'REQUEST_URI'

Filename: views/dergi_view.php

Line Number: 102

http://www.kargamecmua.org/dergi/sayi/30/2529" target="_blank" class="twitter">twitter

Fotoğraflarım nerede?


Serkan Sanç
Zaman nasıl akar? Kişiye göre değişen hızlarda mı? Yoksa sabit bir hızda gider de zaman, insanlar mı ayrı ayrı geç kalır, erken gelir ya da hiç ulaşamaz varacağı yere? Bu göreceli soruya yanıt aramak için yapılacak belki de en keyifli işlerden birine soyundum geçenlerde… Açtım kütüphanemin en az kullanılan kapaklı gözünü, içinden her biri ortalama 15 cm. kalınlığında 5 tane fotoğraf albümü çıkardım. Çocukluğumdan başlayan ve şimdiki hallerimin birkaç yıl öncesine dek uzanan kronolojik dizimli hayatımı, yatağın yanına, yere bıraktım. Uzandım yüz üstü yatağıma ve ilk albümün sayfalarını çevirmeye başladım.
 
En son ne zaman baktınız fotoğraf albümünüze? Ama şöyle harbi bir fotoğraf albümüne… Eskileri; kalın ciltli, fotoğraf yerleştirmek için sayfadan ayrılan ince şeffaf jelatinle kaplı olan ve fotoğraflar ile jelatinin yeniden yerine oturması için hafif bir yapıştırıcı ile takviye edilen türdendir. Nispeten yenilerinde belirli bir fotoğraf kağıdı ölçüsü için hazır bölmeler vardır. Harbi fotoğraf albümü; sizin daha alt beziyle yaşadığınız dönemden bu yana annenizin tüm fotoğraflarınızı özenle ve sırasıyla yerleştirdiği, bitince yenisini satın aldığı ve siz bunları kendiniz yapacak yaşa gelince işin sırrını size aktardığı tarzda albümlerdir.
 
İşte o fotoğraf albümlerine bakmanın en zor kısmı, bir sonraki sayfaya geçmek konusunda yaşanan aşırı istek ile aşırı isteksizliğin çarpıştığı noktadır. Bir yandan baktığınızdan uzaklaşmak istemezsiniz, sanki yeniden geçmişe gömülüp kalacak gibidir… Öte yandan bir sonraki halleriniz, o hallere sığan anılar, deli gibi bağırarak çağırır sizi… O yüzden ağır ağır döner albümün sayfaları… Sayfaların kalınlığı da bu hızı destekler cinstendir.
 
5 albüme bakmak; birkaç dal sigara eşliğinde iki saatimi aldı. Yüzümde kimi zaman mutluluğun, kimi zaman hüznün; o geldikten sonra bir süre silinmeyen izlerini sonradan fark ederek geçirilen iki saat…
 
Bir de o fotoğraf albümlerini, sevdiklerin ile paylaşma zamanları vardır. Daha kısa sürer genelde… Kendi başınayken, kendi özelinin karelerine bakarken daha bir özgürsündür. Hatırladıklarını hızla kafandan silip, bir sonrakine geçmek zorunda değilsindir. Başkası bakarken senin geçmişine, her yerine dokunsun istemezsin. Saklamak istediğin kareler, hayatında da saklamak istediğin yerlerinle örtüşür. Başkalarının bilmesini istemediğin, bahsetmediğin, yansıtmadıklarındır çoğu zaman. Ama işte hepsi burada, hayatının yıllar içinde oluşturulmuş fotoromanı olarak elinin altındadır. Kiminde 5, kiminde 2, kiminde 10 albümdür. Kiminin fotoromanı uzundur, kimininki ise kısa…
 
Tarih sırası ile okuduğun fotoromanında, zaman zaman atlanmış yıllar gözüne çarpar. O dönemde çok fotoğraf çektirmemişsindir belki… Belki çekilen fotoğraflarda yer alan olaylar, kişiler; sende ağır yaralar bıraktığı için çıkarmışsındır fotoromanın montajından… Akışını kesmişsindir. Ama sadece albümde kesili olduğunu, hayatından hiç çıkmadığını da çoğunlukla o albüme bakarken hatırlar, o anlara dönüşlerini yaşarsın. Yine kendi içinde, ama bu sefer kendinden bile saklı…
 
Bu aralar fotoğraf albümlerine fazla fotoğraf girmiyor ne yazık ki… Şimdilerde genç olarak nitelendirilen bir çok kişide albüm de yok zaten. Bilgisayara aktarılan dijital kareler; flash bellekler ile yenilenen kasalara taşınıyor. 8 GB Ram hızında, bir mouse’un ucunda resmi geçit yapan kareler hakkında uzun uzun düşünülmüyor da… Kimse 2 saat boyunca fotoğraflarına bakmıyor artık.
 
Artık kimse; geçmişini alıp kucağına, bir koltuğa gömülüp, kahvesini ya da birasını yudumlarken, bir albümün sayfalarında geçmişinden bugününe uzanan fotoromanını izlemiyor. Tozlu dolapların içlerinde, yerden yüksek rafların arkalarında, unutulmuş, varlığından ötürü haz alınmasından vazgeçilmiş milyonlarca albüm; ait oldukları hayatın fotoromanını gözler önüne sermek için, oldukları yerde bekliyor. Eğer bugün evinize gittiğinizde o albümleri çıkarırsanız oldukları yerlerinden, üzerlerindeki tozu silip kapağını açtığınız anda başlayacaklar size sizi hatırlatmaya… Tek bir küçük an için bile değer, bir fotoromanın içinden karelerde yeniden, yeniden kendinize dairlere merhaba demek.
ssanc@hotmail.com